Siyaset sahnesinde itibar, yalnızca söylenen sözlerle değil, sergilenen duruş ve eylemlerle kazanılıyor. Bu iki kavramı ilk kez bir TV programında meslektaşımız Yusuf Alabarda'dan duymuştuk: "Hâl" ve "Kal". Siyasette itibar; "lisan-ı kal" (söz dili) ile "lisan-ı hâl"in (duruş ve eylem dili) uyumuyla inşa edilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi kariyeri, bu uyumun somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Erdoğan'ın vizyonerliği, siyasi aklı ve iletişim becerisinin yanı sıra vaatlerini yerine getirme konusundaki kararlılığı, lisan-ı hâlin gücünü gözler önüne seriyor.
Lisan-ı Kal ve Lisan-ı Hâl Nedir?
Lisan-ı kal, kelimelerle kurulan iletişimi ifade eder. Siyasetçilerin konuşmaları, vaatleri, açıklamaları bu kapsama girer. Lisan-ı hâl ise sözlerin ötesinde, beden dilini, duruşu, tutumları ve eylemleri kapsar. Siyasette güven inşa etmek için her iki dilin tutarlı olması gerekir. Sadece konuşmak yetmez; söylenenlerin eyleme dönüşmesi, halk nezdinde itibarı belirler. Yusuf Alabarda'nın dikkat çektiği bu ayrım, siyasi iletişim literatüründe önemli bir yer tutar.
Türkiye siyasetinde uzun yıllardır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, lisan-ı hâl kavramını sıkça vurgular. Erdoğan, bir konuşmasında "Bizim siyasetimiz eser siyasetidir, söz değil" diyerek eylem dilinin altını çizmiştir. Bu yaklaşım, onun siyasi iletişim stratejisinin temelini oluşturur.
Erdoğan'ın Siyasi Kariyerinde Lisan-ı Hâl
Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi hayatı, lisan-ı hâl açısından zengin örnekler barındırır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlattığı projeler, vaatlerinin somut karşılıkları olarak görüldü. 1994'te göreve geldiğinde şehrin altyapı sorunlarına yönelik attığı adımlar, sözlerinin arkasında durduğunu gösterdi. 2003'te Başbakan olmasıyla birlikte ülke genelinde hayata geçirilen reformlar, ekonomik kalkınma hamleleri ve sağlık, eğitim gibi alanlardaki iyileştirmeler, lisan-ı hâlin siyasi itibara katkısını ortaya koydu.
Erdoğan'ın konuşmalarında sıkça başvurduğu "milletin adamı" imajı, halkla kurduğu duygusal bağın bir yansımasıdır. Ancak bu imajın sürdürülebilir olması, icraatlerle desteklenmesine bağlıdır. Örneğin, 2023 seçimleri öncesinde açıklanan mega projeler (İstanbul Havalimanı, 1915 Çanakkale Köprüsü, yerli otomobil Togg) seçmen nezdinde karşılık buldu. Bu projeler, sadece birer vaat değil, aynı zamanda "lisan-ı hâl"in somut göstergeleri olarak yorumlandı.
Siyasette İtibarın İki Dili Arasındaki Denge
Siyasi iletişimde başarı, lisan-ı kal ile lisan-ı hâl arasındaki dengeye bağlıdır. Sözleriyle eylemleri çelişen siyasetçiler, kısa sürede güven kaybeder. Erdoğan'ın uzun iktidar dönemi, bu dengeyi büyük ölçüde korumasına bağlanıyor. Ancak eleştirmenler, özellikle son yıllarda ekonomik dalgalanmalar ve bazı politik geri adımlar nedeniyle bu dengenin zayıfladığını savunuyor. Yine de Erdoğan'ın seçim başarıları, lisan-ı hâlin siyasi itibar üzerindeki etkisini gösteriyor.
Yusuf Alabarda'nın dile getirdiği bu kavramlar, sadece Türkiye için değil, küresel siyaset için de geçerli. Dünya liderlerinin halk nezdindeki itibarı, genellikle sözlerini ne kadar yerine getirdikleriyle ölçülüyor. Barack Obama'nın "Yes we can" sloganı, eyleme dönüşmediği için eleştirilmişti. Angela Merkel'in "Wir schaffen das" (Bunu başarabiliriz) sözü, Almanya'nın mülteci politikasında somut adımlarla desteklendiğinde anlam kazandı.
Türk Siyasetinde Lisan-ı Hâl Örnekleri
Türkiye'de lisan-ı hâl kavramı, sadece iktidar partisi için değil, muhalefet için de önem taşır. Muhalefet liderlerinin söylemleri ile eylemleri arasındaki tutarlılık, seçmen desteğini belirler. Örneğin, yerel seçimlerde adayların projelerini ne ölçüde hayata geçirdiği, bir sonraki seçimde oy oranlarına yansır. 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde Ekrem İmamoğlu'nun vaatlerini yerine getirme çabası, lisan-ı hâlin muhalefet için de geçerli olduğunu gösterdi.
Lisan-ı hâl, aynı zamanda kriz anlarındaki tutumlarla da ilgilidir. Doğal afetler, ekonomik krizler veya toplumsal olaylarda sergilenen duruş, siyasetçinin gerçek niyetini yansıtır. 2023 Kahramanmaraş depremlerinde hükümetin müdahalesi ve koordinasyonu, lisan-ı hâlin acı bir sınavı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın deprem bölgesindeki ziyaretleri ve açıklamaları, halk nezdinde farklı yorumlara yol açtı.
Sonuç: İtibarın İnşasında Eylemlerin Rolü
Siyasette itibar, kısa vadeli söylemlerle değil, uzun vadeli tutarlılıkla inşa edilir. Lisan-ı kal, seçmeni ikna etmek için bir araçken; lisan-ı hâl, bu iknanın kalıcılığını sağlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi başarısı, büyük ölçüde bu iki dili uyumlu kullanmasına dayanıyor. Ancak siyasi hayatın dinamikleri içinde dengeyi korumak her zaman kolay değil. Yusuf Alabarda'nın ortaya attığı bu kavramlar, siyaset bilimi açısından yol gösterici nitelikte. Gelecekte siyasi iletişim stratejileri geliştirilirken, lisan-ı hâlin önemi daha da artacak gibi görünüyor. Çünkü halk, artık sadece söylenenlere değil, yapılanlara bakıyor.