17 Haziran'da ABD ile İran arasında imzalanan nükleer mutabakatın üzerinden iki hafta geçmeden Hürmüz Boğazı yeniden çatışma alanına döndü. İran, Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD üslerini hedef alırken, ABD Merkez Komutanlığı da boğaz çevresinde 10 İran askeri hedefini vurdu. Tarafların görüşmeleri askıya aldığı iddia edilirken, Axios haber sitesi tarafların yeniden müzakere masasına dönmek için dolaylı temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.
İlk ateşkes, ilk ihlal
17 Haziran mutabakatı, tarafların Hürmüz Boğazı'nda gerginliği azaltmasını ve diplomatik görüşmelere başlamasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sadece 13 gün sonra, İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kuvvetleri, Kuveyt'teki Camp Arifjan üssüne füzelerle saldırdı. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, ABD Merkez Komutanlığı misilleme olarak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki roket rampalarını ve radar sistemlerini imha etti. Bölgedeki İran yanlısı Hashed el-Şaabi güçleri de Bahreyn'deki ABD Donanma üssüne yönelik İHA saldırısı düzenledi, ancak sistemler tarafından etkisiz hale getirildi.
Müzakere maskesi altında çatışma
Diplomatik kaynaklar, tarafların Viyana'da yürüttüğü müzakerelerin askıya alındığını ancak Umman ve Katar arabuluculuğunda gizli kanalların açık olduğunu belirtiyor. Axios'un aktardığına göre, ABD Başkanı'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi arasında son 48 saatte iki kez dolaylı mesaj trafiği yaşandı. Ancak İran, ABD'nin taleplerini 'kabul edilemez' bulurken, Washington da Tahran'ın füze programına yönelik kısıtlama getirilmeden anlaşmanın 'kağıt üzerinde kalmaya mahkum' olduğunu savunuyor.
Petrol fiyatları ve küresel etkiler
Çatışmaların ardından Brent petrolün varil fiyatı 92 dolara yükselirken, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinde yüzde 20 azalma yaşandı. Uzmanlar, boğazın kapatılması halinde küresel petrol arzının yüzde 20'sinin kesintiye uğrayacağını, bunun da benzin ve doğal gaz fiyatlarına anında yansıyacağını belirtiyor. Suudi Arabistan ve BAE, alternatif petrol hatlarının devreye alınabileceğini açıklasa da mevcut altyapının yetersiz olduğu ifade ediliyor. Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, diplomatik çözüm için taraflara baskı yaparken, Rusya ise çatışmanın 'ABD'nin bölgedeki askeri varlığının meşruiyetini sorgulattığını' savunuyor.
Tarihsel bağlam ve değerlendirme
2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle çökmesinden bu yana, Hürmüz Boğazı sürekli bir gerilim hattı oldu. 2019'da petrol tankerlerine yönelik saldırılar, 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ve 2024 başında İran'ın nükleer tesislerine yönelik İsrail saldırıları, güven inşasını imkansız hale getirdi. Mevcut çatışma, tarafların bir anlaşmaya ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Anlaşmanın askıya alınması, diplomasinin tamamen terk edildiği anlamına gelmese de, sahadaki ateş gücünün masadaki müzakere yeteneğini gölgede bıraktığı açık. Bölge, yeniden her an patlamaya hazır bir barut fıçısına dönüşmüş durumda.