İçişleri Bakanlığı koordinesinde 15 ilde eş zamanlı düzenlenen “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında fuhşa aracılık ve müstehcen içerik üretimi suçlamasıyla 162 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Operasyonda aralarında LGBT derneklerinin de bulunduğu 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik inceleme yapılırken, 73 internet sitesi ve sosyal medya hesabı erişime kapatıldı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporuna göre, söz konusu derneklere 3.3 milyon dolar tutarında şüpheli para transferi gerçekleştirildiği belirlendi.
Operasyonun Kapsamı ve Gözaltılar
Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve Asayiş Daire Başkanlığı ekiplerinin ortak çalışmasıyla düzenlenen operasyon, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Mersin, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Eskişehir, Kayseri, Samsun ve Trabzon’da gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında 162 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin fuhşa aracılık, müstehcen yayın, örgütlü suç ve kara para aklama suçlamalarıyla yargılanacağı öğrenildi. Ayrıca 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldı; bu kurumların hesaplarına tedbir konuldu.
Operasyonun ismi olan “Ailem Güvende”, aile yapısını ve çocukları koruma amacını vurguluyor. Yetkililer, dijital platformlarda çocukların erişiminin engellenmesi ve aile değerlerinin korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti. Operasyon kapsamında kapatılan 73 internet sitesi ve sosyal medya hesabı arasında LGBT derneklerine ait hesapların da bulunduğu ifade edildi.
MASAK Raporu: 3.3 Milyon Dolarlık Transfer
MASAK’ın hazırladığı rapora göre, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Hêvi LGBTI+ Derneği (HEVİ) ve Pozitif Yaşam Derneği’nin de aralarında bulunduğu derneklere 3.3 milyon dolar tutarında transfer tespit edildi. Transferlerin yurt dışı kaynaklı olduğu ve bazı işletmeler üzerinden paravan şirketler aracılığıyla gerçekleştirildiği iddia edildi. MASAK, bu transferlerin “şüpheli işlem” olarak sınıflandırıldığını ve kara para aklama kapsamında incelendiğini duyurdu.
Raporda, söz konusu derneklerin hesaplarına gelen paranın bir kısmının fuhşa aracılık ve müstehcen içerik üretiminde kullanıldığı öne sürüldü. Dernek yöneticilerinin ifadelerine başvurulurken, para akışının detayları için uluslararası mali istihbarat birimleriyle işbirliği yapılacağı açıklandı. Gözaltına alınan şüpheliler arasında dernek yöneticilerinin de bulunduğu bildirildi.
LGBT Derneklerinin Tepkisi ve Hukuki Süreç
Operasyonun ardından bazı LGBT dernekleri yazılı açıklama yaparak suçlamaları reddetti. Dernekler, hesaplarına gelen bağışların yasal olduğunu ve şeffaf bir şekilde kullanıldığını savundu. Avukatlar, gözaltına alınanların ifadelerinin alınmasının ardından adliyeye sevk edileceğini, tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılacaklarını belirtti. Hukukçular, MASAK raporunun delil olarak kullanılmasının yargı sürecinde tartışma yaratabileceğini ifade etti.
Uluslararası insan hakları örgütleri, operasyonu “endişe verici” olarak nitelendirdi ve derneklerin kapatılmasının ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceğini savundu. Türkiye’deki bazı sivil toplum kuruluşları ise operasyonun aile yapısını koruma amacı taşıdığını ve yasal dayanağının olduğunu dile getirdi.
Bağlam: Türkiye’de LGBT Hakları ve Yasal Düzenlemeler
Türkiye’de eşcinsellik yasal olarak suç olmasa da, LGBT dernekleri sık sık hedef alınıyor. Son yıllarda onur yürüyüşleri valilik kararlarıyla yasaklanırken, dernekler kapatma davalarıyla karşı karşıya kalıyor. 2021’de Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolara yönelik polis müdahalesi ve ardından gelen gözaltılar, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Hükümet yetkilileri, düzenlemelerin “kamu düzeni ve aile değerlerini koruma” amacı taşıdığını savunuyor.
“Ailem Güvende” operasyonu, 2024 yılında başlatılan ve dijital platformlarda müstehcen içerikle mücadeleyi hedefleyen bir dizi operasyonun son halkası olarak görülüyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, son bir yılda 300’den fazla internet sitesi erişime kapatıldı ve 500’ün üzerinde şüpheli hakkında işlem yapıldı. Uzmanlar, bu tür operasyonların sivil toplum üzerinde baskı oluşturduğunu ve hukuki süreçlerin şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, MASAK’ın raporunda adı geçen dernekler, uluslararası fonlarla desteklenen projeler yürütüyordu. SPoD ve HEVİ, özellikle insan hakları eğitimi, psikolojik destek ve savunuculuk faaliyetleriyle biliniyor. Pozitif Yaşam Derneği ise HIV/AIDS konusunda farkındalık çalışmaları yapıyor. Bu derneklerin kapatılması veya yöneticilerinin tutuklanması, alandaki diğer sivil toplum kuruluşları için caydırıcı bir etki yaratabilir.
Operasyonun yargı süreci devam ederken, kamuoyunda tartışmalar sürüyor. Bir yanda hükümetin “aile ve çocuk koruma” söylemi, diğer yanda sivil toplumun “ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı” vurgusu, konunun önümüzdeki günlerde daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşeceğini gösteriyor. Bağımsız gözlemciler, davaların sonucunun Türkiye’nin uluslararası imajını ve AB ile ilişkilerini de etkileyebileceğini belirtiyor.