KESK'in otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine yönelik düzenlediği basın açıklamasında konuşan Yapı Yol-Sen Genel Başkanı Gültekin Narinli, "Otoyollar ve köprüler halkındır, ücretsiz olmalıdır. Özelleştirme kararı Türkiye'nin geleceğini satmaktır. Özelleştirme hayat pahalılığıdır. Özelleştirme karanlıktır" dedi. KESK üyeleri, hükümetin ulaşım altyapısını özel sektöre devretme planlarına karşı Ankara'da bir araya gelerek tepkilerini dile getirdi.
KESK: Özelleştirme Halkın Geleceğini İpotek Altına Alıyor
Konfederasyon, otoyol ve köprülerin özelleştirilmesinin yalnızca bir mülkiyet devri olmadığını, aynı zamanda kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi anlamına geldiğini vurguladı. Narinli, "Bu yolları kullanan milyonlarca vatandaş, özelleştirme sonrası artan geçiş ücretleriyle karşı karşıya kalacak. Hükümet, kısa vadeli gelir uğruna uzun vadeli kamu yararını göz ardı ediyor" ifadelerini kullandı.
KESK'in açıklamasına göre, özelleştirme projeleri kapsamında otoyol ve köprülerin yap-işlet-devret modeliyle 20-25 yıllık işletme hakları özel şirketlere veriliyor. Bu süre zarfında geçiş garantileri ve fiyatlandırma politikaları, kamu otoritesinin denetiminden çıkıyor. Konfederasyon, bunun sonucunda vatandaşın daha yüksek ücretler ödemek zorunda kaldığını ve devletin de zarara uğratıldığını savunuyor.
Özelleştirmenin Ekonomik ve Sosyal Maliyetleri
KESK, özelleştirmenin yalnızca ulaşımı değil, aynı zamanda istihdamı da olumsuz etkilediğini belirtti. Yapı Yol-Sen Genel Başkanı Narinli, özelleştirmeler sonrasında kamu çalışanlarının işten çıkarıldığını veya düşük ücretlerle özel sektörde çalışmaya zorlandığını ifade etti. "Bu politikalar, sendikal hakları da gasp ediyor. Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, emekçinin ekmeğiyle oynanmasıdır" diye konuştu.
Ayrıca, özelleştirme gelirlerinin şeffaf olmadığı ve nereye harcandığının bilinmediği eleştirisi getirildi. KESK, bu gelirlerin eğitim, sağlık gibi temel kamu hizmetlerine aktarılması yerine, bütçe açıklarını kapatmak için kullanıldığını öne sürdü. Konfederasyon, hükümeti özelleştirme yerine kamusal yatırımları artırmaya ve vergi adaletini sağlamaya çağırdı.
Hükümetin Özelleştirme Politikalarına Tepkiler Sürüyor
Son yıllarda Türkiye'de birçok otoyol ve köprü özelleştirildi. 2013'te İstanbul Boğaz Köprüsü ve çevre yollarının işletme hakkı 25 yıllığına özel bir konsorsiyuma devredildi. Benzer şekilde, Osmangazi Köprüsü ve Gebze-İzmir Otoyolu da yap-işlet-devret modeliyle inşa edilerek işletmeye açıldı. Bu projelerde geçiş garantileri nedeniyle devletin özel şirketlere milyarlarca lira ödeme yaptığı iddia ediliyor.
KESK, bu tür projelerin kamu kaynaklarının özel sektöre transferi anlamına geldiğini belirterek, "Bu anlaşmaların detayları halktan gizleniyor. Sayıştay raporları bile tam olarak açıklanmıyor. Özelleştirme, karanlık bir süreçtir" değerlendirmesinde bulundu. Konfederasyon, özelleştirme kararlarının yargı denetimine açık olması ve kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu.
Uzmanlar, özelleştirmelerin kısa vadede hazineye gelir sağlasa da uzun vadede kamu maliyesi üzerinde yük oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve enflasyon, geçiş ücretlerine zam olarak yansıyor. Vatandaşlar, köprü ve otoyol ücretlerine gelen zamları her yıl hissetmeye devam ediyor. KESK, bu durumun hayat pahalılığını derinleştirdiğini ve dar gelirli aileleri olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Özelleştirme karşıtı sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, hükümetin ulaşım politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini belirtiyor. KESK, önümüzdeki günlerde konuyu yargıya taşıyacaklarını ve özelleştirmeye karşı kampanyalarını sürdüreceklerini duyurdu. Narinli, "Halkın vergileriyle yapılan yolları, halka pahalıya satan bir anlayışı kabul etmiyoruz. Mücadelemiz sürecek" dedi.