İstanbul Kağıthane'de 3 çocuk annesi Bedriye Karaçay'ı boğarak öldürdükten sonra cesedini Ayazağa'daki ormanlık alana atan Volkan Karaçay, polis ekiplerine verdiği ifadede kan donduran detayları anlattı. Zanlının, “Eşim benden boşanmak istiyordu, cinnet getirdim” sözleri ise olayın vahametini gözler önüne serdi.
Cinnet Anının Anlatımı: ‘Boğarken Kendimi Kaybettim’
Volkan Karaçay, emniyetteki ifadesinde olay gününü şöyle anlattı: “Sabah evde tartışmaya başladık. Bedriye benden boşanmak istediğini söyledi. Bu beni çılgına çevirdi. Sinirlerime hakim olamadım, boğazına sarıldım. O an kendimi kaybetmiştim. Ne yaptığımı bilmiyordum.” Zanlı, eşinin hayatını kaybettiğini anlayınca paniğe kapıldığını ve cesedi ormanlık alana taşıdığını itiraf etti. Emniyet kaynakları, Karaçay’ın ifadesinde “Pismanım ama geri dönüşü yok” dediğini aktardı.
3 Çocuk Annenin Dramı
Olay, geçtiğimiz günlerde Kağıthane’de yaşanan aile içi şiddetin son halkası olarak kayıtlara geçti. Bedriye Karaçay’ın 3 çocuğu, annelerinin ölümünün ardından büyük bir yıkım yaşadı. Komşuları, çiftin sık sık tartıştığını ve Bedriye Karaçay’ın şiddet gördüğünü belirtti. Ancak yine de bu vahşetin yaşanacağını kimse tahmin edememişti. Sosyal hizmetler uzmanları, bu tür olaylarda aile içi şiddetin önlenmesi için erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekti.
Polis ekipleri, Volkan Karaçay’ın ifadesinin ardından olayla ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Karaçay, “kasten öldürme” suçlamasıyla adliyeye sevk edildi ve tutuklanarak cezaevine gönderildi. İfade sırasında soğukkanlı tavırları dikkat çeken zanlının, “Ben iyi bir baba ve kocaydım, bir anlık öfke her şeyimi mahvetti” şeklinde konuştuğu öğrenildi.
Aile İçi Şiddetle Mücadelede Eksikler
Bu acı olay, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin ne kadar ciddi bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kadın cinayetlerinin önlenmesi için alınan tedbirlerin yetersiz kaldığına dikkat çeken uzmanlar, “Özellikle boşanma süreçlerinde kadınların korunması için daha etkin adımlar atılmalı” dedi. İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden avukatlar, “Şiddet mağdurlarının başvurabileceği destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve toplumsal bilincin artırılması şart” açıklamasında bulundu.
Olayın yankıları sürerken, Bedriye Karaçay’ın cenazesi otopsi sonrası toprağa verildi. Gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlanan kadının, ailesi ve yakınları adalet istediklerini dile getirdi. Mahkeme sürecinin ise önümüzdeki günlerde başlaması bekleniyor.
Sonuç: Toplumsal Bir Yara
Kağıthane’deki bu vahşet, yalnızca bir ailenin değil, tüm toplumun vicdanını yaraladı. Her gün haber bültenlerinde gördüğümüz kadın cinayetleri, aslında başka türlü de çözülebilecek aile içi sorunların trajik bir sonucu. Bu tür olayların önüne geçebilmek için hukuki düzenlemelerin yanı sıra, bireysel ve toplumsal olarak da ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Sevdiklerimizi kaybetmeden önce şiddetin hiçbir türünün meşru olmadığını kabul etmeli ve kadınların güvende hissedebileceği bir toplum inşa etmeliyiz. Aksi takdirde bu acı tabloyu izlemeye devam etmekten başka çaremiz olmayacak.