MİT Eski Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesiyle ilgili dosyada yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmayı takipsizlik kararıyla kapatan dönemin savcısı Ali İşgören'in FETÖ üyesi olduğu ortaya çıkarken, Adli Tıp Kurumu'nda bulunan doku örneklerinin saklandığı katta yaşanan hırsızlık olayı, olayın üzerindeki perdeyi aralıyor. Bu iki kritik gelişme, Kozinoğlu'nun ölümünün arkasındaki karanlık zincirin FETÖ tarafından nasıl örüldüğüne dair önemli ipuçları sunuyor.
Savcı Ali İşgören'in FETÖ bağlantısı
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünü soruşturan savcı Ali İşgören, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanarak meslekten ihraç edildi. İşgören'in örgütün mahrem yapılanması içinde yer aldığı ve kritik davalarda örgüt talimatıyla hareket ettiği belirlendi. Kozinoğlu dosyasını 2012 yılında takipsizlik kararıyla kapatan İşgören'in bu kararı, örgütün dosyayı kapatma yönündeki talimatı doğrultusunda verdiği değerlendiriliyor. Böylece Kozinoğlu'nun ölümündeki şüpheli unsurların üzeri örtülmüş oldu.
Adli Tıp'taki doku örnekleri ve hırsızlık olayı
Kozinoğlu'nun otopsi sırasında alınan doku örnekleri, Adli Tıp Kurumu'nda muhafaza ediliyordu. Ancak doku örneklerinin bulunduğu katta henüz aydınlatılamayan bir hırsızlık olayı meydana geldi. Hırsızlık sırasında yalnızca Kozinoğlu'na ait örneklerin mi hedef alındığı yoksa başka delillerin de yok edildiği mi bilinmiyor. Bu olay, ölüm nedeniyle ilgili kritik delillerin karartılması girişimi olarak yorumlanıyor. Adli Tıp Kurumu'nun FETÖ yapılanmasıyla bağlantılı personelinin bulunması, hırsızlığın örgüt tarafından organize edildiği ihtimalini güçlendiriyor.
Kozinoğlu'nun ölümündeki şüpheli noktalar
Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Ankara'da bulunan evinde ölü bulunmuştu. İlk raporlarda kalp krizi denilse de, vücudundaki bazı izler ve ölüm zamanlaması şüpheleri artırmıştı. Kozinoğlu, MİT'teki görevi sırasında kritik operasyonlarda yer almış ve özellikle FETÖ'nün kripto yapılanmasına dair bilgilere sahipti. Ölümünden kısa süre önce bazı tehditler aldığı iddia edilmişti. Soruşturmayı yürüten savcının FETÖ'cü çıkması ve delillerin kaybolması, ölümün doğal nedenlerle değil, bir suikast sonucu gerçekleşmiş olabileceği tezini güçlendiriyor.
FETÖ'nün karanlık zinciri
Kozinoğlu dosyası, FETÖ'nün devlet kurumlarındaki kripto yapılanmasını gözler önüne seriyor. Örgüt, hem yargı hem de adli tıp gibi kritik birimlere sızarak, kendi çıkarlarına aykırı delilleri yok etme kabiliyetine sahipti. Savcı Ali İşgören'in tutuklanması ve Adli Tıp'taki hırsızlık, bu yapının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılması, FETÖ'nün geçmişte işlediği cinayetlerin aydınlatılması açısından da kritik önem taşıyor.
Bağımsız değerlendirme
Kaşif Kozinoğlu dosyası, Türkiye'nin yakın tarihindeki en karanlık suikastlardan biri olarak hafızalarda yer ediyor. Savcının FETÖ bağlantısı ve Adli Tıp'taki delil kaybı, soruşturmanın baştan itibaren örgüt tarafından manipüle edildiğini gösteriyor. Bu dosya, yalnızca bir cinayetin değil, aynı zamanda devletin kritik kurumlarına sızmış bir yapının itibarının da sorgulanmasına yol açıyor. Kozinoğlu'nun ailesi ve kamuoyu, yıllardır bu dosyanın peşini bırakmayarak gerçeğin ortaya çıkmasını bekliyor. FETÖ ile mücadelede gelinen noktada, geçmişte kapatılan dosyaların yeniden açılması ve sorumluların hesap vermesi, adaletin tesisi için elzem görünüyor.