Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasında itirafçı olan Murat İlbak'ın yönetimindeki Kayın Madencilik'in işletmek istediği maden sahası için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verildi. Şirketin, bölgedeki meşe ağaçlarıyla kaplı alanda yapmayı planladığı altın madeni projesi, çevre örgütlerinin tepkisine rağmen onaylandı. Karar, Türkiye'nin maden politikaları ve kamu ihale süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Projenin Detayları ve ÇED Süreci
Kayın Madencilik A.Ş.'nin Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Bozlar ve Köseli köyleri yakınlarındaki sahada yürütmek istediği açık ocak altın madeni işletmeciliği projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca verilen ÇED olumlu kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Proje kapsamında, 49,6 hektarlık alanda yılda 1,8 milyon ton cevher işlenmesi planlanıyor. ÇED raporunda, söz konusu sahanın 'meşe türlerinin yoğun olduğu orman alanı' olduğu belirtilmesine rağmen, 'maden işletmeciliğinin ülke ekonomisine katkısı ve istihdam yaratması' gerekçesiyle olumlu görüş verildiği öğrenildi.
ÇED sürecinde, bölge halkının ve çevre derneklerinin itirazları üzerine halkın katılımı toplantısı düzenlenmiş, toplantıda şirket yetkilileri projenin çevreye zarar vermeyeceğini savunmuştu. Ancak çevre örgütleri, sahanın su kaynaklarına yakınlığına dikkat çekerek siyanür kullanımının yer altı sularını kirletebileceği uyarısında bulunmuştu. ÇED raporunda ise bu endişelere ilişkin 'gerekli tedbirlerin alınacağı' ifadesine yer verildi.
Murat İlbak ve İBB Soruşturmasındaki Rolü
Kayın Madencilik'in yönetim kurulu başkanı olan Murat İlbak, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 2021 yılında gözaltına alınmış, ardından etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olmuştu. İlbak'ın, İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve dolayısıyla İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yakınlığıyla bilinen bazı bürokratlarla birlikte hareket ederek ihalelere fesat karıştırdığı iddia edilmişti. Soruşturma kapsamında İlbak'ın, İBB'nin iştiraklerinden olan KİPTAŞ'ın arsa satışlarında usulsüzlük yaptığı ve bu satışlardan elde edilen gelirin bir kısmını İmamoğlu'na aktardığı öne sürülmüştü. İlbak, bu ifadeleriyle gündeme gelmiş ve kamuoyunda 'İBB itirafçısı' olarak anılmaya başlanmıştı.
İlbak hakkında açılan davada, 'ihaleye fesat karıştırma', 'rüşvet' ve 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma' gibi suçlamalardan hüküm giymesi beklenirken, itirafçı statüsü nedeniyle ceza indiriminden yararlanacağı konuşuluyor. Davanın görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süreç devam ederken, İlbak'ın şirketinin ÇED onayı alması, 'itirafçılığın ödüllendirildiği' yorumlarına neden oldu.
ÇED Onayı ve Hukuki Süreç
ÇED olumlu kararı, proje sahibi şirketin başvurusu üzerine yapılan teknik değerlendirme sonucunda verildi. Kararda, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için atılması gereken adımlar sıralanırken, 'işletme aşamasında toz ve gürültü kontrolü yapılması, atık yönetimi planının uygulanması, siyanür liçi yönteminin kapalı sistemde gerçekleştirilmesi' gibi şartlar yer aldı. Ancak çevre hukuku uzmanları, bu tür şartların denetiminin etkin yapılmadığını, zaman zaman ağır işletme kazalarının yaşandığını hatırlatarak kararın gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bölgedeki orman köyleri dernekleri, karara karşı dava açacaklarını açıkladı. Avukatları aracılığıyla ÇED olumlu kararının iptali için Danıştay'a başvuruda bulunacaklarını belirten köylüler, 'Burada dedelerimizden kalma meşe ormanları var. Suyumuzu, havamızı, geleceğimizi korumak istiyoruz' dedi.
Genel Değerlendirme ve Bağlam
Bu gelişme, Türkiye'de maden projelerine verilen ÇED onaylarının yanı sıra kamu ihalelerine ilişkin şeffaflık tartışmalarını da beraberinde getirdi. İBB soruşturmasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bir ismin şirketine verilen bu izin, yargı süreçlerinin ve bürokratik kararların toplumda güven yaratması açısından dikkatle izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Maden sahalarının çevresel etkileri, bölge halkının yaşam hakkı ve adil yargılanma ilkeleri göz önünde bulundurulduğunda, kararın kamuoyunda tartışılmaya devam edeceği öngörülüyor.