Beklenen Marmara depremine ilişkin yeni bir değerlendirme Prof. Dr. Osman Bektaş'tan geldi. Bektaş, Ana Marmara Fayı'nın tek parça ve homojen şekilde kilitli olmadığını belirterek, Batı ve Orta Marmara'da fayın enerji harcadığını ve bu durumun 7 ve üzeri büyüklükte deprem olasılığını ciddi oranda zayıflattığını ifade etti. Bu açıklama, uzun süredir gündemde olan Marmara depremi tartışmalarına farklı bir boyut kazandırdı.
Fayın Tek Parça Olmaması Ne Anlama Geliyor?
Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi altındaki fay hattının tek bir parça halinde kilitlenmediğini, aksine parçalı bir yapı sergilediğini vurguladı. Bu parçalı yapı, fayın bazı bölümlerinde enerji birikimi yaşanırken, bazı bölümlerinde ise enerjinin kademeli olarak boşaldığını gösteriyor. Özellikle Batı Marmara ve Orta Marmara bölgelerinde fayın sürekli hareket halinde olduğunu ve enerji harcadığını belirten Bektaş, bu durumun büyük bir deprem olasılığını azalttığını savunuyor.
Bektaş'a göre, eğer fay tek parça halinde kilitli olsaydı, biriken enerji ani bir kırılma ile 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem üretebilirdi. Ancak fayın parçalı yapısı, enerjinin daha küçük ölçekli depremlerle veya yavaş kaymalarla (asesmik kayma) boşalmasına olanak tanıyor. Bu da büyük bir depremin olma ihtimalini düşürüyor.
Bilimsel Dayanaklar ve Tartışmalar
Osman Bektaş'ın bu görüşü, Marmara depremi konusunda farklı görüşlerin olduğu bir dönemde dikkat çekiyor. Bazı bilim insanları, Marmara Fayı'nın kilitli olduğunu ve enerji biriktirdiğini, bunun da büyük bir depremi kaçınılmaz kıldığını öne sürüyor. Özellikle İstanbul'un güneyinden geçen fay hattının 1766'dan beri büyük bir deprem üretmediği biliniyor. Bu uzun süreli sessizlik, bazı uzmanlarca "sismik boşluk" olarak yorumlanıyor ve büyük bir deprem beklentisini artırıyor.
Ancak Bektaş, bu görüşe karşı çıkarak, fayın belirli bölümlerinde meydana gelen küçük ve orta ölçekli depremlerin, gerilimi sürekli olarak azalttığını ifade ediyor. Özellikle 1999 Gölcük ve Düzce depremlerinden sonra Marmara'nın doğu kesiminde önemli miktarda enerji boşalımı yaşandığını hatırlatıyor. Batı ve Orta Marmara'da ise fayın yavaş kayma (krip) hareketi gösterdiğini ve bunun da enerji birikimini engellediğini belirtiyor.
Bektaş'ın bu açıklamaları, deprem bilimciler arasında yeni bir tartışma başlatmış durumda. Bazı uzmanlar, fayın parçalı yapısının büyük deprem olasılığını tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak olasılığı düşürdüğünü kabul ediyor. Yine de Marmara Bölgesi'nde her an 6-7 büyüklüğünde bir deprem olabileceği gerçeği değişmiyor.
Marmara Depremi İçin Ne Yapılmalı?
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın açıklamaları, deprem hazırlıklarının önemini azaltmamalı. Aksine, Marmara Bölgesi'nde yapı stoğunun güçlendirilmesi, kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması ve halkın deprem bilincinin artırılması gerekiyor. Bektaş da konuşmalarında sık sık depreme hazırlığın önemine vurgu yapıyor ve "Deprem olacak mı?" sorusundan çok "Depreme ne kadar hazırız?" sorusuna odaklanılması gerektiğini belirtiyor.
Özellikle İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki birçok ilde riskli yapıların dönüştürülmesi için çalışmalar sürüyor. Ancak bu çalışmaların hızı ve kapsamı, olası bir depremde can ve mal kaybını en aza indirmek için yeterli değil. Uzmanlar, deprem çantası hazırlığı, tahliye planları ve tatbikatların da ihmal edilmemesi gerektiğini söylüyor.
Sonuç olarak, Osman Bektaş'ın "7 ve üzeri deprem olasılığı zayıflıyor" açıklaması, Marmara için bir rahatlama sağlasa da deprem gerçeğini unutturmamalı. Bilim insanları arasındaki görüş ayrılıkları, deprem tahmininin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. Kesin olan tek şey, Marmara'nın bir deprem bölgesi olduğu ve her an hazırlıklı olunması gerektiğidir.