İktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, yüksek faiz ortamında tasarruf sahiplerinin en çok merak ettiği Türk Lirası mevduat ve döviz tercihi konusunu değerlendirdi. Eğilmez, tek başına faiz oranına odaklanmanın yanıltıcı olacağını vurgulayarak, yatırımcıların reel getiri, enflasyon beklentileri ve kur hareketlerini birlikte ele alması gerektiğini söyledi.
Faiz oranı tek başına yeterli değil
Eğilmez, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika faizini yüzde 50 seviyesinde tutmasına rağmen, enflasyonun yüzde 70'in üzerinde seyretmesi nedeniyle reel faizin negatif olduğuna dikkat çekti. Mevduat faizlerinin brüt yüzde 50-55 aralığında bulunduğunu ancak vergi kesintileri sonrası net getirinin daha düşük kaldığını belirtti. TL mevduatın cazibesini artıran kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasının kademeli olarak sonlandırılacağı haberlerinin de yatırımcıları dövize yönlendirebileceğini ifade etti.
Dolar/TL beklentisi ve reel getiri hesabı
Eğilmez'e göre, doların Türk Lirası karşısında yıllık yüzde 40-45 civarında değer kazanması durumunda, TL mevduatın sağladığı nominal faiz avantajı ortadan kalkabilir. Yatırımcıların enflasyon ve dolar kuru beklentilerine göre karar vermesi gerektiğini söyleyen Eğilmez, merkez bankasının rezerv yeterliliği ve cari açık gibi makroekonomik göstergelerin kur üzerinde belirleyici olduğunu hatırlattı. Ayrıca, jeopolitik riskler ve küresel piyasalardaki gelişmelerin de dolar/TL üzerinde etkili olduğunu ekledi.
Bağlam ve değerlendirme
Ekonomistler, 2024 yılında TCMB'nin sıkı para politikasını sürdürmesine rağmen enflasyonun yıl sonunda yüzde 30-35 civarına gerilemesini bekliyor. Bu durumda TL mevduatın reel getirisi pozitife dönebilir. Ancak seçim sonrası dönemde maliye politikasının gevşeme ihtimali ve dış finansman koşulları kur riskini canlı tutuyor. Uzun vadeli birikimler için portföy çeşitlendirmesi yapmanın, hem TL hem döviz cinsi varlıkları bir arada bulundurmanın en sağlıklı strateji olduğu görülüyor.