Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) son verilerine göre, kişi başına düşen milli gelir satın alma gücü paritesine göre 37 bin doları (yaklaşık 1.8 milyon TL) aşmış durumda. Ancak bu ortalama, toplumun gerçek gelir dağılımını yansıtmıyor. Ülke, bir yanda ilk 10 ekonomi arasında yaşayan bir kesimi barındırırken, diğer yanda ilk 50 ekonomi seviyesinde mücadele eden geniş bir kitleyi barındırıyor. Maaşlar yoksul ülke standartlarında, vergiler ise zengin ülke seviyesinde.
Gelir Dağılımındaki Uçurum
TÜİK'in 2023 yılı gelir dağılımı araştırmasına göre, en zengin yüzde 20'lik kesim, toplam gelirin yüzde 46,6'sını alırken, en yoksul yüzde 20'lik kesim yalnızca yüzde 6,1'ini alabiliyor. Bu fark, Türkiye'yi gelir eşitsizliğinde dünyada ilk sıralara taşıyor. Gini katsayısı 0,415 seviyesinde ve bu oran, gelir adaletsizliğinin ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, kişi başına düşen gelir ortalaması 37 bin doları bulsa da, asgari ücret 2024 yılı itibarıyla 17 bin 2 TL (yaklaşık 500 dolar) seviyesinde. Bu ücret, birçok Avrupa ülkesinin çok altında. Yoksulluk sınırı ise 4 kişilik bir aile için 60 bin TL'yi aşmış durumda. Yani asgari ücretle çalışan bir kişi, yoksulluk sınırının çok altında bir gelirle geçinmeye çalışıyor.
Vergi Yükü Zengin Standartlarında
Türkiye'de vergi yükü, özellikle dolaylı vergiler üzerinden hissediliyor. Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 20, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ise akaryakıt, alkol, tütün ve otomobil gibi kalemlerde yüzde 45'e varan oranlarda uygulanıyor. Bu durum, düşük gelirli kesimin bütçesinin büyük bir kısmını vergilere ayırmasına neden oluyor. OECD verilerine göre, Türkiye'de toplam vergi gelirlerinin GSYH'ye oranı yüzde 24,9. Ancak bu oran, dolaylı vergilerin ağırlığı nedeniyle adaletsiz bir yapı sergiliyor.
Gelir vergisinde ise en yüksek dilim yüzde 40. Ancak beyan edilen gelirler üzerinden alınan vergi, toplam vergi gelirlerinin sadece üçte birini oluşturuyor. Zengin kesim, servetini genellikle gayrimenkul, finansal varlık veya şirket kârı olarak tutuyor ve bu gelirler ya düşük vergilendiriliyor ya da hiç vergilendirilmiyor. Örneğin, kira gelirlerinde istisna tutarı 2024 için 33 bin TL. Bu, yüksek kira geliri elde edenler için büyük bir avantaj sağlıyor.
Ekonomik Büyüme ve Adaletsizlik
Türkiye ekonomisi, son yıllarda büyüme performansıyla dikkat çekiyor. 2023 yılında GSYH yüzde 4,5 büyüdü. Ancak bu büyümenin meyveleri eşit dağılmıyor. İstanbul Ticaret Odası'nın verilerine göre, ülkenin en zengin şehri İstanbul'da kişi başı gelir 15 bin doların üzerindeyken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu rakam 5 bin doların altında kalıyor. Bölgesel gelişmişlik farkları, gelir adaletsizliğini derinleştiriyor.
Dünya Bankası'nın raporlarına göre, Türkiye'de yüksek gelirli ülkeler arasında yer almak için kişi başı gelirin 12 bin 535 doların üzerinde olması gerekiyor. Türkiye, bu eşiği 2023'te aşmış görünüyor. Ancak bu, ortalama bir vatandaşın refah düzeyinin yüksek olduğu anlamına gelmiyor. Gelir dağılımındaki bozukluk, toplumun büyük bir kesiminin yoksulluk sınırında yaşamasına neden oluyor.
Çözüm Arayışları
Ekonomistler, gelir adaletsizliğini azaltmak için vergi reformu, servet vergisi ve sosyal yardımların artırılması gibi önlemler öneriyor. Ancak siyasi irade ve ekonomik politikaların önceliği, bu konuda belirleyici olacak. Türkiye'nin, gelir dağılımını iyileştirmeden sürdürülebilir bir refah artışı sağlaması zor görünüyor. Mevcut tablo, maaşların yoksul, vergilerin zengin standartlarında olduğu bir ülke portresi çiziyor.