Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünden 10 gün sonra Adli Tıp Kurumu’nda hırsızlık yaptığı iddia edilen G.E., ifadesi alınmak üzere adliyeye getirildi. Olayla ilgili soruşturmada, Kozinoğlu’na ait kan ve doku örneklerinin değiştirilmiş olabileceği değerlendiriliyor. Şüphelinin Adli Tıp Kurumu’ndan hangi amaçla ve kimlerle bağlantılı olarak hareket ettiği araştırılıyor.
Adli Tıp’taki hırsızlık iddiası ve şüphelinin sevki
Edinilen bilgilere göre, G.E. isimli şüpheli, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından Adli Tıp Kurumu’nda meydana geldiği öne sürülen hırsızlık olayı kapsamında gözaltına alındı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından öğleden sonra adliyeye sevk edildi. Savcılıkta ifade verecek olan G.E.’nin, Adli Tıp Kurumu’ndaki güvenlik kameraları ve tanık beyanları doğrultusunda tespit edildiği belirtiliyor.
Olay, Kozinoğlu’nun 2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi sürecinde ortaya çıkan şüpheler üzerine gündeme geldi. Kozinoğlu’nun avukatı ve ailesi, otopsi raporuna itiraz ederek kan ve doku örneklerinin değiştirildiğini iddia etmişti. Bu iddialar üzerine başlatılan soruşturma, Adli Tıp Kurumu’nda görevli bazı personelin de ifadesine başvurulmasıyla genişletildi.
Kan ve doku örneklerine ilişkin değerlendirme
Soruşturma kapsamında, Kozinoğlu’na ait olduğu belirtilen kan ve doku örneklerinin muhafaza edildiği birimde usulsüzlük yapıldığı ihtimali üzerinde duruluyor. Adli Tıp Kurumu’ndan alınan örneklerin, başka bir kişiye ait numunelerle değiştirilmiş olabileceği yönünde teknik bir değerlendirme yapıldığı öğrenildi. Konuya yakın kaynaklar, örneklerin zincir kaydında (chain of custody) tutarsızlıklar bulunduğunu ve bazı kayıtların sonradan değiştirildiğini öne sürüyor. Ancak bu iddiaların resmi bir rapora bağlanması için Adli Tıp Kurumu ve savcılık nezdinde yürütülen incelemenin sonuçlanması bekleniyor.
Kozinoğlu’nun ölüm nedeni halen tartışmalı. İlk otopsi raporunda kalp krizi sonucu öldüğü belirtilen Kozinoğlu’nun, daha sonra yapılan incelemelerde zehirlenme şüphesi üzerinde durulmuştu. Ailesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için bağımsız bir adli tıp incelemesi talep etmiş, ancak bu talebin karşılanmadığını savunmuştu. Şimdi ise Adli Tıp Kurumu’ndaki hırsızlık iddiası, örneklerin değiştirilmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Gözaltı süreci ve hukuki boyut
G.E.’nin Adli Tıp Kurumu’nda hangi birimde çalıştığı veya kurumla bağlantısının ne olduğu henüz netleşmedi. Şüphelinin ifadesinde, hırsızlık amacıyla mı yoksa başka bir yönlendirmeyle mi hareket ettiğini anlatması bekleniyor. Savcılık, olayın faili meçhul bir cinayet veya delil karartma girişimi olup olmadığını araştırıyor. Adli Tıp Kurumu yetkilileri ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Kozinoğlu’nun avukatı, yaptığı yazılı açıklamada, “Müvekkilimizin kan ve doku örneklerinin değiştirildiğine dair ciddi deliller var. Bu hırsızlık olayı, delillerin karartılması çabasının bir parçası olabilir. Soruşturmanın derinleştirilmesini ve tüm sorumluların ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. Avukat, Adli Tıp Kurumu’ndaki güvenlik zafiyetine de dikkat çekerek, benzer olayların tekrarlanmaması için önlem alınması gerektiğini vurguladı.
Arka plan: Kozinoğlu dosyası neden önemli?
Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında “Fuhuş amaçlı örgüt kurmak” suçlamasıyla tutuklanmış ve cezaevinde hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından başlatılan soruşturmalar, derin devlet tartışmaları ve MİT içindeki hesaplaşmalar ekseninde yıllarca gündemde kaldı. Kozinoğlu’nun ölümünden önce bazı kritik bilgileri kamuoyuna açıklayacağı iddia edilmiş, bu nedenle ölümünün şüpheli olduğu öne sürülmüştü.
Adli Tıp Kurumu’ndaki bu son gelişme, dosyanın yeniden ısınmasına neden oldu. Hırsızlık iddiası, sadece bir güvenlik ihlali değil, aynı zamanda delil zincirinin güvenilirliğini sarsan bir unsur olarak değerlendiriliyor. Hukukçular, eğer örneklerin değiştirildiği kanıtlanırsa, Kozinoğlu davasında yeni bir yargılama sürecinin başlayabileceğini ve sorumlular hakkında “delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan işlem yapılabileceğini belirtiyor.
Olayın siyasi yansımaları da olabilir. Kozinoğlu’nun MİT’teki görevi sırasında edindiği bilgiler ve ilişkileri, dönemin bazı karanlık noktalarına ışık tutabilecek nitelikte. Bu nedenle Adli Tıp’taki hırsızlık ve örnek değişikliği iddiası, sadece adli bir vaka olarak değil, aynı zamanda devletin kurumlarındaki güvenilirlik sorunu olarak da tartışılıyor. Kamuoyu, soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesini ve gerçeklerin ortaya çıkarılmasını bekliyor.
Gelişmeler, Adli Tıp Kurumu’nun ve ilgili birimlerin bundan sonraki süreçte nasıl bir tutum izleyeceğini de belirleyecek. Şüpheli G.E.’nin ifadesinin ardından savcılığın tutuklama talebinde bulunup bulunmayacağı merak konusu. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yıllardır süren belirsizliğin bir kısmının aydınlanması mümkün olabilir. Ancak Adli Tıp gibi kritik bir kurumda böyle bir olayın yaşanmış olması, delil güvenliği konusunda ciddi endişelere yol açıyor.