Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında ikinci dalga operasyon gerçekleştirildi. İstanbul, Konya, Mersin ve Muğla'da eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 13 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 12 kişi gözaltına alındı. Firari Hilmi Tuna Kuriş'in yasa dışı yollarla yurt dışına kaçış hazırlığı yaptığı tespit edildi. Operasyon kapsamında hastane ve bilişim ağına yönelik aramalar da yapıldı.
Operasyonun Detayları
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde, polis ekiplerince düzenlenen operasyonda, örgütün sağlık sektöründeki yapılanması ve dijital altyapısı hedef alındı. Şüphelilerin, sahte rapor ve reçete düzenleyerek sigorta kurumlarını dolandırdıkları, ayrıca örgüte finansal kaynak sağladıkları öne sürülüyor. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Operasyonda, özellikle özel hastaneler ve tıp merkezlerinde kullanılan yazılım sistemlerine sızarak hasta verilerini ele geçirdikleri ve bu verileri kullanarak sahte tedavi süreçleri oluşturdukları belirtiliyor. Bilişim ağı üzerinden yapılan müdahalelerle, örgüt üyelerinin kimlik bilgilerini gizledikleri ve yasadışı işlemlerini kolaylaştırdıkları iddia ediliyor.
Firari Hilmi Tuna Kuriş'in Kaçış Planı
Örgütün elebaşı konumundaki Hilmi Tuna Kuriş'in yurt dışına kaçış hazırlığı içinde olduğu bilgisi, istihbarat birimlerince elde edildi. Kuriş'in, sahte pasaport ve kimlik belgeleriyle ülkeyi terk etmeye çalıştığı, bu nedenle deniz yoluyla Ege adalarına geçiş planladığı değerlendiriliyor. Sınır kapılarında ve havalimanlarında tedbirlerin artırıldığı, Kuriş'in yakalanması için geniş çaplı bir çalışma yürütüldüğü öğrenildi.
Daha önce de hakkında yakalama kararı bulunan Kuriş'in, örgütün yurt dışı bağlantılarını yöneterek ele geçirilen paraları akladığı ifade ediliyor. Soruşturma kapsamında, Kuriş'in özellikle Balkan ülkeleri ve Almanya'daki bağlantıları üzerinde duruluyor.
Soruşturmanın Arka Planı
Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik ilk operasyon geçtiğimiz aylarda düzenlenmiş, çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Örgütün, özellikle sağlık sektöründe faaliyet gösteren şirketler üzerinden para aklama işlemleri yürüttüğü, ayrıca usulsüz sağlık raporları düzenleyerek devleti milyonlarca lira zarara uğrattığı iddia ediliyor. İlk operasyonda ele geçirilen dijital materyaller ve banka hesapları, örgütün geniş bir yapılanmaya sahip olduğunu gösteriyor.
Soruşturma dosyasında, örgütün kurduğu sağlık şirketleri üzerinden kamu ihalelerine fesat karıştırdığı, bazı hastanelerde görevli doktor ve idarecilerle organik bağ kurduğu bilgileri yer alıyor. Ayrıca, şüphelilerin lüks yaşam alışkanlıkları ve mal varlıkları incelenerek, elde edilen kazançların boyutunun yüksek olduğu değerlendiriliyor.
Bu operasyon, Türkiye'de sağlık sistemindeki suiistimallerin ve organize suç örgütlerinin bu alandaki etkinliğini yeniden gündeme taşıdı. Yetkililer, benzer yapıların deşifre edilmesi için çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurguluyor. Sonuç olarak, Kuriş soruşturması, kamu kaynaklarının korunması ve sağlık sektöründeki yolsuzlukların önlenmesi açısından kritik bir önem taşıyor. Önümüzdeki günlerde, gözaltındaki şüphelilerin sorguları ve elde edilen deliller doğrultusunda yeni operasyonların da gündeme gelebileceği belirtiliyor. Adli sürecin şeffaf bir şekilde işlemesi, kamuoyunda bu tür suç örgütlerine yönelik güveni pekiştirecektir.