İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler Viyana'da devam ederken, dünya genelinde eşzamanlı olarak başka bir nükleer yarış yaşanıyor. ABD, Rusya ve Çin'in öncülüğünde yürütülen bu yarış, nükleer silah stoklarının modernizasyonu ve yeni savaş başlıklarının geliştirilmesiyle kendini gösteriyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, 2023 itibarıyla dünyada yaklaşık 12.500 nükleer savaş başlığı bulunuyor ve bu sayı son beş yılda önemli ölçüde değişmedi. Ancak başlıkların çoğu modernizasyon sürecinden geçiyor ve yeni teslimat sistemleri geliştiriliyor.
ABD'nin Nükleer Modernizasyonu
ABD, 1,3 trilyon dolarlık bir bütçeyle nükleer cephaneliğini 30 yıl boyunca modernize etmeyi planlıyor. Bu kapsamda B-21 bombardıman uçağı, yeni nesil nükleer denizaltılar ve kara konuşlu kıtalararası balistik füzelerin (ICBM) yenilenmesi yer alıyor. Pentagon, Rusya ve Çin'in nükleer yeteneklerindeki ilerlemeleri gerekçe göstererek bu modernizasyonun gerekliliğini savunuyor. Özellikle Çin'in nükleer savaş başlığı sayısını 2035 yılına kadar 1.500'e çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor.
Rusya ve Çin'in Hamleleri
Rusya, yeni nesil nükleer silah sistemleri geliştirmeye devam ediyor. RS-28 Sarmat ağır ICBM, Avangard hipersonik glider aracı ve Poseidon nükleer torpidosu gibi projeler hızla ilerliyor. Moskova, nükleer caydırıcılığın ulusal güvenliğinin temel taşı olduğunu vurguluyor. Çin ise nükleer cephaneliğini genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda silo tabanlı ICBM'ler için yüzlerce yeni füze rampası inşa ediyor. Pekin, nükleer politikasının savunma odaklı olduğunu iddia etse de, bu hızlı büyüme bölgesel dengeleri değiştiriyor.
Diğer Ülkeler ve Silahsızlanma Çabaları
Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore de nükleer cephaneliklerini genişletiyor. İsrail'in nükleer silah sahibi olduğu biliniyor ancak resmi olarak bu konuda bir açıklama yapmıyor. Bu tablo karşısında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) çerçevesindeki silahsızlanma çabaları yetersiz kalıyor. 2025 NPT Değerlendirme Konferansı öncesinde taraflar arasındaki görüş ayrılıkları derinleşiyor. ABD ve müttefikleri, Çin'i şeffaflık eksikliğiyle suçlarken, Rusya Batı'nın saldırgan politikalarını eleştiriyor.
Nükleer silahların varlığı ve yayılması, uluslararası barış için kritik bir tehdit oluşturuyor. İran müzakereleri dikkatleri bir noktaya çekerken, asıl büyük güçlerin nükleer stoklarını artırması uzun vadede stratejik dengesizliklere yol açabilir. Silahsızlanma konusunda anlamlı bir adım atılmadığı takdirde, dünya daha tehlikeli bir nükleer ortama sürüklenebilir.