Hollywood'un altın çağının en parlak yıldızı Marilyn Monroe, doğumunun 100. yılında hâlâ gizemini koruyor. 5 Ağustos 1962'de Los Angeles'taki evinde ölü bulunan oyuncunun ölümü, resmî kayıtlarda "muhtemel intihar" olarak geçse de, onlarca yıldır cinayet iddiaları ve örtbas teorileriyle gölgeleniyor. Özellikle dönemin başkanı John F. Kennedy ve kardeşi Robert Kennedy ile yaşadığı iddia edilen ilişkiler, Monroe'nun ölümünü siyasi bir komplonun parçası haline getiriyor.
Kesin ölüm sebebi hâlâ tartışmalı
Monroe'nun ölüm raporunda, aşırı dozda barbitürat (Nembutal) nedeniyle "akut barbitürat zehirlenmesi" sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor. Ancak adli tıp uzmanları, midede hiçbir ilaç kalıntısı bulunmaması ve kan seviyesindeki uyuşturucu oranının neredeyse öldürücü sınıra ulaşması gibi tutarsızlıklara dikkat çekiyor. Monroe'nun kanında 8 mg/100 ml Nembutal tespit edilirken, midesinde sadece sıvı izleri vardı. Bu durum, ilacın enjeksiyon yoluyla vücuda alındığı ihtimalini güçlendiriyor. Oysa resmî açıklamada, oyuncunun hapları yutarak intihar ettiği iddia edilmişti.
Kennedy bağlantısı ve örtbas iddiaları
Monroe'nun ölümünden kısa süre önce, FBI'ın kendisini takip ettiği ve Başkan Kennedy ile olan ilişkisinin ifşa olmasından korktuğu biliniyor. Komplo teorilerine göre, Monroe'nun Kennedy ailesine karşı bir basın toplantısı düzenlemeyi planladığı ve bu nedenle susturulduğu öne sürülüyor. Özellikle Robert Kennedy'nin ölüm gecesi Monroe'nun evinde olduğu iddiaları, örtbas operasyonunun merkezinde yer alıyor. Monroe'nun özel doktoru Dr. Hyman Engelberg'in ifadeleri çelişkili ve bazı tanıklar, ölümden saatler önce evden birinin hızla uzaklaştığını belirtiyor.
Marilyn Monroe: İkon mu, kurban mı?
Monroe, sadece bir sinema yıldızı değil, aynı zamanda dönemin siyasi ve kültürel çatışmalarının sembolüydü. Kennedy yönetimiyle olan yakınlığı, onu Soğuk Savaş'ın gölgesinde bir figür haline getirdi. FBI başkanı J. Edgar Hoover'ın, Monroe'yu komünist sempatizanı olarak takip ettirdiği ve kendisine şantaj yaptığı biliniyor. Ölümünden sonra kaybolan günlükleri ve gizli belgeler, bir örtbas operasyonunun varlığına işaret ediyor. Monroe'nun evindeki telefon kayıtları ve bazı dokümanlar, ölümünden sonra FBI ajanları tarafından toplandı.
Günümüzde tartışmalar sürüyor
Monroe'nun ölümüyle ilgili resmî dosya, 2006 yılında bazı belgelerin gizliliği kaldırılsa da hâlâ tam anlamıyla aydınlatılamadı. Adli tıp uzmanı Dr. Thomas Noguchi, 1992'de yaptığı açıklamada, Monroe'nun ölümünün bir cinayet olabileceğini ima etti. Ancak FBI ve CIA, bu iddiaları reddediyor. Monroe'nun doğumunun 100. yılında, yeni biyografiler ve belgeseller sayesinde konu yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Özellikle Netflix ve HBO'nun yayımladığı yapımlar, Monroe'nun hayatını ve ölümünü mercek altına alıyor.
Marilyn Monroe'nun ölümü, bir yıldızın trajik sonundan çok daha fazlasıdır. Dönemin siyasi çalkantıları, medya manipülasyonu ve güç odaklarının perde arkasındaki etkisi, bu olayı bir komplo teorisinden öte, tarihsel bir bilmece haline getiriyor. Monroe'nun mirası, hem sinema tarihi hem de siyasi skandallar açısından hâlâ sorgulanmaya devam ediyor.