Küresel sigorta primleri 2025 yılında 7,1 trilyon dolara ulaşarak rekor seviyeye çıktı. Ancak bu büyümeye rağmen sektörün uzun vadeli görünümüne dair yapısal sorunlar giderek daha fazla gündeme geliyor. Bain & Company'nin son raporu, sigorta sektöründeki koruma açıklarına dikkat çekerken, AXA Türkiye Üst Yöneticisi Yavuz Ölken, hasar süreçlerindeki düzenlemelerin kritik önem taşıdığını belirtti.
Primler Artıyor, Ancak Koruma Açığı Sürüyor
Bain & Company'nin analizine göre, küresel sigorta pazarı büyüklüğü 2025 itibarıyla 7,1 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu rakam, sektörün nominal olarak genişlemeye devam ettiğini gösteriyor. Ne var ki, prim üretimindeki artışa karşın, sigortalanabilir risklerin önemli bir kısmı hâlâ teminat dışında kalıyor. Raporda, özellikle iklim kaynaklı felaketler, siber riskler ve pandemi sonrası ortaya çıkan yeni risk türlerinde koruma açığının büyüdüğü vurgulanıyor.
Uzmanlar, bu açığın yalnızca bireysel poliçe sahipleri için değil, aynı zamanda kurumsal müşteriler ve kamu maliyesi için de ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Doğal afetlerin sıklaşması ve şiddetlenmesi, sigorta şirketlerinin hasar ödeme kapasitesini zorlarken, primlerin de yükselmesine yol açıyor. Bu durum, sigortaya erişimi kısıtlı hale getirerek koruma açığını daha da derinleştiriyor.
Hasar Süreçlerinde Düzenleme İhtiyacı
AXA Türkiye Üst Yöneticisi Yavuz Ölken, sektörün karşı karşıya olduğu zorluklara ilişkin yaptığı değerlendirmede, hasar süreçlerindeki düzenlemelerin önemine işaret etti. Ölken, sigorta şirketlerinin hasar ödemelerini hızlı ve adil bir şekilde gerçekleştirebilmesi için yasal ve operasyonel çerçevenin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle büyük ölçekli afetlerde yaşanan gecikmeler ve anlaşmazlıklar, sigortaya olan güveni sarsabiliyor.
Ölken'in vurguladığı bir diğer nokta ise, sigorta penetrasyonunun artırılması için toplumsal farkındalığın yükseltilmesi gerektiği. Türkiye'de sigortalılık oranının hâlâ düşük seviyelerde olduğunu belirten Ölken, özellikle zorunlu sigortalar dışındaki ürünlerde bilinçlendirme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Küresel Riskler Dönüşürken Sigortanın Rolü
Dünya genelinde risklerin niteliği hızla değişiyor. İklim değişikliği, jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği ve dijitalleşmenin getirdiği siber tehditler, sigorta sektörünün karşı karşıya olduğu başlıca başlıklar arasında. Bain & Company raporu, bu dönüşümün sigorta şirketlerinin iş modellerini yeniden şekillendirmesini zorunlu kıldığını ortaya koyuyor.
Öte yandan, düşük faiz ortamının sona ermesi ve enflasyonun yükselmesi, sigorta şirketlerinin yatırım gelirlerini de etkiliyor. Şirketler, bir yandan artan hasar maliyetleriyle mücadele ederken, diğer yandan sermaye yeterliliklerini korumak zorunda. Bu denklemde, primlerin yükselmesi kaçınılmaz görünüyor; ancak bu durum, sigortalılar üzerinde finansal baskı oluşturuyor.
Bain & Company, sigorta şirketlerinin dijitalleşme ve veri analitiği yatırımlarını artırarak riskleri daha iyi yönetebileceğini, böylece hem müşteri deneyimini iyileştirebileceğini hem de operasyonel verimliliği artırabileceğini belirtiyor. Ayrıca, kamu-özel sektör iş birliklerinin, özellikle afet sigortası gibi alanlarda koruma açığını kapatmada kilit rol oynayabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Pazarı ve Bölgesel Farklılıklar
Türkiye sigorta pazarı, küresel eğilimlere paralel olarak büyüme gösteriyor. Ancak, kişi başına düşen prim üretimi ve sigorta penetrasyonu açısından gelişmiş ülkelerin gerisinde. Yavuz Ölken, Türkiye'de sigorta bilincinin artması için eğitim ve iletişim faaliyetlerinin yanı sıra, düzenleyici kurumların da teşvik edici politikalar izlemesi gerektiğini vurguluyor.
Özellikle deprem gibi doğal afet risklerinin yüksek olduğu Türkiye'de, zorunlu deprem sigortası (DASK) gibi mekanizmaların etkinliği tartışılıyor. Uzmanlar, DASK'ın teminat kapsamının genişletilmesi ve hasar ödeme süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini savunuyor.
Küresel sigorta pazarının 2025'te 7,1 trilyon dolara ulaşması, sektörün büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Ancak bu büyüklük, beraberinde daha karmaşık risk yönetimi ve düzenleme ihtiyaçlarını getiriyor. Bain & Company raporu ve AXA Türkiye CEO'su Yavuz Ölken'in açıklamaları, sektörün sürdürülebilir büyüme için yapısal reformlara ve hasar süreçlerinde iyileştirmelere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, sigorta sektörü hem küresel hem de yerel düzeyde dönüşüm baskısıyla karşı karşıya. Risklerin çeşitlenmesi ve artması, sigortanın koruma işlevini daha da önemli hale getirirken, maliyet ve erişilebilirlik dengesinin kurulması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde, sigorta şirketlerinin dijitalleşme, veri analitiği ve kamu iş birlikleriyle bu dengeyi sağlamaya çalışması bekleniyor. Ancak unutulmamalıdır ki, sigorta yalnızca bir finansal ürün değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın bir aracıdır. Bu nedenle, sektördeki her türlü iyileştirme, geniş anlamda toplumun refahına katkı sağlayacaktır.