Washington’un yalanlar üzerine kurduğu bir savaş daha arkasında sadece gözyaşı, sömürü ve kaos bırakarak bitti. ABD askerlerinin tamamı dün Irak’tan çekildi. 23 yılın ardından savaşın nedeni olan kitle imha silahları iddiası ise hiçbir zaman kanıtlanamadı. Irak, işgalin bilançosuyla boğuşurken bölgede güç dengeleri yeniden şekilleniyor.
Kimyasal Silah Yalanı ve Savaşın Gerekçesi
2003 yılında ABD yönetimi, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve bunları küresel güvenlik için tehdit oluşturduğunu öne sürdü. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bir deney tüpünü göstererek Irak’ın biyolojik silah ürettiğini iddia etti. Ancak savaş sonrası yapılan kapsamlı aramalarda bu silahların hiçbiri bulunamadı. İşgal, uluslararası hukuku hiçe sayarak ve BM’nin onayı olmadan başlatıldı. Yalanın ortaya çıkması, ABD’nin küresel itibarına ağır darbe vurdu.
23 Yıllık İşgalin Bilançosu
Irak’ta 2003’ten bu yana yaşanan şiddet olaylarında yüz binlerce sivil hayatını kaybetti. Altyapı çöktü, ekonomik kaynaklar talan edildi. Ülkenin petrol gelirleri savaş sonrası yeniden yapılanma yerine yolsuzluk ve kaosa kurban gitti. Milyonlarca Iraklı mülteci durumuna düştü. İşgal, Irak’ı bölgesel bir istikrarsızlık merkezine dönüştürdü. ABD askerlerinin çekilmesi, bu acı bilançonun resmi olarak kapanması anlamına geliyor ancak yaralar hâlâ taze.
ABD’nin Stratejik Yenilgisi
ABD, Irak’ta askeri olarak zafer kazanamadı. İşgal, ABD’ye trilyonlarca dolar maliyet yükledi ve binlerce Amerikan askerinin ölümüne yol açtı. Ülke içinde savaş karşıtı hareket güçlendi, askeri müdahalelerin sorgulanması arttı. Irak’tan çekilme, Washington’un Orta Doğu’daki etkisinin azaldığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bölgede Rusya, Çin ve İran gibi aktörler nüfuzlarını genişletiyor.
Bölgesel ve Küresel Sonuçlar
Irak’tan çekilme, Orta Doğu’da yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Irak hükümeti, egemenliğini tam olarak tesis etmeye çalışırken ülke içinde farklı gruplar arasındaki gerilim sürüyor. IŞİD gibi radikal örgütlerin yeniden güç kazanma riski, uluslararası toplumun gündeminde. Ayrıca, ABD’nin çekilmesiyle bölgedeki Kürt gruplar ve Sünni-Şii dengeleri yeni bir sınavdan geçecek. Türkiye, Irak’ın kuzeyindeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve PKK unsurlarına karşı operasyonlarını sürdürüyor.
Türkiye’nin Pozisyonu ve Gelecek Perspektifi
Türkiye, Irak’ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini destekliyor. ABD’nin çekilmesi sonrası Irak’ta oluşabilecek güç boşluğunun PKK/YPG tarafından doldurulmasına karşı uyarılarda bulunuyor. Ankara, Bağdat ile ilişkilerini geliştirerek ekonomik ve güvenlik işbirliğini artırmayı hedefliyor. Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devleti kurulması ihtimali Türkiye’nin kırmızı çizgisi olarak duruyor. Öte yandan, Türkiye, Irak’ın yeniden inşası için aktif rol almak istiyor.
Uluslararası Hukuk ve Yalanın Bedeli
Irak işgali, uluslararası hukukun nasıl askeri güç tarafından hiçe sayılabileceğinin çarpıcı bir örneği. Savaş, BM Güvenlik Konseyi’nin kararı olmadan başlatıldı ve bu durum, kurumun etkinliğini sorgulattı. Yalanlarla başlatılan savaşın bedelini en çok Iraklı siviller ödedi. Savaş suçları ve insan hakları ihlalleri uluslararası mahkemelere taşınsa da hesap sorulması yetersiz kaldı. ABD’nin çekilmesi, bu tür müdahalelerin bir daha yaşanmaması için ders alınması gerektiğini gösteriyor.
Sonuç: Kalıcı Barış İçin Adım
ABD askerlerinin tamamen çekilmesi, Irak için yeni bir sayfa açabilir ancak ülkenin karşı karşıya olduğu sorunlar derin. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküş ve mezhep çatışmaları çözüm bekliyor. Uluslararası toplum, Irak’a destek vermeli ve yeni bir müdahale yerine diyalog ve kalkınma odaklı bir yaklaşım benimsemeli. Yalanla başlayan savaşın sona ermesi, bölgede gerçek barışın tesisi için bir fırsat olabilir. Ancak bunun için Irak halkının iradesine saygı gösterilmesi ve kaynaklarının kendi refahı için kullanılması şart.