Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı ile İstanbul İl Kongresi'nde alınan kararların iptali ve bu iki toplantının yok hükmünde sayılması talebiyle açılan davayı reddetti. Dava, partinin yetkili organlarının toplantı ve karar alma süreçlerindeki usul ihlalleri iddiasına dayanıyordu.
Dava Süreci ve Gerekçeler
Davacılar, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile İstanbul İl Kongresi'nin tüzük ve kanunlara aykırı olarak toplandığını, alınan kararların mutlak butlan ile yok hükmünde sayılması gerektiğini ileri sürmüştü. Mahkeme, yapılan inceleme sonucunda iddiaları yerinde bulmayarak davayı reddetti. Kararda, partinin iç işleyişine ilişkin konularda mahkemenin müdahale sınırının dar olduğu vurgulandı.
CHP'nin Tepkisi
CHP Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, mahkemenin kararının parti açısından olumlu olduğu belirtildi. Açıklamada, "Kurultay ve kongrelerimiz tüzüğümüze, yasalarımıza ve demokratik teamüllere uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Mahkemenin kararı, bu doğrultuda hukukun üstünlüğünü teyit etmiştir." ifadelerine yer verildi.
CHP, geçtiğimiz yıl Ekim ayında 38. Olağan Kurultayı'nı gerçekleştirmiş, kurultayda Genel Başkan Özgür Özel yeniden genel başkan seçilmişti. İstanbul İl Kongresi ise Mayıs 2023'te yapılmıştı. Parti içi muhalif gruplar, bu toplantılarda usulsüzlük yapıldığına dair iddiaları sıkça gündeme taşımıştı.
Siyasi Boyut ve Bağlam
Parti içindeki muhalif sesler, kurultay ve kongre sürecinde delegelerin baskı altında olduğu, aday belirleme süreçlerinde kayırmacılık yapıldığı gibi iddiaları öne sürmüştü. Ancak mahkeme, bu iddiaları yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Dava, CHP'nin iç siyasetinin yargıya taşınması açısından da önemli bir örnek teşkil etmiştir. Parti yönetimi, bu tür davaların parti içi demokrasiyi zedelediğini, muhalifler ise hukuki denetimin gerekliliğini savunmuştur. Türkiye'de siyasi partilerin iç işleyişine müdahale genellikle sınırlıdır ve yargı, partilerin tüzüğüne aykırılık iddialarını dar yorumlamaktadır. Bu karar, CHP'deki mevcut yönetimin konumunu güçlendirirken, parti içi muhalefet açısından bir gerileme olarak değerlendirilebilir.