20 yıl önce ortadan kaybolan matematik öğretmeni Hikmet Akçay'ın (51) cinayete kurban gittiği ortaya çıktı. Kasım 2025'te yeniden açılan dosyada, kimya öğretmeni sevgilisinin DNA'sının olay yerindeki kanıtlarla eşleşmesi, soğuk dosyanın aydınlanmasını sağladı. Akçay'ın kaybolmasının ardından yıllarca süren belirsizlik, adli tıp ve kolluk kuvvetlerinin titiz çalışmasıyla son buldu.
Kayboluştan Cinayete Uzanan Süreç
Hikmet Akçay, 2005 yılında bir gece evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Ailesi, öğretmenin kaybolmasıyla ilgili o dönemde polise başvurdu ancak yapılan aramalarda herhangi bir iz bulunamadı. Dosya, zamanla kapanma noktasına geldi. Ancak Kasım 2025'te, emekli bir polis memurunun dosyayı yeniden incelemesiyle olay gün yüzüne çıktı.
Yeni soruşturma kapsamında, Akçay'ın son görüştüğü kişiler arasında yer alan kimya öğretmeni sevgilisi Sibel K.'nin ifadesine başvuruldu. Sibel K., olay günü Akçay'la buluştuğunu ancak daha sonra ayrıldıklarını iddia etmişti. Ancak adli tıp ekiplerinin, Akçay'ın evinde ve aracında yaptığı incelemelerde bulduğu kan örnekleri, Sibel K.'nin DNA'sıyla eşleşti. Bu delil, soruşturmanın seyrini tamamen değiştirdi.
DNA Eşleşmesi ve İfade
Elde edilen DNA raporu, Sibel K.'nin Akçay'ın kanının bulunduğu yerde bulunduğunu gösteriyordu. Savcılık, bu delil üzerine Sibel K.'yi gözaltına aldı. Sorgusunda, olayın kaza sonucu olduğunu öne süren Sibel K., yaşanan bir tartışma sırasında Akçay'ı ittiğini ve düşerek başını çarptığını iddia etti. Ancak otopsi raporu, Akçay'ın kafasına sert bir cisimle vurulduğunu ortaya koydu. Savcılık, Sibel K.'nin cinayeti itiraf etmesi üzerine tutuklanmasını talep etti.
Olayın Ardındaki Aşk Üçgeni İddiaları
Soruşturma kapsamında, Sibel K.'nin başka bir erkekle ilişkisi olduğu ve bu ilişkiyi öğrenen Akçay'la tartıştığı yönünde iddialar da gündeme geldi. Kimya öğretmeninin, matematik hocası Akçay'la yaşadığı aşkın, kıskançlık krizine dönüştüğü ve cinayetin bu nedenle işlendiği belirtiliyor. Komşularının ifadeleri ise çiftin sık sık tartıştığı yönünde.
Mahkeme sürecinde Sibel K.'nin avukatı, müvekkilinin suçunu kabul ettiğini ancak tahrik altında olduğunu savundu. Ancak savcılık, delillerin ve tanık ifadelerinin, cinayetin planlı işlendiğini gösterdiğini ifade etti.
Bu vaka, yıllar sonra bile adaletin tecelli edebileceğini gösteren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Türkiye'de çözülemeyen dosyaların, teknolojik imkanların gelişmesiyle birlikte yeniden ele alınması, toplumda umut yaratıyor. Uzmanlar, soğuk vaka birimlerinin kurulmasının ve DNA veri bankalarının genişletilmesinin, benzer olayların aydınlatılmasında kritik rol oynayacağını vurguluyor.