Ordu'nun Korgan ilçesine bağlı Turnalar Yaylası'nda Taşyapı şirketinin maden sondaj çalışmalarına karşı yöre halkının başlattığı direnişte, bölgeye kurulan dayanışma çadırı jandarma ekipleri tarafından kaldırıldı. Çevreciler, bilirkişi raporunda sondajların doğaya geri dönülemez zararlar verdiğinin ortaya konulduğunu belirterek, mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
Direnişin arka planı
Turnalar Yaylası, Karadeniz Bölgesi'nin endemik bitki türleri ve zengin biyolojik çeşitliliği ile öne çıkan doğal alanlarından biridir. Bölge halkı, Taşyapı şirketinin altın ve bakır arama amaçlı sondaj çalışmalarına karşı aylardır eylem yapıyor. Köylüler, sondaj çalışmalarının yaylanın su kaynaklarını ve tarım arazilerini tehdit ettiğini, ayrıca bölgedeki hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Bilirkişi raporuna göre, sondaj çalışmaları sırasında kullanılan kimyasalların toprağa ve yeraltı sularına karışma riski bulunuyor. Raporda ayrıca, sondaj alanının ormanlık bölgeye yakınlığı nedeniyle ekosistemin hassas dengesinin bozulacağı uyarısı yapılıyor.
Jandarma müdahalesi ve hukuki süreç
Ordu Valiliği'nden yapılan açıklamada, dayanışma çadırının 'izinsiz yapı' statüsünde olduğu ve kamu güvenliği gerekçesiyle kaldırıldığı belirtildi. Ancak direnişçiler, çadırın kaldırılmasının ardından yeniden toplanarak nöbetlerine devam ediyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Korgan Çevre Platformu sözcüsü Ahmet Yılmaz, 'Biz buradayız ve sonuna kadar direneceğiz. Taşyapı'nın çalışmaları durdurulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz' dedi.
Daha önce de bölgede benzer bir maden projesine karşı halkın eylemleri sonucunda ÇED raporu iptal edilmişti. Şimdi ise yeni bir firma aynı alanda sondaj çalışması başlatmış durumda. Köylüler, hukuki süreçte de adım atıldığını ve Danıştay'a iptal davası açıldığını dile getiriyor.
Uzmanlardan değerlendirme
Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden jeolog Prof. Dr. Mehmet Özçelik, 'Turnalar Yaylası gibi hassas ekosistemlerde yapılacak maden sondajlarının uzun vadede bölgeye vereceği zararlar tahmin edilenden daha büyük olabilir. Halkın tepkisi anlaşılabilir. Bu tür projelerde yerel halkın katılımı ve şeffaflık esas alınmalıdır' ifadelerini kullandı.
Türkiye'de maden arama faaliyetleri, 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporuna tabidir. Ancak çevre örgütleri, mevcut mevzuatın doğal alanları korumada yetersiz kaldığını savunuyor. Bu bağlamda Turnalar Yaylası direnişi, çevre ve maden politikaları arasındaki gerilimin bir örneği olarak öne çıkıyor.
Yerel halk, eylemlerini sürdürürken kamuoyunun dikkatini çekmek için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Geçtiğimiz hafta yaylada yapılan basın açıklamasına çevre aktivistleri ve siyasi parti temsilcileri de destek verdi. Direnişin önümüzdeki günlerde daha da genişlemesi bekleniyor.