Komedyen Deniz Göktaş, 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisindeki sözleri nedeniyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında dün sabah saatlerinde İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmasının ardından Çağlayan Adliyesi'ne sevk edildi. Göktaş'a 'dini değerleri aşağılama' ve 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlamaları yöneltilirken, adliye önünde çok sayıda vatandaş sanatçıya destek için bir araya geldi.
Gözaltı süreci ve suçlamalar
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın 'Ölü Deniz' gösterisinde sarf ettiği sözlerin 'dini değerleri aşağılama' ve 'cumhurbaşkanına hakaret' kapsamında değerlendirilmesi üzerine soruşturma başlatmıştı. Savcılık talimatıyla polis ekipleri, dün sabah yurt dışına çıkmak üzere havalimanında bulunan Göktaş'ı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından bu sabah adliyeye sevk edilen Göktaş, savcılık ifadesinde suçlamaları reddetti ve gösterisinin mizah sınırları içinde olduğunu savundu. Göktaş'ın avukatı, müvekkilinin ifade özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini ve gözaltının hukuka aykırı olduğunu belirtti.
Adliye önünde destek gösterisi
Göktaş'ın adliyeye sevk edildiği haberinin duyulmasının ardından çok sayıda kişi Çağlayan Adliyesi önünde toplandı. Ellerinde 'Sanatçıya özgürlük', 'Mizah suç değildir' ve 'Deniz yalnız değildir' yazılı dövizler taşıyan kalabalık, sloganlar atarak sanatçıya destek verdi. Gösteriye çeşitli sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve sanatçılar da katıldı. Polis, adliye çevresinde geniş güvenlik önlemi alırken, olayların büyümemesi için kontrollü bir şekilde müdahale etti. Göstericiler, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına tepki gösterdi ve Göktaş'ın bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.
Siyasi ve hukuki boyut
Göktaş'ın gözaltına alınması, Türkiye'de mizah ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Geçmişte de benzer suçlamalarla yargılanan birçok sanatçı ve gazeteci, ifade özgürlüğü sınırlarının daraltıldığı eleştirilerini yapmıştı. Muhalefet partileri, bu tür soruşturmaların sansür amacı taşıdığını savunurken, iktidar partisi yetkilileri ise hukukun herkes için eşit işlediğini ve suç teşkil eden sözlerin cezalandırılması gerektiğini belirtiyor. Hukukçulara göre, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 'dini değerleri aşağılama' suçu, somut ve açık bir aşağılama olmadığı sürece mizah kapsamında değerlendirilmiyor; ancak Cumhurbaşkanına hakaret suçu, cumhurbaşkanının kişiliğine yönelik saldırı niteliği taşıması halinde uygulanabiliyor.
Göktaş'ın yargılanma sürecinin nasıl ilerleyeceği merak konusu. Sanatçının avukatı, ifade özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesi içtihatları çerçevesinde savunma yapacaklarını ifade etti. Bu dava, Türkiye'de mizahın sınırları ve demokratik hukuk devleti ilkeleri açısından önemli bir test olacak. Toplumun farklı kesimleri, süreci yakından takip ediyor.