FETÖ'nün kumpas davaları sürecinde Silivri Cezaevi'nde şüpheli şekilde hayatını kaybeden MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan savcıların ifadeleri ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında "suç örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklanan savcılar, Kozinoğlu'nun ölümünden önceki 9 dakika 49 saniyelik kayıp süreye ilişkin soruları yanıtladı. İfadelerde, cezaevi kamera kayıtlarındaki boşluğun aydınlatılması için çelişkili açıklamalar yer aldı.
Soruşturmanın Odağındaki 9 Dakika 49 Saniye
Kaşif Kozinoğlu, 2010 yılında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne konulmuş, 7 Şubat 2012 tarihinde cezaevinde hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından yürütülen soruşturmada, cezaevi kameralarının ölüm anından önceki 9 dakika 49 saniye boyunca kayıt yapmadığı tespit edildi. Bu süre zarfında ne yaşandığı bugüne kadar aydınlatılamamıştı. Tutuklanan savcıların ifadelerinde, söz konusu kayıp süreye dair savunmalar dikkat çekti. Bir savcı, "Kamera arızası olduğunu düşündüm, teknik bir sorun olabileceğini değerlendirdim" derken, bir başka savcı ise "O dönem cezaevi yönetiminden gelen bilgiler doğrultusunda hareket ettim, kayıtların incelenmesi talimatını verdim" ifadelerini kullandı. Ancak soruşturma dosyasına göre, savcıların olayın hemen ardından kayıp görüntülerle ilgili herhangi bir resmi işlem başlatmadığı belirlendi.
Kumpas Davaları ve FETÖ Bağlantısı
Kaşif Kozinoğlu, MİT'te Asya Bölge Başmüşaviri olarak görev yapmış, özellikle 2000'li yıllarda terörle mücadele ve istihbarat alanında kritik operasyonlarda yer almıştı. FETÖ'nün kumpas davaları kapsamında hazırlanan iddianamelerde Kozinoğlu'na yönelik suçlamalar yer almış, tutuklanmasıyla birlikte cezaevine gönderilmişti. Ölümünün ardından yapılan otopsi raporlarında kesin bir ölüm nedeni belirtilmemiş, şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmişti. Soruşturma, FETÖ'nün cezaevi yapılanması ve kumpas davalarında görev alan savcıların rolüne odaklanmış durumda. Tutuklanan savcıların ifadelerinde, dönemin cezaevi yönetimiyle olan ilişkileri ve talimat zinciri de sorgulandı. İfadelerde, savcıların bir kısmı kendilerine yöneltilen suçlamaları reddederken, bir kısmı ise "emir kuluyduk" savunması yaptı.
İfadelerdeki Çelişkiler ve Soru İşaretleri
Tutuklu savcıların ifadeleri arasındaki çelişkiler soruşturmanın seyrini etkileyebilir. Bir savcı, Kozinoğlu'nun ölümünden haberdar olduğunda hemen cezaevine gittiğini ve inceleme başlattığını iddia ederken, diğer bir savcı olay yerine hiç gitmediğini, bilgiyi telefonla aldığını söyledi. Ayrıca, kayıp 9 dakika 49 saniyeye ilişkin olarak, savcılardan biri "kamera sisteminin o gün bakımda olduğunu" öne sürerken, cezaevi kayıtlarında böyle bir bakımın yapılmadığı tespit edildi. Soruşturma savcıları, bu çelişkilerin FETÖ'nün cezaevindeki yapılanmasını ve olayın üzerini örtme çabasını gösterdiğini değerlendiriyor. İfadelerde ayrıca, dönemin Silivri Cezaevi Müdürü ve bazı gardiyanların isimleri de geçiyor. Bu kişilerin bir kısmının FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklandığı veya meslekten ihraç edildiği biliniyor.
Soruşturmanın Hukuki Boyutu ve Beklentiler
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma, sadece bir cezaevi ölümü dosyası olmanın ötesinde, FETÖ'nün devlet içindeki kumpas yapılanmasını ortaya koyması açısından kritik görülüyor. Tutuklanan savcılar hakkında "suç örgütüne üye olma", "görevi kötüye kullanma" ve "delil karartma" suçlamaları yöneltiliyor. Savcıların ifadeleri, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni tutuklamaların kapısını aralayabilir. Hukuk uzmanları, kayıp 9 dakika 49 saniyenin aydınlatılmasının, Kozinoğlu'nun ölüm nedenini netleştireceğini ve olası faillerin ortaya çıkarılacağını belirtiyor. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan dosyada, Türkiye'nin etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediği yönünde eleştiriler bulunuyor. Soruşturmanın selameti açısından, tutuklu savcıların yargılanma sürecinin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun düzenli bilgilendirilmesi bekleniyor.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü, Türkiye'de istihbarat görevlilerinin yargı önüne çıkarılması ve cezaevi güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen soruşturmanın derinleşmesi, FETÖ ile mücadelede yargı ayağının önemini gösteriyor. Ancak, soruşturmanın siyasi bir boyut kazanmaması ve bağımsız yargı ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi, toplumun adalete olan güvenini pekiştirecektir. Kozinoğlu ailesinin avukatları, soruşturmanın takipçisi olacaklarını ve gerçeğin ortaya çıkması için mücadele edeceklerini açıkladı.