Ağrı'da 18 gün süren arama çalışmalarının ardından cansız bedenine ulaşılan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümüne ilişkin yeniden görülen davada mahkeme, tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir'i 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Ağrı 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki karar, duruşmaya katılan aileyi ve kamuoyunu ikiye böldü. Olayın mağduru küçük kızın ailesi adalet yerini bulduğunu belirtirken, sanık avukatları kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Cinayetin işleniş şekli ve sanığın ifadeleri duruşma sırasında taraflar arasında tartışma yarattı.
Dava süreci ve kararın detayları
Mahkeme heyeti, Leyla Aydemir'in kaybolmasının ardından yürütülen soruşturma kapsamında Yusuf Aydemir'in gözaltına alınması ve tutuklanması sürecini değerlendirdi. Olay tarihinde Ağrı'nın bir köyünde yaşanan kaybolma vakasında, küçük kızın cesedi 18 gün sonra bir su kuyusunda bulunmuştu. Otopsi raporları ve olay yeri inceleme sonuçları, ölümün şiddet içeren bir eylem sonucu gerçekleştiğini ortaya koydu. Sanık Yusuf Aydemir, duruşmadaki son savunmasında suçsuz olduğunu iddia etse de mahkeme, delillerin ve tanık ifadelerinin sanığın suçunu kanıtladığına hükmetti. Ceza, Türk Ceza Kanunu'nun çocuklara yönelik nitelikli cinayetleri kapsayan maddesi gereğince ağırlaştırılmış müebbet olarak belirlendi. Kararın ardından duruşma salonunda duygusal anlar yaşandı; anne ve baba gözyaşlarına boğuldu.
Olayın geçmişi ve toplumsal yankıları
Leyla Aydemir'in kaybolduğu haberinin ardından başlatılan arama çalışmaları, bölge halkının da desteğiyle günlerce sürdü. Sosyal medyada geniş yankı bulan kampanyalar ve yardım çağrıları, küçük kızın bulunması için seferberlik oluşturdu. Ancak 18 gün sonra gelen acı haber ülke genelinde infial yarattı. Olayın ardından aile, amca Yusuf Aydemir hakkında suç duyurusunda bulunmuş, jandarma ekipleri tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli gözaltına alınmıştı. Dava sürecinde sanığın ifadeleri sık sık değişirken, adli tıp raporları ölümün boğulma sonucu gerçekleştiğini ancak kaza ihtimalinin düşük olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, olayın çocuğa karşı işlenmiş bir cinayet olduğu kanaatine vararak en ağır cezayı verdi. Bu karar, Türkiye'de çocuk cinayetlerine yönelik yargısal yaklaşımda bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, benzer davaların takipçisi olan sivil toplum kuruluşları da kararı memnuniyetle karşıladı.