Marmara Denizi'nde son günlerde tespit edilen fay hareketliliği, İstanbul'un deprem riskini bir kez daha gözler önüne serdi. Jeofizik mühendisleri ve deprem bilimciler, özellikle Marmara'daki Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) orta segmentinde artan sismik aktiviteyi değerlendiriyor. Uzmanlar, beklenen büyük İstanbul depreminin yakınlaştığı yönündeki endişeleri dile getirirken, hazırlıkların hızlandırılması gerektiğini vurguluyor.
Marmara'da Artan Sismik Aktivite
Son bir hafta içinde Marmara Denizi'nin çeşitli bölgelerinde kandilli rasathanesi tarafından kaydedilen hafif ve orta şiddette depremler, fay hattındaki hareketliliğin arttığını gösteriyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün verilerine göre, son iki haftada 2.0 ile 4.1 arasında değişen onlarca sarsıntı kaydedildi. Uzmanlar, bu tür küçük depremlerin fay hattındaki enerji birikiminin bir işareti olabileceğini belirtiyor.
Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, yaptığı açıklamada, "Marmara'da her an deprem olabilir. Bu küçük depremler aslında bize büyük depremin ayak sesleri gibi geliyor. Fay hattındaki sessizlik sona ermiş durumda. 1999 depreminden bu yana geçen süre, kırılması beklenen segmentlerde stresi artırdı." ifadelerini kullandı. Görür, özellikle İstanbul'un Avrupa yakası açıklarındaki fay segmentlerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Marmara Denizi'ndeki fay hareketliliği, 17 Ağustos 1999 depreminin yaralarının hala taze olduğu bölgede kaygı yaratıyor. 1999 depreminde Marmara Bölgesi'nde resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybetmişti. Şimdi gözler yeniden fay hattının kırılmamış bölümlerine çevrilmiş durumda.
Tarihsel Depremler ve Risk Modellemeleri
İstanbul, tarih boyunca birçok yıkıcı depreme sahne olmuştur. 1509 depremi ve 1766 depremi, şehrin tarihindeki en büyük depremler arasında gösterilir. Son olarak 1912 Mürefte depremi de Marmara'daki fay hattının kırılmasıyla meydana geldi. Bilim insanları, bu tarihsel kayıtları kullanarak gelecekteki olası depremleri tahmin etmeye çalışıyor.
Kandilli Rasathanesi'nin yayımladığı son rapora göre, Marmara Denizi'nde 7,5 büyüklüğüne ulaşabilecek bir depremin olma olasılığı önümüzdeki 30 yıl içinde %62 olarak hesaplanıyor. Raporda, bu depremin İstanbul'a yaklaşık 100 kilometre mesafede meydana gelebileceği ve şehirde büyük yıkıma yol açabileceği vurgulanıyor. Özellikle zemin yapısı zayıf olan Avcılar, Küçükçekmece ve Fatih gibi ilçeler risk altında.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin deprem risk haritasına göre, şehirdeki yapıların yaklaşık %40'ı olası bir depreme karşı dayanıksız. Kentsel dönüşüm projeleri yavaş ilerlerken, uzmanlar bu durumun bir an önce düzeltilmesi gerektiğini söylüyor. "Deprem bilimi kadar önemli olan, yapı stokunu güçlendirmektir. Hangi bölgede deprem olacağını bilmek yetmez, binaları buna göre hazırlamak gerekir" diyor Prof. Görür.
Hükümet ve Yerel Yönetimlerin Hazırlıkları
Marmara'daki hareketlilik, hükümeti de harekete geçirdi. AFAD ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Marmara Bölgesi'nde deprem hazırlık çalışmalarını hızlandırdı. Çevre Bakanlığı, olası depremde ağır hasar alabilecek binaların tespiti için kapsamlı bir envanter çalışması yürütüyor. Şu ana kadar İstanbul genelinde 1,1 milyon konutun tarandığı, bunların %30'unun riskli yapılar sınıfında yer aldığı bildirildi.
Bununla birlikte, uzmanlar mevcut hazırlıkların yetersiz olduğu görüşünde. Deprem bilimci Dr. Övgün Ahmet Ercan, hükümetin ve yerel yönetimlerin deprem öncesi çalışmalar konusunda daha hızlı ve şeffaf olması gerektiğini savunuyor. Ercan, "Halktan deprem konusunda bilgi saklanıyor. Suç duyurusunda bulunulacak kadar ciddi bir konudan bahsediyoruz. Halkın, deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve buna göre hareket etmesi gerekiyor" dedi.
Öte yandan AFAD, vatandaşların deprem bilinci ve farkındalığını artırmak için çeşitli kampanyalar düzenliyor. Deprem toplanma alanlarının sayısı artırılırken, arama-kurtarma ekiplerinin ekipmanları güçlendiriliyor. Ancak deprem anında iletişim sistemlerinin çökebileceği gerçeği, alternatif iletişim yöntemlerinin geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Marmara Denizi'ndeki fay hareketliliği, İstanbul'un depremselliği konusunda yeni bir uyarı niteliği taşıyor. Uzmanların ortak görüşü, büyük depremin kaçınılmaz olduğu ve önceliğimizin yapı stokunu güçlendirmek ile toplumsal bilinci artırmak olduğu yönünde. Ne yazık ki, Türkiye'de depreme hazırlık çalışmaları uzun yıllardır sürüyor; ancak yaşanan kentsel dönüşüm süreçleri yeterli seviyeye ulaşamadı. Depremin ne zaman olacağı kadar, bugün atılacak adımların niteliği önem kazanıyor. Bu bağlamda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve siyasetin bu konuda daha etkin rol üstlenmesi gerekiyor. Marmara'da yaşayanlar, kaçınılmaz bir gerçekle karşı karşıya bilinçli hareket etmelidir.