Emekli büyükelçi Selim Kuneralp, Avrupa Birliği'nin (AB) Made in EU planına ilişkin Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, Türkiye'nin sürece dahil edilmesinin önündeki engelleri ve olası sonuçları değerlendirdi. Kuneralp, planın çıkış noktasının AB'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedefleri olduğunu belirterek, Türkiye'nin bu süreçte yer almasının Kıbrıs sorunu ve kamu alımlarındaki mevzuat uyumsuzluğu nedeniyle zorlaştığını söyledi. "Radikal bir adım atılmadıkça tablo iyi değil" diyen Kuneralp, mevcut koşullarda Türkiye'nin plana ortak olmasının kısa vadede mümkün görünmediğini ifade etti.
Made in EU planı nedir, Türkiye'yi neden ilgilendiriyor?
AB'nin Made in EU olarak adlandırılan planı, üye ülkelerde üretilen ürünlerin tedarik zincirinde daha fazla yer almasını ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azaltılmasını hedefliyor. Özellikle yeşil enerji, ilaç, yarı iletken ve kritik hammaddeler gibi alanlarda AB içi üretimin güçlendirilmesi öngörülüyor. Plan, aynı zamanda kamu alımlarında AB menşeli ürünlere öncelik verilmesi gibi düzenlemeleri de içeriyor. Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak AB ile yakın ticari ilişkilere sahip olsa da Made in EU kapsamındaki ayrıcalıklardan yararlanmak için belirli koşulları yerine getirmek zorunda. Kuneralp, bu koşulların başında Kıbrıs sorununun çözümü ve kamu alımları mevzuatının AB müktesebatına uyumlaştırılması geldiğini vurguladı.
Emekli büyükelçi, planın çıkış noktasını şu sözlerle anlattı: "AB, pandemi sonrası tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve Ukrayna savaşı sonrası enerji arz güvenliği kaygılarıyla kendi iç üretim kapasitesini artırmak istiyor. Bu çerçevede Made in EU, bir tür korumacılık değil, stratejik özerklik arayışı olarak sunuluyor. Ancak bu plan, üçüncü ülkelerle ticari ilişkilerde yeni dengeler yaratacak."
Türkiye'nin önündeki iki temel engel: Kıbrıs ve kamu alımları
Kuneralp, Türkiye'nin Made in EU planına ortaklığının önündeki en büyük siyasi engelin Kıbrıs konusu olduğunu belirtti. AB, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tüm ada olarak tanırken, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) farklı bir pozisyona sahip. Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmadan AB'nin Türkiye'yi Made in EU gibi yeni mekanizmalara dahil etmesinin güç olduğunu ifade eden Kuneralp, "AB içinde Kıbrıs Rum kesiminin onayı olmadan böyle bir adım atılması zor. Bu da Türkiye'nin önünü tıkıyor" dedi.
İkinci engel ise kamu alımları mevzuatı. AB, kamu ihalelerinde şeffaflık, eşit muamele ve rekabetçi koşulların sağlanmasını şart koşuyor. Türkiye'nin kamu alımları mevzuatı ise AB standartlarıyla tam uyumlu değil. Kuneralp, "Kamu alımlarındaki mevzuat uyumsuzluğu, Türkiye'nin Made in EU kapsamındaki ayrıcalıklardan yararlanmasını engelliyor. AB, kendi pazarına erişim için bu alanda reform yapılmasını bekliyor. Ancak Türkiye bu konuda somut bir adım atmış değil" diye konuştu.
Kuneralp, bu iki engelin aşılması için Türkiye'nin "radikal adımlar" atması gerektiğini söyledi. "Mevcut tablo iyi değil. Kıbrıs'ta bir çözüm olmadan ve kamu alımlarında AB normlarına uyum sağlanmadan Türkiye'nin Made in EU'ya dahil olması beklenemez. Bu da Türk sanayicisinin AB pazarında rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir" değerlendirmesinde bulundu.
Plana ortaklık olmazsa ne olur?
Made in EU planına ortak olamamanın Türkiye için ciddi ekonomik sonuçları olabileceğini belirten Kuneralp, özellikle otomotiv, tekstil, beyaz eşya ve yeşil enerji gibi sektörlerde ihracatın olumsuz etkilenebileceğini söyledi. AB, Made in EU kapsamında belirli ürün gruplarında menşe kurallarını sıkılaştırırsa, Türkiye'de üretilen ancak AB menşeli olmayan parçalar nedeniyle ürünlerin AB pazarına girişi zorlaşabilir. Kuneralp, "Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde AB ile ticaretinde avantajlı bir konumda. Ancak Made in EU, bu avantajı ortadan kaldırabilir. Türk sanayicisi, AB'nin yeni kurallarına uyum sağlamak için ek maliyetlerle karşılaşabilir" uyarısında bulundu.
Öte yandan Kuneralp, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde son yıllarda yaşanan durgunluğun da süreci olumsuz etkilediğini hatırlattı. AB'nin genişleme politikasındaki yavaşlama ve Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti gibi alanlarda yaşadığı sorunlar, Made in EU gibi yeni mekanizmalara katılımı daha da zorlaştırıyor. Kuneralp, "AB, Türkiye ile ilişkilerinde pozitif gündem oluşturmak istiyor ancak somut adımlar görmeden yeni bir ortaklık modeli geliştirmesi kolay değil" dedi.
Türkiye'nin alternatif stratejileri
Peki Türkiye bu durumda ne yapmalı? Kuneralp'e göre, öncelikle kamu alımları mevzuatında AB ile uyum sağlanmalı ve Kıbrıs konusunda yapıcı bir diyalog başlatılmalı. Ayrıca Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme alanlarında kendi iç reformlarını hızlandırması gerektiğini belirten Kuneralp, "AB'nin Made in EU planına alternatif olarak Türkiye, kendi üretim kapasitesini güçlendirebilir ve bölgesel tedarik zincirlerinde daha etkin rol alabilir. Ancak bu, AB pazarına erişim kadar cazip olmayabilir" diye konuştu.
Sonuç olarak, emekli büyükelçi Selim Kuneralp'in değerlendirmeleri, Türkiye'nin AB'nin Made in EU planına ortaklığının kolay olmadığını, siyasi ve teknik engellerin aşılması için radikal adımlar gerektiğini ortaya koyuyor. Kıbrıs sorunu ve kamu alımları reformu bu sürecin anahtarı olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin bu engelleri aşamaması halinde, AB ile ticari ilişkilerinde yeni zorluklarla karşılaşması kaçınılmaz görünüyor.