Sivas'ın Divriği ilçesinde 11 aylık bebeği Büşra Balıkçı'nın kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı. Gözaltında bulunan anne Elif Balıkçı, savcılıkta yeniden ifade vererek önceki beyanlarını değiştirdi. Anne Balıkçı, ilk ifadesini eşi Yusuf Balıkçı'nın baskısı ve yönlendirmesiyle verdiğini öne sürerek, bebeğin babası tarafından öldürülüp araziye bırakıldığını iddia etti. Olay, ilçede ve ülke genelinde büyük yankı uyandırdı.
İfade Değişikliği ve Suçlamalar
Edinilen bilgilere göre, Elif Balıkçı daha önceki ifadesinde bebeğin kaybolduğunu ve kendisinin olayla ilgisi olmadığını söylemişti. Ancak savcılıkta verdiği yeni ifadede, eşi Yusuf Balıkçı'nın kendisine baskı yaparak belirli bir senaryoyu anlatmasını istediğini belirtti. Anne Balıkçı, "Eşim bana sürekli bebeği kaybettiğimizi söylememi tembihledi. Aksi halde beni ve ailemi tehdit etti. Gerçekte olan ise bebeğimizin öldürülmesiydi." dediği öğrenildi. Bu ifade üzerine soruşturma derinleştirildi ve baba Yusuf Balıkçı'nın da gözaltına alındığı bildirildi.
Savcılık, anne Balıkçı'nın ifadesinin ardından baba Yusuf Balıkçı'nın sorgulanmasına başladı. Yusuf Balıkçı'nın suçlamaları reddettiği ve kendisinin de bebeğin kaybolmasından endişe duyduğunu söylediği öğrenildi. Ancak anne Balıkçı'nın verdiği detaylı ifade, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Jandarma ekipleri, baba Balıkçı'nın bebeği gömdüğünü iddia ettiği araziye giderek kazı çalışması başlattı. Kazı çalışmalarına çok sayıda jandarma ve arama kurtarma ekibi katıldı.
Olayın Geçmişi ve Arama Çalışmaları
Büşra bebek, 15 Eylül 2023 tarihinde Divriği ilçesine bağlı bir köyde kaybolmuştu. Aile, bebeğin uyandığında yanlarında olmadığını fark ederek jandarmaya haber vermişti. İlk günlerde bebeğin evden kaçırılmış olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, çevrede yapılan aramalarda herhangi bir iz bulunamamıştı. Jandarma, AFAD ve köylülerin katılımıyla geniş çaplı arama çalışmaları yapılmış, ancak Büşra bebekten haber alınamamıştı. Aile, televizyon programlarına katılarak bebeğin bulunması için yardım istemişti. Ancak yeni ifadeyle birlikte olayın bir kayıp vakası değil, cinayet olabileceği şüphesi güçlendi.
Divriği Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, anne Elif Balıkçı'nın ifadesinin ardından baba Yusuf Balıkçı ve diğer aile üyeleri de sorguya alındı. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle detaylar net olarak açıklanmazken, jandarmanın bebeğin cesedini bulmak için geniş bir alanda çalışma yürüttüğü belirtildi. Bebeğin bulunması için termal kameralı dronlar ve kadavra arama köpekleri de kullanılıyor.
Toplumsal Tepkiler ve Adli Süreç
Olay, kamuoyunda infial yarattı. Sosyal medyada binlerce kullanıcı, Büşra bebek için adalet çağrısı yaparken, aile içi şiddet ve çocuk istismarına dikkat çekildi. Kadın hakları örgütleri, annenin baskı altında ifade vermesinin ne kadar yaygın olduğunu vurgulayarak, yetkilileri soruşturmanın titizlikle yürütülmesi konusunda uyardı. Uzmanlar, bu tür vakalarda aile içi dinamiklerin karmaşıklığına işaret ederek, annenin ifadesinin doğruluğunun delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor.
Hukukçular, anne Balıkçı'nın yeni ifadesinin tek başına yeterli olmadığını, somut delil bulunması gerektiğini söylüyor. Baba Balıkçı'nın avukatı, müvekkilinin suçlamaları kabul etmediğini ve iftira atıldığını savunuyor. Soruşturma kapsamında, ailenin telefon kayıtları ve iletişim trafiği inceleniyor. Ayrıca köyde bulunan güvenlik kameralarının kayıtları da inceleme altına alındı. Jandarma, bebeğin ölüm nedeni ve nasıl öldürüldüğüne dair delil toplamaya çalışıyor.
Arka Plan ve Benzer Vakalar
Türkiye'de son yıllarda kaybolan çocuk vakaları sıklıkla gündeme geliyor. 2020'de kaybolan ve daha sonra öldürüldüğü ortaya çıkan çocuklar, kamuoyunun hafızasında taze. Uzmanlar, aile içi şiddetin ve çocuk ihmallerinin bu tür üzücü olaylara zemin hazırladığını belirtiyor. Ayrıca, kırsal bölgelerde çocuk kaybolma vakalarında erken müdahale ve etkin soruşturma yürütülmesinin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.
Divriği'deki olay, adeta bir dramı gözler önüne seriyor. Büşra bebeğin bulunması için çalışmalar sürerken, annenin ifadesi ve babanın suçlamaları adli mercilerin çözmesi gereken bir düğüm haline geldi. Soruşturmanın seyri, hem ailenin hem de kamuoyunun yakından takip ettiği bir süreç olarak ilerliyor. Gözaltı sürelerinin uzatılabileceği, gerekirse tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilebileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, kayıp Büşra bebek soruşturması, bir yandan bebeğin bulunması için umut verici adımlar atılırken, diğer yandan aile içindeki suçlamalarla gölgelenmiş durumda. Adaletin tecellisi için tüm delillerin titizlikle toplanması ve tarafsız bir yargılama sürecinin işletilmesi gerekiyor. Olay, çocuk hakları ve aile içi şiddet konularında toplumsal farkındalığın artmasına vesile olabilir. Yetkililer, soruşturmanın selameti açısından açıklamalarda temkinli davranıyor.