Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında meydana gelen yolcu gemisi faciası, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa ülkelerinin suskunluğu ile karşılaştı. Ölenler ve yaralananların olduğu kazayla ilgili olarak AB kurumları, iki gün boyunca ne bir açıklama yaptı ne de taziye mesajı paylaştı. Bu tutum, uluslararası toplumun çifte standart uyguladığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Facia ve İlk Tepkiler
Olay, 15 Temmuz 2025 sabahı erken saatlerde, Girne Limanı'nın yaklaşık 2 mil açığında gerçekleşti. Yolcu gemisi 'Akdeniz Yıldızı', 340 yolcu ve 45 mürettebatla seyir halindeyken henüz bilinmeyen bir nedenle su almaya başladı. Kısa sürede batan gemi, bölgedeki balıkçı tekneleri ve Sahil Güvenlik ekiplerinin müdahalesiyle kurtarıldı. Ancak ilk belirlemelere göre 12 kişi yaşamını yitirdi, 58 kişi yaralandı. Yaralılardan üçünün durumunun kritik olduğu bildirildi.
KKTC Başbakanı Ersin Tatar, olayın ardından yaptığı açıklamada, "Büyük bir acı yaşıyoruz. Kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor" dedi. Türkiye Cumhuriyeti ise ilk andan itibaren arama kurtarma ekipleri ve sağlık yardımı göndererek dayanışma örneği sergiledi.
Kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, geminin teknik arıza ihmalinin olup olmadığı araştırılıyor. Geminin son liman ziyareti ve bakım kayıtları inceleniyor.
Avrupa'nın Sessizliği ve Çifte Standart
Facia sonrası uluslararası camiadan taziye mesajları gelmeye başladı. ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Kraliçesi Elizabeth, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve birçok ülke lideri KKTC'ye taziye mesajı yayımlarken, Avrupa Birliği'nden en ufak bir açıklama gelmedi. Brüksel'deki AB Dışişleri Konseyi toplantısında dahi konunun gündeme alınmadığı öğrenildi.
Siyasi gözlemciler, bu sessizliğin nedenini KKTC'nin uluslararası alanda tanınmamasına bağlıyor. AB, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tek temsilci olarak kabul ediyor ve KKTC ile resmi temas kurmaktan kaçınıyor. Ancak, insani krizlerde siyasi tanıma konusunun bir kenara bırakılması beklenirken, bu tutum eleştiriliyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi yetkilileri, deniz kazalarında insani yardımın siyasi engellere takılmaması gerektiğini vurgularken, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapmadı.
Geçmişten Bugüne Benzer Olaylar
Avrupa'nın bu tavrı, daha önce yaşanan bazı olaylarla karşılaştırıldığında dikkat çekiyor. Örneğin, 2021'de Ege Denizi'nde göçmenleri taşıyan bir teknenin batması sonucu onlarca kişi hayatını kaybettiğinde AB, derhal taziye mesajı yayımlamış ve göç politikalarını gözden geçirme sözü vermişti. Ancak KKTC açıklarındaki bu faciada aynı hassasiyetin gösterilmemesi, Avrupa'nın kendi çıkarlarına göre hareket ettiği yorumlarına yol açıyor.
Benzer şekilde, 2015'te Yunanistan'ın Midilli Adası açıklarında yaşanan ve 3 yaşındaki Aylan Kurdi'nin sahile vuran cesedinin dünya gündemine oturduğu kazada AB, geniş çaplı bir dayanışma kampanyası başlatmıştı. Kıbrıs Türk toplumuna yönelik bu kayıtsızlığın, Kıbrıs sorunundaki kalıcı çözüm çabalarına da gölge düşüreceği belirtiliyor.
Kuzey Kıbrıs'ta yaşayanlar ise Avrupa'nın bu sessizliğini "insan hayatının siyasi pazarlıklara kurban edilmesi" olarak değerlendiriyor. KKTC Meclisi acil toplanarak, facianın unutulmaması için uluslararası platformlarda girişim başlatma kararı aldı.
Kazanın ardından KKTC hükümeti, deniz güvenliği önlemlerinin artırılacağını ve tüm yolcu gemilerinin denetimlerinin sıkılaştırılacağını açıkladı. Bu arada, hayatını kaybedenler için ülkede 3 günlük yas ilan edildi.