Fransa'nın Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasının yankıları sürerken, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail'in ortak yürüttüğü Doğu Akdeniz elektrik bağlantı projesi GSI'ın (Great Sea Interconnector) ertelenmesi Atina'da siyasi fırtına kopardı. İddiaya göre Fransa, projenin askıya alınmasını talep etti. Bu gelişme üzerine eski Yunanistan Başbakanı Antonis Samaras, Miçotakis hükümetine yönelik sert eleştirilerde bulunarak, "Libya, başarısızlığın tanımıdır" dedi.
GSI projesinde erteleme talebi
Doğu Akdeniz'de enerji işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan GSI projesi, Yunanistan, GKRY ve İsrail arasında elektrik bağlantısı kurmayı hedefliyor. Ancak Fransa'nın, Türkiye-Libya mutabakatının onaylanmasının ardından projenin ertelenmesini istediği öne sürüldü. Konuya yakın kaynaklara göre, Paris yönetimi projenin askıya alınması yönünde irade ortaya koydu. Bu durum, projenin paydaşları arasında rahatsızlık yarattı.
Yunan basınına yansıyan haberlere göre, GSI'ın ertelenmesi kararı, Atina'nın Doğu Akdeniz politikasında önemli bir sarsıntı olarak değerlendiriliyor. Proje, bölgedeki enerji güvenliği açısından kritik görülüyor ve Yunanistan'ın jeopolitik konumunu güçlendirmesi açısından stratejik öneme sahip.
Samaras'tan hükümete ağır eleştiri
Eski Başbakan Antonis Samaras, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Miçotakis hükümetini hedef aldı. Samaras, "Libya, başarısızlığın tanımıdır" ifadesini kullanarak hükümetin dış politikadaki tutumunu eleştirdi. Samaras'ın bu sözleri, iktidar partisi içinde de yankı uyandırdı.
Samaras, ayrıca hükümetin Türkiye karşısında yeterince kararlı bir duruş sergilemediğini savundu. Eski başbakanın eleştirileri, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını koruma konusunda sorgulamaları beraberinde getirdi.
Atina'da siyasi tansiyon yükseldi
GSI projesinin ertelenmesi, Yunanistan'ın bölgesel enerji planlarını sekteye uğratabilir. Proje, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının Avrupa'ya taşınması açısından da kritik bir adım olarak görülüyordu. Ancak Fransa'nın talebi, projenin geleceğini belirsizliğe sürükledi.
Muhalefet partileri, hükümetin dış politikadaki "etkisizliğini" gündeme getirerek erken seçim çağrısında bulundu. Hükümet Sözcüsü ise yaptığı açıklamada, projenin teknik ve diplomatik süreçlerinin devam ettiğini, spekülasyonlara itibar edilmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye-Libya anlaşmasının yankıları
Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanları anlaşması, Doğu Akdeniz'deki dengeleri değiştirmişti. Anlaşma, Türkiye'nin bölgedeki deniz yetki alanlarını genişletirken, Yunanistan ve GKRY'nin tezlerini zayıflatmıştı. Fransa'nın anlaşmayı onaylaması, Atina'da endişeyle karşılandı.
Uzmanlar, Fransa'nın bu adımının, Doğu Akdeniz'deki enerji oyununu yeniden şekillendirebileceğini belirtiyor. Yunanistan'ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini gözden geçirmesi gerekebilir.
Öte yandan, GSI projesinin ertelenmesi, Yunanistan'ın enerji güvenliği stratejisinde önemli bir boşluk yaratabilir. Proje, ülkenin elektrik arz güvenliğini çeşitlendirmeyi amaçlıyordu. Erteleme, Atina'nın enerji bağımsızlığı hedeflerine gölge düşürebilir.
Bölgesel ve küresel etkiler
Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, sadece bölge ülkelerini değil, aynı zamanda AB ve ABD gibi küresel aktörleri de yakından ilgilendiriyor. Fransa'nın tutumu, NATO içinde de tartışmalara yol açabilir. Yunanistan, projenin iptal edilmemesi için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
GSI projesi, aynı zamanda İsrail'in doğalgazını Avrupa'ya taşıma potansiyeli taşıyor. Projenin akıbeti, bölgesel enerji koridorlarının geleceğini belirleyecek. Yunanistan, projeyi canlandırmak için alternatif yollar arıyor.
Sonuç olarak, Fransa'nın Türkiye-Libya anlaşmasını onaylaması ve GSI projesinde erteleme talebi, Atina'da siyasi ve diplomatik bir krize dönüşmüş durumda. Miçotakis hükümeti, hem iç muhalefetin hem de dış baskıların üstesinden gelmeye çalışıyor. Eski Başbakan Samaras'ın sert eleştirileri, iktidar partisi içindeki huzursuzluğun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Gelişmeler, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz politikasında yeni bir dönemin habercisi olabilir.