ABD ordusunun İran’a ait dört insansız hava aracını (İHA) düşürmesi ve Bandar Abbas’taki bir hedefi vurmasının ardından Tahran yönetimi, bir Amerikan üssünü hedef aldığını duyurdu. Karşılıklı bu hamleler, 8 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesten bu yana yaşanan en ciddi askeri gerilim olarak değerlendiriliyor. Washington ve Tahran arasında tırmanan tansiyon, bölgesel istikrarı tehdit ederken, uluslararası toplum taraflara itidal çağrısı yapıyor.
ABD’nin ilk hamlesi: İHA düşürme ve Bandar Abbas saldırısı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran’a ait dört İHA’nın uluslararası hava sahasında düşürüldüğü belirtildi. Açıklamada, İHA’ların ABD unsurlarına tehdit oluşturduğu gerekçesiyle vurulduğu ifade edildi. Ayrıca, Basra Körfezi’ndeki Bandar Abbas limanı yakınlarında bir İran hedefinin de ABD savaş uçakları tarafından bombalandığı bildirildi. CENTCOM, bu operasyonların “meşru müdafaa” kapsamında gerçekleştirildiğini vurguladı.
İran’ın misillemesi: Amerikan üssüne saldırı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin saldırılarına misilleme olarak Körfez bölgesindeki bir Amerikan askeri üssüne balistik füze ve kamikaze İHA’larla saldırı düzenlediğini duyurdu. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, saldırıda “önemli hasar” meydana geldiği ancak ölü sayısına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. ABD tarafından ise saldırıya ilişkin henüz bir doğrulama gelmedi. Bölgedeki kaynaklar, üste alarm durumuna geçildiğini aktarıyor.
Ateşkes süreci sallantıda
8 Nisan’da taraflar arasında varılan ateşkes, nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve bölgedeki gerilimin düşürülmesi amacını taşıyordu. Ancak son 48 saatte yaşanan çatışma, ateşkesin temel parametrelerini ihlal ediyor. Uzmanlar, bu gerilimin bölgede geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor. İran, ABD’yi ateşkesi bozmakla suçlarken, ABD ise İran’ın provokasyonlarına karşılık verdiğini savunuyor.
Bölgesel yansımalar ve uluslararası tepkiler
Olayların ardından İran, Basra Körfezi’ndeki ticari gemilere seyrüsefer güvenliği konusunda uyarıda bulundu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği de gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimleri hızlandırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplantı talep ettiği belirtiliyor. Bu gerilim, bilhassa küresel enerji piyasalarında petrol fiyatlarının yükselmesine yol açarken, borsalarda satış baskısı oluşturdu.
Geçmişe dönük bağlam
ABD-İran gerilimi, 2018’de ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla tırmanmıştı. 2020’de İranlı general Kasım Süleymani’nin ABD saldırısıyla öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Son aylarda dolaylı görüşmeler ve ateşkes çabaları olumlu bir hava yaratmışken, bu son çatışma kazanımları riske atıyor. Bölgedeki askeri yığınak ve karşılıklı suçlamalar, iki tarafın da diplomatik çözümden uzaklaştığı endişesini doğuruyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, bu karşılıklı vuruşlar tarafların ateşkese bağlılığını sorgulatırken, bölgedeki diğer aktörleri de endişelendiriyor. İran’ın artan uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve ABD’nin bölgede askeri varlığını sürdürmesi, gerilimin uzun vadeli bir çatışmaya dönüşme riskini beraberinde getiriyor. Diplomasiye dönüş için hala bir pencere olsa da, son gelişmeler bu pencerenin daralmakta olduğunu gösteriyor.