Laiklik Meclisi, HÜDA PAR milletvekillerinin karma eğitimi kaldırma girişimi ve medreselere yasal statü kazandırma çabalarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği takipsizlik kararına itiraz etti. Meclis, laik eğitim modelini ve Devrim Yasaları’nı doğrudan hedef alan bu eylemlerin “yasama sorumsuzluğu” kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Takipsizlik Kararının Gerekçesi ve İtiraz Süreci
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, HÜDA PAR milletvekillerinin karma eğitimi kaldırma ve medreselere yasal statü kazandırma yönündeki açıklamaları ve girişimleri hakkında takipsizlik kararı vermişti. Kararın gerekçesinde, milletvekillerinin bu eylemlerinin yasama sorumsuzluğu kapsamında olduğu belirtilmişti. Laiklik Meclisi, bu kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve laiklik ilkesini zedeleyen eylemlerin cezasız bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.
Laiklik Meclisi adına yapılan açıklamada, “Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerine sınırsız bir dokunulmazlık sağlamaz. Laiklik ilkesi ve Devrim Yasaları, Anayasa’nın koruması altındadır. Bu ilkeleri ortadan kaldırmaya yönelik çağrılar ve girişimler, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Takipsizlik kararı, hukukun temel ilkelerine aykırıdır ve itiraz edilmiştir” denildi.
HÜDA PAR’ın Hedeflediği Düzenlemeler ve Laik Eğitim
HÜDA PAR milletvekilleri, son dönemde karma eğitimin kaldırılması ve medreselere yasal statü kazandırılması yönünde çeşitli açıklamalar yapmış, hatta bazı yasa teklifleri hazırlamıştı. Bu girişimler, laik eğitim modelini sorgulayan ve din temelli bir eğitim sistemine geçişi amaçlayan adımlar olarak değerlendiriliyor. Laiklik Meclisi, bu tür düzenlemelerin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine ve 174. maddesinde güvence altına alınan Devrim Yasaları’na aykırı olduğunu belirtiyor.
Meclis, ayrıca medreselere yasal statü kazandırılmasının eğitimde birliği bozacağını ve Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkını zedeleyeceğini savunuyor. Laiklik Meclisi, konunun takipçisi olacaklarını ve gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapacaklarını duyurdu.
Hukuki Mücadele ve Kamuoyu Tepkisi
Laiklik Meclisi’nin itirazı, laiklik yanlısı çevrelerde geniş yankı uyandırdı. Birçok sivil toplum kuruluşu, kararın laiklik ilkesini erozyona uğrattığını ve yargının siyasallaştığını öne sürerek tepki gösterdi. Öte yandan, HÜDA PAR cephesinden henüz bir açıklama gelmedi. Hukukçular, takipsizlik kararına itirazın ardından sürecin nasıl işleyeceğini değerlendiriyor. İtirazın, bir üst savcılık tarafından incelenmesi ve kararın kaldırılması durumunda soruşturmanın yeniden başlatılması bekleniyor. Ancak yasama sorumsuzluğu kapsamındaki eylemlerin genellikle dokunulmazlık zırhı altında olduğu ve soruşturma izni gerektirdiği hatırlatılıyor.
Laiklik Meclisi, laiklik ilkesinin korunması için TBMM’ye ve siyasi partilere çağrıda bulunarak, Devrim Yasaları’na sahip çıkılmasını istedi. Meclis ayrıca, medreselere yasal statü kazandırma çabalarının kamuoyunda tartışılması gerektiğini ve bu tür girişimlerin eğitim sisteminde ayrımcılığa yol açacağını vurguladı.
Arka Plan: Laiklik ve Devrim Yasaları
Türkiye’de laiklik ilkesi, 1937’de Anayasa’ya girmiş ve 1982 Anayasası’nın 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” şeklinde ifade edilmiştir. Devrim Yasaları ise 174. maddede sayılan ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek yasalardır. Bu yasalar arasında Tevhid-i Tedrisat Kanunu da bulunur ve eğitimde birliği sağlar. Son yıllarda, özellikle muhafazakâr çevrelerden gelen talepler doğrultusunda, bu ilkelere yönelik tartışmalar zaman zaman alevleniyor. Laiklik Meclisi’nin bu itirazı, laiklik ilkesinin korunması adına önemli bir hukuki adım olarak görülüyor.
Uzmanlar, takipsizlik kararına itirazın, laiklik ilkesinin yargı yoluyla korunması açısından emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Ancak sürecin uzun ve zorlu olacağı, siyasi iradenin tutumunun belirleyici olacağı ifade ediliyor.