Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na yönelik sert eleştirilerde bulunarak, mevcut uluslararası düzenin adil olmadığını savundu. Arıkan, “Bugünkü uluslararası düzende hukukun gücü değil, güçlünün hukuku hakimdir” ifadelerini kullandı. Açıklama, BM Genel Kurulu'nun küresel sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kaldığı yönündeki tartışmaların gölgesinde geldi.
BM'nin yapısı ve vetolu sistem eleştirisi
Mahmut Arıkan, BM Güvenlik Konseyi'nin yapısını özellikle hedef aldı. Daimi üyelerin veto yetkisinin, uluslararası adaleti tıkadığını belirten Arıkan, “Beş ülkenin insafına bırakılmış bir dünya düzeni, ne mazlumun hakkını korur ne de kalıcı barış sağlar” dedi. BM'nin kuruluş ilkelerinden sapıldığını vurgulayan Arıkan, kurumun artık küresel bir güç dengesi aracı haline geldiğini öne sürdü.
Arıkan'ın bu çıkışı, son dönemde BM'nin Gazze, Ukrayna ve diğer krizlerdeki etkisizliği tartışmalarının yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Özellikle Gazze'de yaşanan insani felaket karşısında BM'nin aldığı kararların uygulanamaması, uluslararası toplumda ciddi hayal kırıklığı yaratmıştı. Arıkan, bu durumun sadece belirli bir bölgeye özgü olmadığını, sistemik bir sorun olduğunu belirtti.
“Güçlünün hukuku” kavramı ve Türkiye'nin rolü
Saadet Partisi lideri, “güçlünün hukuku” ifadesiyle, uluslararası ilişkilerde askeri ve ekonomik üstünlüğün hukukun önüne geçtiğini anlattı. Arıkan, “Bugün uluslararası hukuk, ancak güçlü devletlerin çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde uygulanıyor. Zayıf ve mazlum milletler için ise sadece kağıt üzerinde kalıyor” diye konuştu.
Türkiye'nin bu düzende daha aktif bir rol alması gerektiğini savunan Arıkan, “Türkiye, tarihsel ve kültürel bağlarının olduğu coğrafyalarda mazlumun yanında durmalı, yeni bir adalet anlayışının öncüsü olmalıdır” dedi. Saadet Partisi'nin öteden beri savunduğu “Yeni Bir Dünya” söylemini yineleyen Arıkan, adil bir küresel düzenin ancak çok kutuplu ve eşitlikçi bir yapıyla mümkün olacağını ifade etti.
Uluslararası sistemde reform çağrıları
Arıkan'ın eleştirileri, BM'nin reforme edilmesi yönündeki küresel çağrılarla paralellik taşıyor. Son yıllarda birçok ülke, Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi ve veto hakkının kaldırılması veya sınırlandırılması gerektiğini dile getiriyor. Ancak daimi üyelerin bu konudaki isteksizliği, reform çabalarını akamete uğratıyor.
Mahmut Arıkan, BM'nin sadece yapısal değil, işlevsel olarak da yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. “BM, kurulduğu günden bu yana küresel barış ve güvenliği sağlama iddiasıyla hareket etti. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu iddianın ne kadar gerçekçi olduğu tartışmalıdır” dedi. Arıkan, özellikle son yıllarda artan çatışmalar, insani krizler ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlar karşısında BM'nin etkisiz kaldığını savundu.
Saadet Partisi'nin dış politika vizyonu
Saadet Partisi, geleneksel olarak Milli Görüş çizgisinde, adil bir dünya düzeni ve İslam coğrafyasıyla yakın ilişkiler kurulmasını savunuyor. Parti programında, “Yeni Bir Dünya” hedefi doğrultusunda BM'nin reforme edilmesi, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın güçlendirilmesi ve ekonomik bağımsızlığın sağlanması gibi maddeler yer alıyor. Mahmut Arıkan'ın son açıklamaları, bu vizyonun somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Arıkan, konuşmasında ayrıca Türkiye'nin BM içindeki konumuna da değindi. Türkiye'nin BM'nin kurucu üyelerinden biri olduğunu hatırlatan Arıkan, ancak bugünkü sistemde Türkiye'nin sesinin yeterince duyulmadığını ifade etti. “Türkiye, bölgesel ve küresel meselelerde inisiyatif almalı, BM platformlarını etkin kullanmalıdır” diye ekledi.
Değerlendirme ve bağlam
Mahmut Arıkan'ın BM eleştirisi, aslında geniş bir perspektiften bakıldığında, uluslararası sistemin meşruiyet krizine işaret ediyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan BM, bugünün çok kutuplu dünyasında temsil kabiliyetini yitirmiş durumda. Özellikle küresel Güney olarak adlandırılan ülkeler, BM'nin karar alma mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmak istiyor. Arıkan'ın “güçlünün hukuku” eleştirisi, bu ülkelerin ortak şikayetini dile getiriyor.
Öte yandan, BM'nin tamamen işlevsiz olduğunu söylemek de doğru olmaz. Kurum, insani yardım, sağlık, eğitim ve iklim gibi alanlarda önemli çalışmalar yürütüyor. Ancak barış ve güvenlik konularında, daimi üyelerin çıkar çatışmaları nedeniyle sık sık tıkanıyor. Arıkan'ın çağrısı, bu tıkanıklığın aşılması için daha kapsayıcı ve demokratik bir yapının gerekliliğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, Mahmut Arıkan'ın BM'ye yönelik eleştirileri, Türkiye'deki siyasi partiler arasında dış politika konusunda farklı yaklaşımların olduğunu gösteriyor. Saadet Partisi'nin bu çıkışı, önümüzdeki dönemde dış politika tartışmalarında daha fazla gündeme gelebilir. Küresel adalet arayışı, sadece Türkiye'nin değil, birçok ülkenin ortak meselesi haline gelmiş durumda.