Alihan Kuriş'in liderliğini yaptığı çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin, terör örgütü FETÖ'nün kullandığı 'ByLock' benzeri 'Glooper' adlı kripto haberleşme programı üzerinden iletişim kurduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, örgütün şifreli mesajlaşma uygulaması Glooper'ı yoğun şekilde kullandığı tespit edildi. Bu gelişme, suç örgütlerinin dijital iletişim yöntemlerindeki değişimi bir kez daha gözler önüne serdi.
Glooper Uygulamasının Teknik Altyapısı
Edinilen bilgilere göre, Glooper uygulaması, kullanıcıların kimliklerini gizleyerek şifreli mesajlaşma yapmasına olanak tanıyor. Uygulamanın sunucularının yurt dışında bulunması, kolluk kuvvetlerinin dijital takibini zorlaştırıyor. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ekipleri, örgüt üyelerinin Glooper üzerinden yaptığı yazışmaları çözerek, suç şebekesinin hiyerarşik yapısını ve planlarını ortaya çıkardı. Uygulamanın, ByLock gibi end-to-end şifreleme protokolü kullandığı, ancak açıklarının bulunduğu ve Türk istihbarat birimlerinin bu açıkları kullanarak verilere ulaştığı ifade ediliyor.
Soruşturmanın Seyri ve Gözaltılar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün Glooper üzerinden planladığı eylemler deşifre edildi. Elde edilen dijital verilerde, örgüt üyelerinin kuryelerle yönlendirildiği, örgütsel toplantıların detaylarının paylaşıldığı ve haraç kesme faaliyetlerinin koordine edildiği tespit edildi. Operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı, önde gelen üyeler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerin ifadeleri, örgütün finansal yapısı ve diğer suç örgütleriyle ilişkileri hakkında önemli ipuçları verdi.
Glooper uygulamasının, ByLock'tan farklı olarak mağaza aracılığıyla değil, çeşitli web siteleri üzerinden dağıtıldığı, kurulum sonrasında ise uygulamanın telefon simgesini gizleyebildiği öğrenildi. Bu özellik, kullanıcıların uygulamayı cihazlarından kolayca saklayabilmesine imkan tanıyor. Ayrıca, Glooper'ın kod adlarıyla haberleşme yapılabildiği ve eylem sonrası GPS erişiminin kapatılabildiği belirtiliyor.
Dijital Deliller ve Emniyet Raporları
Emniyet güçlerinin hazırladığı 'Dijital Delil Raporu'na göre, Glooper yazışmalarında örgütün 'muhasabe' adını verdiği mali işler birimi, yasa dışı kazançların dağıtımını planlamış. Yine yazışmalarda, örgüt lideri Alihan Kuriş'in kullandığı takma ad, şifreli konuşmalarda 'Sarı' olarak geçiyor. Kuriş'in, örgüte yeni katılanların sadakatini test etmek için Glooper üzerinden özel görevler verdiği, bu görevleri yerine getirmeyenlerin ise tasfiye edildiği kaydedildi. Bu bilgiler, örgütün iç işleyişini ortaya koyan ilk somut deliller olarak soruşturma dosyasında yerini aldı.
Teknoloji uzmanları, Glooper gibi uygulamaların yaygınlaşmasının, organize suçla mücadelede yeni bir dönemi beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Siber güvenlik firmaları, kolluk birimlerinin bu tür uygulamaların şifreleme yöntemlerini aşmak için daha gelişmiş adli bilişim araçları geliştirmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de bu alanda atılan adımlar, uluslararası iş birliğinin de önemini artırıyor.
Öte yandan, FETÖ'nün ByLock'tan sonra kullandığı gerçeği ortaya çıkan bu uygulamanın, diğer suç örgütleri tarafından da kullanıldığı bilgisi, güvenlik birimlerini alarma geçirdi. Savcılık, Glooper benzeri uygulamaların tespiti için özel bir çalışma başlattı. Bu çalışma kapsamında, uygulamanın kod yapısının analiz edileceği ve kullanıcı veritabanının elde edilmesi için teknik çalışmalar yapılacağı belirtildi.
Sonuç olarak, suç örgütlerinin teknolojik imkanları kullanma kapasitesindeki artış, güvenlik güçlerinin de dijital okuryazarlığını geliştirmesini zorunlu kılıyor. Glooper vakası, şifreli iletişimin suç dünyasındaki vazgeçilmezliğini bir kez daha göstermekle birlikte, örgütlü suçlarla mücadelenin dijital ayak izlerini takip etmekten geçtiğini kanıtlıyor. Hukukçular, bu tür dijital delillerin mahkemede kabul edilebilirliğinin sağlanması için yasal düzenlemelerin güncellenmesi gerektiğini savunuyor.
Bu gelişme, Türkiye'nin terörle ve organize suçla mücadelede dijital alanda attığı adımlar açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, söz konusu uygulamanın tüm dünyada kullanılan benzer programlarla mücadele edebilmek için ortak bir strateji geliştirilmesinin önemine işaret ediyor. Emsal olarak nitelendirilebilecek bu soruşturmanın, gelecekteki siber suç operasyonlarına ışık tutması bekleniyor.