Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda faaliyet gösteren M23 isyancı grubu, Haziran 2026 boyunca düzenlediği saldırılarda en az 114 sivili öldürdü, 17 kişiyi kaçırdı. Birleşmiş Milletler ve yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, saldırılar özellikle Kuzey Kivu eyaletindeki köylerde yoğunlaştı. İsyancılar, sivilleri hedef alarak kasıtlı katliamlar gerçekleştirdi. Olaylar, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirdi. BM, saldırıları savaş suçu olarak nitelendirdi.
M23'ün saldırıları ve sivillerin durumu
M23 isyancıları, Haziran ayı boyunca Rutshuru, Masisi ve Nyiragongo bölgelerinde düzenledikleri baskınlarda evleri ateşe verdi, kadınları ve çocukları öldürdü. Yerel yetkililer, en az 40 çocuğun da hayatını kaybettiğini belirtti. Kaçırılan 17 kişinin akıbeti bilinmiyor. Saldırılar, bölgede daha önce de benzer şiddet olaylarıyla gündeme gelen M23'ün, ateşkes ihlallerini sürdürdüğünü gösteriyor. BM Barış Gücü (MONUSCO), saldırılara müdahale etmekte yetersiz kalırken, binlerce sivil evlerini terk ederek kamplara sığındı. KDC hükümeti, M23'e karşı askeri operasyon başlattı ancak çatışmalar devam ediyor.
Bölgesel ve uluslararası bağlam
M23, 2012'deki ilk isyanının ardından 2021'de yeniden silahlanmıştı. Grup, komşu Ruanda'nın desteğini aldığı iddialarıyla uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Ruanda ise bu suçlamaları reddediyor. BM raporları, M23'ün Ruanda'dan lojistik destek aldığını öne sürüyor. Çatışmalar, KDC'nin doğusundaki maden zengini bölgelerde kontrolü ele geçirme amacı taşıyor. Bölge, son yıllarda onlarca silahlı grubun faaliyet gösterdiği bir çatışma alanı haline geldi. 2025'te imzalanan ateşkes anlaşmalarına rağmen şiddet azalmadı. Bu son saldırı, uluslararası toplumun daha etkin müdahalesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Olaylar, sivil kayıplarının yanı sıra bölgedeki gıda güvenliğini de tehdit ediyor. Saldırılar nedeniyle tarım alanları terk edildi, hasat dönemi sekteye uğradı. BM Dünya Gıda Programı, 2026'da 27 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya kalabileceğini tahmin ediyor. M23'ün sivillere yönelik sistematik şiddeti, insan hakları örgütlerinin savaş suçu iddialarını güçlendiriyor. KDC ve uluslararası toplum, faillerin adalet önüne çıkarılması için çağrı yapıyor. Ancak bölgedeki güvensizlik ve siyasi kriz, çözümü zorlaştırıyor. Bu bağlamda, kalıcı barışın ancak kapsamlı bir siyasi çözüm ve bölgesel iş birliğiyle mümkün olacağı değerlendiriliyor.