Marmaris Çevreciler Derneği Başkanı Ahmet Kutengin, Marmaris Körfezi'nin içler acısı halini ortaya koyan üç bilimsel çalışmayı kamuoyuyla paylaştı. Kutengin, "Foseptiğin içinde yüzdüm, hâlâ aynı" diyerek körfezdeki kirliliğin boyutlarına dikkat çekti ve acil müdahale çağrısı yaptı. Körfezdeki kirlilik seviyesi, sağlık ve ekosistem açısından kritik eşiği aştı.
Bilimsel Çalışmalarla Belgelendi
Ahmet Kutengin tarafından gönderilen üç ayrı bilimsel rapor, Marmaris Körfezi'ndeki kirliliğin kaynağını ve etkilerini ayrıntılı olarak ortaya koyuyor. Raporlara göre, körfezdeki atık su deşarjları, deniz suyunda yüksek miktarda bakteri ve kimyasal maddeye yol açıyor. Özellikle foseptik atıklarının doğrudan denize karıştığı tespit edilirken, bu durum deniz canlıları ve insan sağlığı için büyük risk oluşturuyor.
Kutengin, "Körfez adeta can çekişiyor. Yıllardır süren ihmal ve denetimsizlik, Marmaris'in göz bebeği olan bu doğal güzelliği yok ediyor" dedi. Bilimsel veriler ışığında, körfezin ekosisteminin çökme noktasına geldiği belirtiliyor.
Acil Müdahale Çağrısı
Marmaris Çevreciler Derneği, yetkililere seslenerek körfez için acil bir eylem planı hazırlanmasını talep etti. Dernek, kirliliğin kaynağının tespit edilmesi, arıtma tesislerinin kapasitesinin artırılması ve denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde turizm ve balıkçılık gibi sektörlerin de olumsuz etkileneceği uyarısında bulunuldu.
Ahmet Kutengin, konuşmasının devamında "Marmaris Körfezi'ni kurtarmak için artık geç kalındığı söylenemez, ancak harekete geçmek için de bir dakika bile kaybetmemeliyiz" ifadelerini kullandı. Dernek, önümüzdeki günlerde imza kampanyası ve basın açıklamalarıyla kamuoyu oluşturmayı planlıyor.
Marmaris Körfezi'ndeki kirlilik sorunu, sadece yerel değil, ulusal bir çevre meselesi olarak da değerlendirilmeli. Akdeniz'in incisi olarak bilinen bu bölgenin korunması, gelecek nesillere temiz bir çevre bırakmanın ötesinde, bölge ekonomisinin sürdürülebilirliği için de hayati önem taşıyor. Deniz kirliliğiyle mücadele, sadece belediyelerin değil, tüm paydaşların ortak sorumluluğudur.