İstanbul'da sahne gösterisinde Kanuni Sultan Süleyman'a yönelik yaptığı bir şaka nedeniyle yargılanan komedyen Tuba Ulu, 'halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçlamasıyla 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi. Karar, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Davanın detayları
Tuba Ulu, 2021 yılında bir tiyatro oyununda Kanuni Sultan Süleyman'ı konu alan bir skeçte, padişahın eşi Hürrem Sultan ile ilgili espriler yapmıştı. Gösterinin ardından bazı izleyiciler, şakaların Osmanlı padişahına hakaret içerdiği gerekçesiyle şikayette bulundu. Savcılık, Ulu hakkında 'halkın bir kesimini alenen aşağılama' suçundan iddianame hazırladı. Duruşmalarda, Ulu'nun ifadesi alınırken, komedyenin amacının eğlendirmek olduğu, herhangi bir aşağılama niyeti taşımadığı vurgulandı. Mahkeme ise, şakanın 'toplumun ortak değerlerine saygısızlık' oluşturduğuna hükmederek 5 ay hapis cezası verdi. Ancak sanığın sabıkasız olması ve suçu kabul etmemesi nedeniyle hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Bağlam ve arka plan
Türkiye'de son yıllarda tarihi şahsiyetlerle ilgili espriler sık sık yargıya taşınıyor. 2020'de komedyen Cem Yılmaz'ın Atatürk'e yönelik esprisi de benzer şekilde dava konusu olmuş, ancak Yılmaz beraat etmişti. Ulu'nun avukatı, kararı temyiz edeceklerini açıkladı. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Ulu'nun 5 yıl boyunca kasıtlı bir suç işlememesi halinde cezanın ortadan kalkması anlamına geliyor. Karar, mizahın sınırları ve ifade özgürlüğü konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ulu, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada, 'Sanatçı olarak toplumu rahatsız eden değil, düşündüren espriler yapıyorum. Bu karar mizahın sansürlenmesi anlamına geliyor' dedi. Karar, muhalefet ve insan hakları örgütleri tarafından eleştirilirken, iktidar yanlısı kesimlerden destek buldu. Olay, Türkiye'de mizahın ve tarihsel figürlere yaklaşımın hassas bir denge olduğunu bir kez daha gösterdi. Uzmanlar, bu tür davaların ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etkisi olabileceğine dikkat çekiyor.