Ana muhalefet partisi CHP'nin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organları, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasına maruz kaldı. Bu Kafkaesk “yargısal” karar, partinin demokratik işleyişine ve kamu hukukunun temel ilkelerine ağır bir darbe olarak değerlendiriliyor.
Mahkeme Kararının Ayrıntıları
İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirdiği 21. Olağan Genel Kurul'unda seçilen Parti Meclisi, Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu'nun görevlerine son verilmesine hükmetti. Karar, istinaf mahkemesinin onayıyla yürürlüğe girdi. Mahkeme, kurultayın usulsüz olduğu gerekçesiyle mutlak butlan kararı verirken, aynı zamanda seçilen organların faaliyetlerini durduran tedbir uyguladı.
Hukuki ve Siyasi Tepkiler
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kararı “siyasi bir darbe” olarak nitelendirdi ve “Kamu hukuku, bir mahkeme kararıyla lağvedilemez” dedi. Parti sözcüsü, kararın Anayasa'nın 68. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesine aykırı olduğunu belirtti. Hukukçular ise, bir siyasi partinin seçilmiş organlarının mahkeme kararıyla görevden alınmasının demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguluyor.
Geçmiş ve Bağlam
Türkiye'de siyasi partilerin kapatılması veya yönetimlerine el konulması sıkça yaşanan bir olgu olsa da, bir ana muhalefet partisinin seçilmiş organlarının bu şekilde tedbir yoluyla görevden alınması ilk kez yaşanıyor. 2000'li yıllarda Refah Partisi ve HADEP gibi partiler Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştı, ancak bu karar bir asliye mahkemesi tarafından alınmıştı. Kararın, CHP'nin cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik aday belirleme sürecini etkileyebileceği belirtiliyor.
Siyaset bilimciler, bu kararın Türkiye'de siyasi partilerin özerkliğine yönelik ciddi bir tehdit olduğunu ve muhalefet partilerinin faaliyetlerinin mahkeme kararlarıyla durdurulabileceği endişesini doğurduğunu ifade ediyor. Kararın Yargıtay sürecinde bozulması durumunda dahi, yargısal müdahalenin siyasi atmosfer üzerinde kalıcı etkileri olacağı düşünülüyor.
Son olarak, bu olay Türk siyasi tarihinde yargı ile siyaset arasındaki hassas dengenin bir kez daha sorgulanmasına neden oldu. CHP'nin hukuk mücadelesini sürdüreceği ve konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacağı belirtiliyor. Kamu hukukunun üstünlüğü ilkesi, bu tür yargı kararları karşısında ne ölçüde korunabilecek, zaman gösterecek.