Hürmüz Boğazı'nda tırmanan gerilim, nisan ayında sağlanan ateşkesi bozma noktasına getirdi. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni abluka kararı ve gemilerden talep ettiği yüzde 20'lik geçiş ücreti, bölgedeki petrol akışını ve küresel piyasaları derinden etkiliyor. Körfez ülkeleri ve enerji şirketleri, krizin aşılması için İran ile ABD arasındaki telefon trafiğine odaklanmış durumda. Bu gelişmeler, bölgenin kırılgan istikrarını yeniden sınarken, petrol fiyatları yukarı yönlü hareketleniyor.
Yeni abluka ve yüzde 20 ücret: Piyasalar tedirgin
ABD yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm ticari gemilere yönelik yeni bir abluka uygulaması başlatacağını duyurdu. Ayrıca, gemilerden geçiş başına yüzde 20 oranında bir ücret alınacağı belirtildi. Bu karar, özellikle bölgeden ham petrol ithal eden Asya ve Avrupa ülkelerinde endişe yarattı. Uzmanlar, uygulamanın hayata geçmesi halinde petrol arzında ciddi daralma olacağını ve fiyatların varil başına 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Trump yönetimi ise kararı "ulusal güvenlik" ve "İran'ın nükleer faaliyetlerine karşı caydırıcılık" gerekçesiyle savunuyor.
ABD'nin bu hamlesi, nisan ayında İran ile varılan ateşkesin ruhuna aykırı bulunuyor. Ateşkes ile taraflar, Hürmüz Boğazı'ndaki askeri faaliyetleri durdurmayı ve serbest geçişi garanti altına almayı kabul etmişti. Ancak yeni abluka ve ücret talebi, anlaşmanın temelini sarsıyor. İran Dışişleri Bakanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür adımlar bölgesel barışa tehdittir ve karşılıksız kalmayacaktır" ifadelerini kullandı.
Telefon diplomasisi: Umut ışığı mı?
Krizin çözümü için gözler, ABD ve İran arasında yeniden canlanan telefon trafiğine çevrildi. İki ülke arasında son olarak 15 Ocak 2025'te gerçekleşen üst düzey telefon görüşmesinde, abluka ve ücret konusunun ele alındığı bildirildi. Görüşmeye ABD tarafından Dışişleri Bakanı, İran tarafından ise Dışişleri Bakanı katıldı. Tarafların, ateşkesin korunması ve yeni bir gerginlikten kaçınılması için ortak bir dil bulmaya çalıştığı belirtiliyor. Ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmedi.
Bölge ülkeleri ise arabuluculuk rollerini üstlenmiş durumda. Katar ve Umman, taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor. Suudi Arabistan ise hem ABD'nin müttefiki hem de İran'la yeni bir çatışma istemeyen bir aktör olarak dengeli bir pozisyon sergiliyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) de konuyu yakından takip ediyor; ancak şu an için herhangi bir acil toplantı planı yok.
Ekonomik etkiler: Petrol fiyatları ve küresel yansımalar
Krizin en belirgin etkisi petrol piyasalarında hissediliyor. Brent petrol fiyatları, son bir haftada yüzde 8 artarak 85 dolar seviyesine ulaştı. Analistler, ablukanın tam olarak uygulanması halinde fiyatların 100 doları aşabileceğini söylüyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ekonomiler için ciddi bir darbe anlamına geliyor. Türkiye gibi ülkeler, cari açık ve enflasyonla mücadele ederken bir de artan enerji maliyetleriyle karşı karşıya kalacak.
Borsalar da olumsuz etkileniyor. Körfez bölgesindeki hisse senetleri düşüş yaşarken, Asya ve Avrupa borsalarında da satış baskısı görülüyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararları da bu gelişmelere bağlı olarak yeniden değerlendirilebilir. Uzmanlar, enerji arzındaki belirsizliğin küresel enflasyonu yeniden körükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Körfez'deki bu yeni kriz, jeopolitik risklerin ne kadar hızlı şekilde ekonomik dalgalanmalara yol açabileceğini bir kez daha gösterdi. Nisan ayındaki ateşkesin kazanımlarının korunması için hem ABD hem de İran'ın ihtiyatlı bir diplomasi izlemesi gerekiyor. Aksi halde, bölge bir kez daha tırmanma sarmalına girebilir ve bu durumdan tüm küresel ekonomi zarar görebilir. Tarafların yapıcı adımlar atması ve güven artırıcı önlemler hayata geçirmesi, sükunetin yeniden tesisi için kritik önem taşıyor.