Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 1974 yılında Rum ve EOKA militanlarınca katledilerek toplu mezarlara gömülen 37 Türk'ten 15'inin daha kimliği, yapılan DNA analizleri sonucu belirlendi. Kayıp Şahıslar Komitesi'nin (KŞK) çalışmaları kapsamında kimlikleri tespit edilen şehitlerin büyük bölümünün kadın ve çocuk olması, yaşanan insanlık dramını bir kez daha gözler önüne serdi.
Katliamın Üzerinden Yarım Asır Geçti
Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde 14 Ağustos 1974'te yaşanan katliamda, aralarında çok sayıda çocuk ve kadının bulunduğu Türk siviller, önce kurşuna dizilmiş, ardından iş makineleriyle açılan çukurlara gömülmüştü. Yıllarca akıbetleri bilinmeyen kayıpların kimliklerinin tespiti, ancak 2000'li yıllarda KŞK'nin çalışmalarıyla mümkün olabildi. Daha önce 22 şehidin kimliği belirlenmişken, son çalışmalarla bu sayı 37'ye ulaştı.
7 Yaşındaki Çocuk Artık Bir Yetişkin Olarak Tanıklık Etti
Katliamdan sağ kurtulan ve o dönem 7 yaşında olan Aylan Temel, yaşadığı dehşeti ilk kez bu kadar detaylı anlattı. Temel, "Ben o zaman 7 yaşındaydım. Biz köyden kaçarken olanları gördüm. Kadınlar ve çocuklar bir kamyona dolduruldu. Sonra çukurun başında tek tek infaz edildiler. Babam ve iki ağabeyim de o kamyondaydı. Şimdi kimlikleri belirlendi ama acımız dinmedi." dedi.
Kimliği belirlenen şehitlerin yakınları, özellikle Kıbrıs'ta adalet ve hakikat arayışının sürdüğünü belirtirken, Türkiye'nin de bu konudaki hassasiyetini dile getirdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, KŞK'nin çalışmalarını desteklediklerini ve kayıp şahısların akıbetinin aydınlatılmasının insani bir görev olduğunu vurguladı.
Toplu Mezarlar ve Kimlik Tespit Süreci
KŞK, 2004 yılından bu yana Kıbrıs genelinde toplu mezarlarda kazı çalışmaları yürütüyor. Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerindeki toplu mezarlarda yapılan kazılarda çıkarılan kemiklerden alınan örnekler, DNA analizleri için laboratuvarlara gönderiliyor. Şimdiye kadar 37 Türk'ün kimliği belirlenirken, sürecin devam ettiği ve bölgede başka toplu mezarların da olabileceği belirtiliyor.
Kimliği tespit edilen şehitler, düzenlenen törenlerle toprağa verilirken, ailelerin yıllar sonra acılarını sonlandırma imkanı bulduğu ifade ediliyor. Ancak şehit yakınları, katliamları gerçekleştirenlerin hesap vermediğini ve uluslararası toplumun bu konudaki duyarsızlığının kendilerini derinden yaraladığını aktarıyor.
Uluslararası Toplumun Sessizliği ve Türkiye'nin Tepkisi
Katliamın üzerinden 49 yıl geçmesine rağmen, Rum kesimi ve uluslararası toplumun konuya yaklaşımı eleştiriliyor. Türkiye, Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı insan hakları ihlallerinin tanınması ve faillerin yargılanması için girişimlerde bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan oturumlarda konu sık sık gündeme getirilirken, Dışişleri Bakanlığı'nın da konuyla ilgili raporlar hazırladığı öğrenildi.
Şehit yakınları, önümüzdeki yıl 50. yıl dönümünde daha kapsamlı anma etkinlikleri düzenlenmesini ve Kıbrıs'ta adalet arayışının uluslararası platformlarda daha güçlü bir şekilde dile getirilmesini bekliyor. Aylan Temel, "Bizler artık yaşlanıyoruz. Bu acıları unutmamak ve gelecek nesillere aktarmak istiyoruz. Ancak asıl istediğimiz, katliamın faillerinin yargı önüne çıkarılmasıdır." şeklinde konuştu.
Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerde, kayıp şahıslar dosyasının insani bir boyut olarak ele alındığına dikkat çeken uzmanlar, bu konudaki ilerlemenin iki toplum arasındaki güvenin artmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Ancak bugüne kadar Rum tarafının, katliamları ve kayıpları kabul etmekten kaçınması, müzakerelerdeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerindeki toplu mezarlar, her yıl 14 Ağustos'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. Törenlere Türkiye'den de üst düzey katılım sağlanırken, şehitlerin isimleri, yaşanan vahşetin unutulmaması için her platformda dile getiriliyor.