Türkiye'de sağlık hizmeti, LGBTİ+ bireyler için çoğu zaman erişilmesi güç bir temel hakka dönüşüyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ayşegül Ateş Tarla, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada sağlık alanındaki eşitsizliklerin son yıllarda belirgin şekilde arttığına dikkat çekti. Anayasal bir hak olan sağlık hizmetine erişim, LGBTİ+ bireyler için pratikte bariyerlerle dolu bir mücadele alanı haline gelmiş durumda. Dr. Tarla, bu durumun sadece bireysel sağlık sonuçlarını değil, toplumun genel sağlık düzeyini de olumsuz etkilediğini vurguladı.
Ayrımcılık ve damgalama sağlık hizmetine engel
LGBTİ+ bireyler, sağlık hizmeti alırken sıklıkla ayrımcılık, damgalama ve önyargı ile karşılaşıyor. Dr. Tarla, bu durumun, bireylerin sağlık ihtiyaçlarını ertelemelerine veya tamamen gizlemelerine neden olduğunu belirtti. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan LGBTİ+ bireylerin, sağlık kuruluşlarına başvurduklarında kimliklerini açıklamaktan çekindiklerini ifade eden Dr. Tarla, bunun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Ayrıca, sağlık personelinin LGBTİ+ sağlığı konusunda yeterli eğitime sahip olmaması, yanlış teşhis ve tedavilere zemin hazırlıyor.
Yasal düzenlemeler yeterli değil
Anayasanın eşitlik ilkesi ve sağlık hakkı güvence altına almasına rağmen, uygulamada LGBTİ+ bireyler bu haklardan tam olarak yararlanamıyor. Dr. Tarla, mevcut yasal düzenlemelerin ayrımcılığı önlemede yetersiz kaldığını, uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanlığı'nın LGBTİ+ bireylere yönelik özel politikalar geliştirmesi ve sağlık personelinin duyarlılık eğitimlerinden geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Tarla, aksi takdirde sağlık sisteminin herkes için eşit olamayacağını söyledi.
Türkiye'de LGBTİ+ bireylerin sağlık hizmetlerine erişim sorunları yalnızca bireysel düzeyde değil, sistemsel bir sorun olarak ele alınmalı. Dr. Tarla, bu konuda atılacak adımların sadece LGBTİ+ bireylerin değil, toplumun genel sağlık düzeyine katkı sağlayacağını ifade etti. Sağlık alanındaki eşitsizliklerin giderilmesi için hem yasal düzenlemelerin hem de toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği sonucuna varan Dr. Tarla, bu mücadelenin bir insan hakları meselesi olduğunun altını çizdi.