Uluslararası İslam Alimleri Birliği (UIAB), küresel ölçekte yaşanan siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlere Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde çözümler üretmek amacıyla 15-17 Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul’da uluslararası bir konferans düzenleyeceğini açıkladı. Konferans, dünyanın dört bir yanından İslam alimlerini, akademisyenleri ve düşünce kuruluşu temsilcilerini bir araya getirecek.
Konferansın Amacı ve Kapsamı
UIAB tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, konferansın ana teması “Küresel Krizler ve Kur’ani Çözüm Yolları” olarak belirlendi. Etkinlik kapsamında savaşlar, göç, iklim değişikliği, ekonomik eşitsizlik, ahlaki çöküş ve aile kurumunun zayıflaması gibi güncel sorunlar ele alınacak. Katılımcılar, bu sorunlara İslami perspektiften nasıl yaklaşılabileceğini tartışacak ve somut öneriler geliştirecek.
Konferansın açılış konuşmasını UIAB Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Görmez’in yapması bekleniyor. Görmez’in konuşmasında, İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu ve çözüm önerilerini kapsamlı bir şekilde ele alacağı öğrenildi. Ayrıca aralarında Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Malezya, Endonezya, Pakistan ve Katar’dan önde gelen alimlerin bulunduğu geniş bir katılımcı listesi oluşturuldu.
Alt Oturumlar ve Tartışma Başlıkları
Üç gün sürecek konferansta çeşitli paneller ve atölye çalışmaları düzenlenecek. Ana başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Siyasi Krizler ve Adalet: Kur’an’ın adalet, istişare ve emanet ilkeleri ışığında yönetim modelleri.
- Ekonomik Krizler ve İslam Ekonomisi: Faizsiz finans, zekat, infak ve israfın önlenmesi gibi mekanizmaların küresel ekonomiye katkıları.
- Toplumsal Krizler ve Aile: Ailenin korunması, gençlerin karşılaştığı sorunlar ve ahlaki değerlerin yeniden inşası.
- Çevre ve İklim Krizi: İslam’ın çevreye bakışı ve sürdürülebilirlik konusunda dini sorumluluklar.
- Göç ve Mülteci Sorunu: İslam’ın misafirperverlik ve kardeşlik ilkeleri çerçevesinde çözüm arayışları.
Her oturumun sonunda bir sonuç bildirgesi yayınlanacak ve bu bildirgeler daha sonra bir kitapçık haline getirilerek ilgili kurumlara ve kamuoyuna sunulacak.
Katılımcı Profili ve Beklentiler
Konferansa 40’tan fazla ülkeden yaklaşık 300 davetli katılacak. Katılımcılar arasında ilahiyat fakültesi dekanları, İslam hukuku profesörleri, sosyologlar, ekonomistler ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, konferansın sadece teorik tartışmalarla sınırlı kalmayıp uygulanabilir politika önerileri üretmeyi hedeflediğini vurguladı.
UIAB yetkilileri, bu tür bir etkinliğin ilk kez düzenlendiğini ve bundan sonra yıllık olarak farklı şehirlerde tekrarlanmasının planlandığını belirtti. Konferansın sonunda alınan kararlar, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası platformlara da sunulacak.
Arka Plan: Neden Şimdi?
Son yıllarda dünya genelinde artan siyasi istikrarsızlık, ekonomik dalgalanmalar ve doğal afetler, dinî referanslı çözüm arayışlarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle İslam coğrafyasında yaşanan iç savaşlar, işgaller ve insani krizler, Müslüman alimlerin ortak bir ses çıkarma ihtiyacını doğurdu. UIAB’nin bu konferansı, söz konusu ihtiyaca cevap verme iddiası taşıyor.
Ayrıca, İslam dünyasında son dönemde yükselen milliyetçi ve seküler akımlara karşı, Kur’an merkezli bir yaklaşımın alternatif sunabileceği düşünülüyor. Konferans, farklı mezhep ve ekollerden alimleri bir araya getirerek ortak bir zemin oluşturmayı amaçlıyor.
Eleştiriler ve Beklentiler
Bazı çevreler, konferansın somut çıktılar üretmekten ziyade sembolik bir toplantı olarak kalabileceği yönünde eleştiriler getiriyor. Öte yandan, organizatörler bu eleştirileri dikkate aldıklarını ve her oturumda uygulanabilir projeler geliştirileceğini ifade ediyor. Konferansın sonuç bildirgesinin, özellikle genç Müslümanlar ve karar alıcılar için bir yol haritası niteliği taşıması hedefleniyor.
İstanbul’un ev sahipliği yapması, şehrin tarihsel ve kültürel birikimi açısından da anlamlı bulunuyor. Katılımcılar, konferans vesilesiyle İstanbul’daki tarihi camileri ve İslami ilim merkezlerini ziyaret etme fırsatı da bulacak.
Küresel krizlerin çözümünde dinin rolü tartışmaları uzun süredir devam ediyor. Bu konferans, İslam dünyasının kendi iç dinamikleriyle ürettiği çözümleri küresel kamuoyuna duyurması bakımından önemli bir platform olabilir. Ancak başarısı, alınan kararların ne kadar takip edileceğine ve uygulamaya geçirileceğine bağlı görünüyor.