Kök hücre nakli, lösemi ve diğer kan hastalıklarının tedavisinde hayati bir seçenek olmayı sürdürüyor. Ancak Türkiye'de bağışçı sayısının yetersizliği, hastaların umudunu olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, toplumdaki yanlış bilgilerin kök hücre bağışının önündeki en büyük engel olduğunu belirtiyor. BİNSENDER (Birleşmiş İnsanlar ve Sağlık Derneği) Başkanı Çiğdem Kuzucu, konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Bağışın Gerçek Yüzü: Ameliyat Yok, Ağrı Yok
Kök hücre bağışı denildiğinde akla gelen "ağrılı, riskli ve ameliyat gerektiren bir işlem" algısı, gönüllü sayısının artmasını engelliyor. Oysa günümüzde kök hücre bağışının büyük bir kısmı, periferik kandan (kan dolaşımından) toplanıyor. Bu yöntemde bağışçıya birkaç gün boyunca büyüme faktörü enjeksiyonu yapılıyor ve ardından kan alınarak özel bir cihazla kök hücreler ayrıştırılıyor. İşlem, kan vermeye benzer şekilde gerçekleşiyor ve ciddi bir ağrı ya da risk içermiyor. Nadir durumlarda kemik iliğinden cerrahi yöntemle toplama yapılabiliyor; ancak bu da genel anestezi altında uygulanıyor ve bağışçı birkaç gün içinde normal hayatına dönebiliyor. Çiğdem Kuzucu, bu konuda şunları söylüyor: "Toplumumuzda kök hücre bağışının kemik iliğinden yapıldığı ve çok acı verdiği yönünde bir algı var. Bu, tamamen yanlış bilgiden kaynaklanıyor. Bağış süreci oldukça basit ve güvenli. Bir kişinin bağışı, hayat kurtarabilir."
Lösemide Umut: Bağışçı Bekleyen Hastalar
Türkiye'de her yıl binlerce kişiye lösemi teşhisi konuluyor ve bu hastalar için en etkili tedavi yöntemlerinden biri kök hücre nakli. Ancak uygun bir bağışçı bulmak, özellikle akraba dışı nakillerde büyük bir zorluk oluşturuyor. Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) verilerine göre, ülkemizde yaklaşık 1 milyon gönüllü bağışçı bulunuyor. Bu sayı, ihtiyaç duyulan bağışçı sayısının oldukça altında. Uzmanlar, bağışçı sayısının artması için toplumsal farkındalık kampanyalarının şart olduğunu vurguluyor. Kuzucu, "Her yıl yüzlerce hasta, uygun bağışçı bulamadığı için hayatını kaybediyor. Oysa tek bir kök hücre bağışı, bir insanın hayatını kurtarabilir. Bu nedenle vatandaşlarımızı bağışçı olmaya davet ediyoruz" diye konuşuyor.
Bağışçı Olmak İçin Hangi Şartlar Gerekiyor?
Kök hücre bağışçısı olmak isteyenlerin 18-55 yaş arasında olması ve genel sağlık durumunun iyi olması gerekiyor. Kan örneği alınarak doku tipi belirleniyor ve ulusal veri tabanına kaydediliyor. Bir hastayla doku uyumu sağlandığında bağışçıya ulaşılarak süreç başlatılıyor. Bağış işlemi, özel merkezlerde uzman ekipler tarafından gerçekleştiriliyor. Bağışçıların herhangi bir maddi talepte bulunması yasak ve tüm masraflar devlet tarafından karşılanıyor.
Yanlış Bilgiler ve Korkular Gönüllülüğü Engelliyor
Uzmanlar, bağışla ilgili en sık karşılaşılan yanlış bilgileri şöyle sıralıyor: "Kök hücre bağışı omurilikten alınır", "Bağış sonrası kişi engelli kalabilir", "İşlem çok acı verir", "Bağış bağışçının hayatını olumsuz etkiler". Bu tür yanlış inanışlar, potansiyel gönüllülerin başvurmaktan çekinmesine yol açıyor. Oysa tıbbi veriler, kök hücre bağışının son derece güvenli olduğunu ve bağışçıların kısa sürede normal yaşamlarına döndüğünü gösteriyor. Çiğdem Kuzucu, bu konuda şunları ekliyor: "Bilgisizlik, en büyük düşmanımız. Halkımızı doğru bilgilendirmeli ve bağışın bir insanlık görevi olduğunu anlatmalıyız. Bir kişi, bir hayatın umudu olabilir."
Sonuç olarak, kök hücre bağışı konusundaki farkındalığın artırılması ve yanlış bilgilerin düzeltilmesi, lösemi hastaları için hayati önem taşıyor. Toplumun her kesiminden insanın bağışçı olması için teşvik edilmesi, ancak doğru bilgilendirme ve cesaretlendirme ile mümkün olacaktır. Sağlık otoritelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışması, umut bekleyen binlerce hastaya yeni bir yaşam kapısı aralayabilir.