Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, New York'ta düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının uluslararası izolasyonuna son verilmesi çağrısında bulundu. Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayalı bir anlaşma hedeflediklerini vurgulayarak, "Tek ada, iki devlet" ifadesini kullandı.
EİT Toplantısında KKTC'nin Sesini Yükseltti
Ertuğruloğlu, New York'ta gerçekleşen EİT Dışişleri Bakanları Konseyi Gayriresmi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs meselesine ilişkin KKTC'nin tutumunu uluslararası platforma taşıdı. Kıbrıs Türk halkının yıllardır süren izolasyonunun kabul edilemez olduğunu belirten Ertuğruloğlu, adil ve kalıcı bir çözüm için iki devletin egemen eşitliğinin tanınması gerektiğini söyledi. "Kıbrıs Türk halkı, uluslararası toplumun bir parçası olarak eşit statüye sahiptir. İzolasyon politikaları artık son bulmalıdır." ifadelerini kullandı.
Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta federal bir çözümün artık geçerliliğini yitirdiğini savunarak, iki ayrı devletin bir arada yaşayabileceği bir modelin tek gerçekçi seçenek olduğunu dile getirdi. "Tek ada, iki devlet" yaklaşımının, adadaki iki halkın da haklarını güvence altına alacağını belirtti.
İzolasyonun Kaldırılması İçin Uluslararası Çağrı
KKTC Dışişleri Bakanı, konuşmasında özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelere seslenerek, KKTC'ye yönelik haksız ambargoların kaldırılması ve doğrudan temasların kurulması çağrısı yaptı. EİT'nin, KKTC'nin gözlemci üye statüsüyle temsil edildiği önemli bir platform olduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, bu tür toplantıların Kıbrıs Türk halkının sesini duyurmak için kritik fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafının dayattığı tek taraflı ve maksimalist politikaları artık sorgulaması gerektiğini belirten Ertuğruloğlu, "Kıbrıs Türk halkının izolasyonu, sadece adadaki barışı değil, Doğu Akdeniz'deki istikrarı da tehdit ediyor. Adil bir çözüm için iki devletin egemen eşitliği temelinde müzakere masasına oturulmalıdır." dedi.
Ertuğruloğlu, KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki doğal kaynaklardan eşit şekilde faydalanma hakkı olduğunu da vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasının bölgesel işbirliğine zarar verdiğini söyledi.
Kıbrıs Müzakerelerinde Yeni Dönem Arayışı
Kıbrıs sorunu, 1974'ten bu yana çözümsüzlüğünü korurken, 2017'deki Crans-Montana görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yeni bir müzakere süreci başlatılamadı. KKTC ve Türkiye, egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümü savunurken, Kıbrıs Rum yönetimi ve Yunanistan, federal bir yapıda ısrar ediyor. Birleşmiş Milletler ise taraflar arasında diyalog zeminini yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Ertuğruloğlu'nun New York'taki açıklamaları, KKTC'nin uluslararası alanda tanınma ve izolasyonun kaldırılması yönündeki diplomatik çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kıbrıs Türk halkı, spor, kültür, ticaret ve diplomasi alanlarında uygulanan ambargolar nedeniyle yıllardır uluslararası toplumla doğrudan ilişki kuramıyor.
EİT toplantısı, KKTC'nin gözlemci statüsüyle katıldığı nadir uluslararası platformlardan biri olması açısından önem taşıyor. Toplantıda ayrıca, İslam coğrafyasındaki ekonomik işbirliği konuları da ele alındı. Ertuğruloğlu, KKTC'nin EİT üyeleriyle ticari ve kültürel ilişkilerini güçlendirmek istediğini belirterek, izolasyonun kaldırılmasının karşılıklı fayda sağlayacağını söyledi.
Kıbrıs Türk halkının izolasyonu, Avrupa Birliği'nin 2004'te Kıbrıs Rum Kesimi'ni üye olarak kabul etmesiyle daha da derinleşti. AB, Kıbrıs Türk toplumuna yönelik doğrudan ticaret tüzüğünü hayata geçiremedi. KKTC, bu durumun adadaki iki halk arasındaki güveni zedelediğini savunuyor.
Ertuğruloğlu'nun mesajları, Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumda hak ettiği yeri alması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. "Tek ada, iki devlet" vizyonu, Kıbrıs'ta kalıcı barış için tek gerçekçi yol olarak öne çıkıyor. Uluslararası toplumun, Kıbrıs Türk halkına yönelik haksız izolasyonu sonlandırması ve egemen eşitlik temelinde diyaloğu desteklemesi, bölgesel istikrar için de kritik bir adım olacaktır.