Türkiye, evlilik yaşını düşürme, doğurganlık hızını artırma ve nüfusun yaşlanmasını önleme çalışmalarına hız verdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, genç nesillerde kardeş sayısının azalmasıyla kardeşsiz bir topluma doğru gidildiğini belirterek, bunun yalnızlık ve bakım ekonomisi açısından büyük riskler taşıdığını vurguladı.
Doğurganlık Hızı Endişe Verici Boyutta
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, toplam doğurganlık hızı 2001'de 2,38 çocuk iken, 2023'te 1,62'ye geriledi. Bu, nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,10'un oldukça altında. Bakan Göktaş, "Genç nesillerde kardeş sayısı azalıyor, hatta birçok çocuk kardeşsiz büyüyor. Bu durum, ileride yalnızlık ve bakım ekonomisi açısından büyük bir yük oluşturacak" dedi.
Evlilik yaşının yükselmesi de doğurganlığı olumsuz etkiliyor. Ortalama ilk evlilik yaşı kadınlarda 29'a, erkeklerde 32'ye çıktı. Bakanlık, evlilik yaşını düşürmek için maddi teşvikler ve gençlere yönelik evlilik kredileri üzerinde çalışıyor.
Nüfus Yaşlanıyor, Bakım Yükü Artıyor
Türkiye, henüz genç bir nüfusa sahip olsa da hızla yaşlanıyor. 65 yaş üstü nüfus 2023'te %10,2'ye ulaştı. 2040'ta bu oranın %16'yı aşması bekleniyor. Kardeşsiz büyüyen çocukların ileride yaşlı ebeveynlerine bakmak zorunda kalması, bakım ekonomisi üzerinde ciddi baskı yaratacak.
Uzmanlar, kardeşsiz toplumun sosyal izolasyonu artıracağını, aile bağlarını zayıflatacağını ve ruh sağlığı sorunlarına yol açacağını belirtiyor. Ayrıca, bakım hizmetlerine olan talebin artması, devletin sosyal harcamalarını yükseltecek.
Hükümetin Politikaları ve Çözüm Arayışları
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, doğurganlığı artırmak için bir dizi önlem üzerinde çalışıyor: doğum yardımlarının artırılması, kreş ve çocuk bakım desteğinin genişletilmesi, esnek çalışma modellerinin teşvik edilmesi ve genç çiftlere konut desteği sağlanması. Bakan Göktaş, "Kardeşsiz toplumun önüne geçmek için aile kurumunu güçlendirmeliyiz" çağrısı yaptı.
Ancak, ekonomik zorluklar ve işsizlik, gençlerin evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarını ertelemelerine neden oluyor. Kadınların iş gücüne katılımının artması da doğurganlık üzerinde baskı oluşturuyor. Uzmanlar, kapsamlı bir nüfus politikasının şart olduğunu vurguluyor.
Kardeşsiz bir toplum, sadece demografik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir tehdit. Türkiye'nin geleceği için doğurganlık hızını artırmak ve aile yapısını korumak kritik önem taşıyor. Bakanlığın attığı adımlar olumlu olsa da, sonuç almak için toplumsal farkındalık ve sürdürülebilir politikalar gerekiyor.