İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde, LGBTİ+ derneklere yönelik operasyonları protesto etmek amacıyla yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti. Olayda 100'den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltılar, sabah saatlerinde derneklere eş zamanlı düzenlenen operasyonların ardından başlayan protestolar sırasında gerçekleşti.
Operasyonun Arka Planı ve Protesto Çağrısı
Edinilen bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, kent genelinde faaliyet gösteren bazı LGBTİ+ derneklerine yönelik sabah erken saatlerde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda dernek yöneticileri ve üyeleri gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında avukatlar ve insan hakları savunucularının da bulunduğu öne sürüldü.
Operasyonları protesto etmek isteyen çok sayıda kişi, öğle saatlerinde İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde toplanmaya başladı. Grup, basın açıklaması yapmak üzere adliye binasının önündeki alanda beklemeye başladı. Ancak polis, topluluğa dağılmaları yönünde uyarıda bulundu. Uyarılara rağmen açıklama yapmakta ısrar eden gruba polis müdahale etti. Müdahale sırasında arbede yaşandığı ve bazı kişilerin darbedildiği iddia edildi.
Gözaltılar ve Polis Müdahalesi
Polis müdahalesinin ardından çok sayıda kişi gözaltına alındı. İlk belirlemelere göre gözaltına alınanların sayısı 100'ün üzerinde. Gözaltına alınanlar arasında avukatlar, gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de bulunduğu ifade ediliyor. Gözaltına alınanlar, sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı birimlere götürüldü.
Olay yerinde bulunan avukatlar, gözaltılara ilişkin bilgi almak için adliyeye başvurdu. Bazı avukatlar, müvekkillerine erişimde zorluk yaşadıklarını dile getirdi. Polis, gözaltı sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Yetkililerden ve Sivil Toplumdan Tepkiler
Operasyonlar ve gözaltılar, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler tarafından kınandı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yaptığı yazılı açıklamada, operasyonların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savundu. Açıklamada, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Çağlayan Adliyesi önüne gelerek gözaltıları protesto etmek istedi. Ancak polis, milletvekillerine de müdahale etti ve aralarında HDP İstanbul Milletvekili Dilay Arslan'ın da bulunduğu bazı milletvekilleri gözaltına alındı. Parti, konuya ilişkin acil açıklama yapacağını duyurdu.
Uluslararası Af Örgütü de operasyonları kınayan bir açıklama yayınladı. Açıklamada, Türkiye'de LGBTİ+ haklarına yönelik baskıların arttığı ve bu tür operasyonların ifade özgürlüğünü susturmayı amaçladığı belirtildi.
Bağlam: Türkiye'de LGBTİ+ Hakları ve Son Gelişmeler
Türkiye'de LGBTİ+ hakları son yıllarda artan bir baskı altında. Onur Yürüyüşleri 2015'ten bu yana valilik kararlarıyla yasaklanıyor. LGBTİ+ dernekleri sık sık polis baskınına uğruyor ve etkinlikleri engelleniyor. 2021'de İstanbul'da düzenlenen Onur Yürüyüşü'ne polis müdahale etmiş ve yüzlerce kişi gözaltına alınmıştı.
Son dönemde iktidar partisi yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda LGBTİ+ bireyler hedef gösteriliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz aylarda yaptığı bir konuşmada LGBTİ+ hareketini "gençliğe tehdit" olarak nitelendirmişti. Bu söylemler, LGBTİ+ topluluğuna yönelik saldırıları ve ayrımcılığı artırıyor.
Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlar, Türkiye'yi LGBTİ+ bireylerin haklarını korumaya ve ifade özgürlüğünü güvence altına almaya çağırıyor. Ancak Türkiye'deki mevcut siyasi iklim, bu çağrıların karşılık bulmasını zorlaştırıyor.
Bugün yaşanan olaylar, Türkiye'de sivil toplum ve ifade özgürlüğü açısından endişe verici bir tabloyu gözler önüne seriyor. Barışçıl bir basın açıklamasına yapılan polis müdahalesi ve ardından gelen geniş çaplı gözaltılar, toplumsal muhalefetin susturulmaya çalışıldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Gözaltına alınanların akıbeti ve operasyonların hukuki gerekçesi önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Ancak şimdiden, Türkiye'nin uluslararası alanda itibarını zedeleyen ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir sürecin içinde olduğu açık.