Türkiye, son yıllarda izlediği ticaret diplomasisiyle Afrika kıtasındaki ekonomik etkisini her geçen gün artırıyor. Ankara'nın Sahra Altı Afrika'ya yönelik stratejik hamleleri, kıtadaki ticaret hacmini 2024 itibarıyla 40 milyar dolara taşıdı. Türk müteahhitlik firmaları Somali'den Etiyopya'ya kadar birçok ülkede altyapı projeleri üstlenirken, insani yardım ve kalkınma işbirliği de Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü pekiştiriyor. Bu gelişmeler, Afrika'nın geleneksel ticaret ortakları olan Fransa ve Çin'in bölgedeki etkisini sorgulamasına neden oluyor.
Ticari köprüler ve yatırımlar
Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi, 2003 yılında 4 milyar dolar seviyesindeyken 2023 sonunda 35 milyar dolara ulaştı. Bu büyümede Türk Hava Yolları'nın (THY) kıtadaki 60 noktaya direkt uçuşları önemli bir rol oynuyor. THY sayesinde İstanbul, Afrika ile dünya arasında bir transit merkez haline geldi. Ayrıca Türkiye, Somali, Sudan, Etiyopya ve Cibuti'de büyükelçilikler açarak diplomatik varlığını sahada güçlendirdi. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ise 32 ülkede 2 bini aşkın kalkınma projesi hayata geçirdi. Özellikle sağlık, eğitim ve tarım alanlarındaki projeler, yerel halkın Türkiye'ye olan sempatisini artırdı.
Rekabet ve yeni fırsatlar
Afrika, zengin doğal kaynakları ve genç nüfusuyla küresel güçlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Çin, kıtadaki en büyük ticaret ortağı konumundayken Fransa, eski sömürgeleri üzerinde nüfuzunu korumaya çalışıyor. Türkiye ise herhangi bir sömürge geçmişi olmaması ve kültürel benzerlikleri (İslam ve Osmanlı mirası) sayesinde avantajlı bir konumda. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yaptığı açıklamada "Afrika ile ticaret hacmimizi 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Savunma sanayi işbirliği de önemli bir alan: Türkiye, Bayraktar TB2 SİHA'ları başta olmak üzere askeri teçhizat ihraç ederek Nijer, Libya ve Etiyopya gibi ülkelerde stratejik ortaklıklar kurdu. Enerji alanında ise Türk petrol arama gemileri Somali ve Cibuti açıklarında sondaj çalışmaları yürütüyor.
Türkiye'nin Afrika'ya yönelik bu çok boyutlu yaklaşımı, kıtadaki dengeleri değiştirirken Ankara'yı oyun kurucu konumuna taşıyor. Ancak uzmanlar, sürdürülebilir bir etki için yerel yönetimlerle işbirliğinin güçlendirilmesi ve kalkınma yardımlarının özel sektör yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'nin bu politikası, yalnızca ekonomik kazanç değil aynı zamanda diplomatik bir başarı öyküsü olarak da ilgi uyandırıyor.