İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin verdiği mutlak butlan kararı, muhalif medyada büyük yankı uyandırdı. Kararı 'AK Parti yargısı' olarak niteleyen bazı gazeteciler, süreci manipüle etmekle suçlanırken, ortaya çıkan arşiv kayıtları bu iddiaları çürüttü. Barış Terkoğlu, İsmail Saymaz, Can Ataklı, Enver Aysever ve Barış Yarkadaş gibi isimlerin, kurultaydaki usulsüzlükleri aylar önce bizzat kaleme aldıkları ve şaibeleri itiraf ettikleri belirlendi.
Muhalif Kalemlerin Kendi İtirafları
CHP kurultayının iptaline gerekçe gösterilen maddi hatalar ve usulsüzlükler, aslında ilk günden itibaren bazı gazeteciler tarafından dile getirilmişti. BirGün yazarı Barış Terkoğlu, kurultay öncesi yayımlanan yazısında 'CHP'de liste krizi ve mühürsüz oy pusulaları' başlığıyla sürecin sorunlarına dikkat çekmişti. Sözcü yazarı İsmail Saymaz ise 'CHP'de tüzük ihlalleri ve sandık güvenliği' konusunda uyarılarda bulunmuştu. Can Ataklı ve Enver Aysever de benzer şekilde, kurultayın şeffaf olmadığını vurgulamışlardı. Oysa bugün aynı isimler, mahkeme kararını 'siyasi' bularak eleştiriyor.
Arşivdeki Gerçekler
Geçmişe dönük yapılan taramalarda, bu gazetecilerin kurultayın hemen ardından yazdıkları köşe yazıları ve sosyal medya paylaşımları gün yüzüne çıktı. Örneğin, Barış Yarkadaş, 'CHP'de delegeler arasında kavga ve darp olayları' başlıklı yazısında, kurultayın gölge altında kaldığını belirtmişti. Aynı isimler, bugün kararı 'AK Parti yargısı' olarak nitelendirirken, mahkemenin tespitlerinin kendi eski yazılarıyla birebir örtüştüğü görülüyor. Bu çelişki, kamuoyunda 'çifte standart' eleştirilerine yol açtı.
Bağlam ve Değerlendirme
Yaşanan bu gelişme, Türkiye'de medya ve yargı arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Muhalif gazetecilerin, kendi geçmiş yazılarıyla çelişen tutumları, kamuoyunda güven bunalımını derinleştiriyor. Oysa hukuk, kişisel veya siyasi çıkarlara göre değil, somut delillere dayanarak karar verir. Mahkemenin butlan kararı da bu deliller ışığında alınmıştır. Medyanın, yargı kararlarını eleştirirken tutarlı ve objektif olması, demokrasinin sağlıklı işlemesi açısından kritik önem taşımaktadır. Aksi halde, 'AK Parti yargısı' gibi ithamlar, yalnızca siyasi kutuplaşmayı artırmakta ve gerçeklerin üzerini örtmektedir.