Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bir okula yönelik silahlı saldırının ardından sosyal medyada 'halkı yanıltıcı bilgi yayma' ve 'terör örgütü propagandası' suçlamalarıyla 92 X (eski adıyla Twitter) hesabına erişim engeli getirilmesine karar verdi. Karar, saldırının hemen sonrasında sosyal medyada hızla yayılan asılsız iddialar ve provokatif paylaşımlar üzerine alındı. Erişim engeli, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından uygulanmaya başlandı. Böylece söz konusu hesaplara Türkiye'den erişim yapılamıyor.
Saldırının ardından sosyal medyada dezenformasyon dalgası
Edinilen bilgilere göre, Turgutlu'daki okul saldırısı sonrası X platformunda saldırının failleri, olayın nedeni ve kurbanların durumuna ilişkin çok sayıda asılsız haber ve görüntü dolaşıma sokuldu. Bazı hesapların olayla ilgisi olmayan eski görüntüleri saldırı anına aitmiş gibi paylaştığı, bazılarının ise provokatif çağrılarda bulunduğu tespit edildi. Başsavcılık, bu paylaşımların toplumda korku ve panik yaratma, ayrıca kamu düzenini bozma amacı taşıdığını belirterek soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi doğrultusunda, 92 hesap için erişim engeli kararı verildi. Kararın gerekçesinde, 5651 sayılı Kanun'un 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçunu düzenleyen maddesi ile Terörle Mücadele Kanunu'na atıf yapıldı. Hesapların bazılarının daha önce de benzer suçlardan işlem gördüğü öğrenildi.
Yetkililerden açıklama: 'Dezenformasyona geçit yok'
Adalet Bakanlığı kaynakları, kararın ifade özgürlüğünü kısıtlamak amacı taşımadığını, yalnızca yanıltıcı ve provokatif içeriklerin engellenmesine yönelik olduğunu vurguladı. Bir yetkili, 'Sosyal medyada yayılan asılsız bilgiler, gerçek mağdurların acılarını derinleştiriyor ve toplumsal huzuru bozuyor. Bu tür paylaşımlara karşı yasal çerçevede gerekli adımlar atılmaya devam edecek' dedi.
Öte yandan, erişim engeli kararı sosyal medya kullanıcıları arasında tartışma yarattı. Bazı kullanıcılar kararın ifade özgürlüğünü sınırladığını savunurken, bazıları ise dezenformasyonun önlenmesi için benzer adımların gerekli olduğunu belirtti. Uzmanlar, sosyal medya platformlarının kriz anlarında daha etkin moderasyon yapması gerektiğine dikkat çekiyor.
Olayın geçmişi ve sosyal medya düzenlemeleri
Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki saldırı, geçtiğimiz günlerde bir okulda meydana geldi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, olayın ardından başlatılan soruşturma sürüyor. Saldırganın yakalandığı ve psikolojik sorunları olduğu iddia edilmişti. Ancak sosyal medyada saldırının arkasında örgütsel bir yapı olduğu yönünde asılsız iddialar da yayıldı.
Türkiye'de son yıllarda sosyal medya platformlarına yönelik erişim engeli kararları sıkça gündeme geliyor. 2020'de kabul edilen sosyal medya düzenlemesi ile platformların Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmiş, aksi halde reklam yasağı ve bant daraltma gibi yaptırımlar uygulanmıştı. Bu düzenleme, dezenformasyonla mücadele kapsamında atılan adımlardan biri olarak görülüyor. Ancak eleştirmenler, bu tür kararların keyfi uygulamalara yol açabileceğini savunuyor.
Uzman görüşleri: Denge nasıl sağlanmalı?
İletişim uzmanları, kriz anlarında sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin toplum üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Ancak erişim engeli kararlarının orantılı ve şeffaf olması gerektiğini vurguluyorlar. Bir akademisyen, 'Dezenformasyonla mücadele elzem, ancak bu mücadelede hukuk devleti ilkelerinden ödün verilmemeli. Kararların gerekçeleri kamuoyuyla açıkça paylaşılmalı' değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki günlerde Başsavcılık'ın soruşturmayı derinleştirmesi ve benzer paylaşımlarda bulunan diğer hesaplar hakkında da işlem yapması bekleniyor. Sosyal medya platformlarının da Türkiye'deki temsilcilikleri aracılığıyla içerik kaldırma taleplerini değerlendirmesi öngörülüyor.
Yaşanan gelişme, bir yandan güvenlik güçlerinin ve yargının dezenformasyonla mücadeledeki kararlılığını gösterirken, diğer yandan ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki hassas dengeyi bir kez daha tartışmaya açıyor. Olayın ardından sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin mağdur aileler üzerinde yarattığı travma ise konunun insani boyutunu gözler önüne seriyor.