Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) liderleri, Orta Doğu'daki savaşın küresel etkilerini değerlendirmek üzere acil olarak bir araya geldi. Ortak bildiride, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın sürmesi halinde dünya ekonomisinin benzeri görülmemiş bir riskle karşı karşıya kalacağı vurgulandı. Dört kuruluşun başkanları, enerji arzındaki kesintilerin yanı sıra tedarik zincirlerinde yaşanacak aksamaların küresel enflasyonu yeniden tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Küresel enerji arzı tehdit altında
Toplantıya ev sahipliği yapan IMF Başkanı Kristalina Georgieva, Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, "Boğazın kapatılması, petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya yol açacak ve bu durum özellikle gelişmekte olan ülkeleri derinden etkileyecektir" dedi. Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ise, enerji krizinin gıda fiyatlarına da yansıyacağını, gübre ve tarım girdilerindeki maliyet artışının yoksul ülkelerde açlık riskini artırdığını belirtti. DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, deniz ticaret yollarındaki kesintinin küresel ticareti yavaşlatacağını ve lojistik maliyetlerini yükselteceğini ifade etti. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann ise, krizi yönetmek için uluslararası koordinasyonun şart olduğunu söyledi.
Hürmüz Boğazı neden kritik?
Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Boğazdan her gün yaklaşık 17 milyon varil petrol geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ve doğal gaz üreticileri, ihracatlarının büyük bölümünü bu güzergah üzerinden gerçekleştiriyor. Bölgede artan askeri gerilim ve Husi saldırıları nedeniyle boğazdaki trafik zaman zaman tehdit altına girmişti. Küresel kurumların liderleri, boğazın tamamen kapanması durumunda Brent petrolün varil fiyatının 150 dolara kadar yükselebileceğini ve dünya ekonomisinin resesyona sürüklenebileceğini öngörüyor. Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkelerin bu senaryodan en çok etkilenecek ülkeler arasında olduğu belirtiliyor.
Dört kuruluş, başta ABD ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgesel güçleri diyalog çağrısı yapmaya davet ederken, acil durum planları üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Kısa vadede stratejik petrol rezervlerinin kullanılması, alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılması ve deniz güvenliğinin artırılması için ortak bir eylem planı hazırlanıyor. Ancak analistler, mevcut jeopolitik gerilimler göz önüne alındığında bu çabaların sonuç vermesinin zor olacağını düşünüyor. Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, küresel ekonominin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor ve enerji bağımsızlığı tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Uzun vadede ülkelerin yenilenebilir enerjiye geçiş hızını artırması beklenirken, kısa vadede alınacak önlemler dünya ticaretinin seyrini belirleyecek.