Katar Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için yoğun temasların devam ettiğini ancak henüz somut bir ilerleme sağlanamadığını duyurdu. Sözcü Macid el-Ensari, başkent Doha'da yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun İsrail'e, bölgede kalıcı istikrar için müzakerelere destek vermesi ve bu süreci baltalayacak adımlardan kaçınması konusunda baskı yapması gerektiğini söyledi. El-Ensari, İran'ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularını kapsayan görüşmelerin karmaşık olduğunu ve taraflar arasında güven inşasının zaman alacağını belirtti.
Müzakerelerde Hedef: Nükleer Anlaşma mı, Bölgesel Güvenlik mi?
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması veya kapsamının genişletilmesi amacıyla yürütülüyor. Ancak son dönemde bölgesel güvenlik meseleleri, özellikle Gazze'deki çatışmalar ve İsrail'in İran'a yönelik olası askeri harekatları, görüşmelerin ana gündem maddesi haline geldi. Katar, Umman ve İsviçre'nin arabuluculuğunda yürütülen temaslarda, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve Batı'nın yaptırımlarının kaldırılması gibi konular masada. Uzmanlar, tarafların birbirlerine karşı güvensizliğinin derin olduğunu ve kısa vadede bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor.
İsrail'in Rolü ve Uluslararası Toplumun Sorumluluğu
Katar'ın bu çıkışı, bölgesel aktörlerin İsrail'in müzakereleri olumsuz etkileme potansiyeline yönelik endişelerini yansıtıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer programına karşı askeri seçeneğin masada olduğunu sık sık yineliyor. Bu söylem, diplomatik çabaları zayıflatıyor. El-Ensari, uluslararası kamuoyunun İsrail üzerinde, müzakerelere şans tanıması ve gerilimi artırmaktan kaçınması için baskı kurması gerektiğini ifade etti. Katar'ın bu çağrısı, zengin doğalgaz rezervlerine sahip ve bölgede etkili bir aktör olan ülkenin, çatışmaların yayılmasını önlemek için diplomatik çözümü öncelediğini gösteriyor. Arap Birliği ve Avrupa Birliği'nden de benzer açıklamalar gelmesi, İsrail'e yönelik uluslararası baskının artabileceğine işaret ediyor.
Müzakerelerin geleceğine dair belirsizlik sürerken, tarafların kendi iç dinamikleri de süreci etkiliyor. ABD'de başkanlık seçimleri yaklaşırken Biden yönetimi, İran'la yeni bir krize girmekten kaçınmak istiyor. Tahran ise ekonomik baskılar altında ve müzakere masasından çekilmesi durumunda daha da yalnızlaşabilir. Bu bağlamda Katar gibi arabulucu ülkelerin rolü kritik. Ancak bağımsız analistler, İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü koruma isteğinin, diplomatik çözümün önündeki en büyük engel olduğunu savunuyor. Uluslararası toplumun, İsrail'i müzakerelere katılmaya teşvik etmesi ve şiddet döngüsünü kırması, Orta Doğu'da kalıcı barış için elzem görünüyor.