İzmir'in Selçuk ilçesinde, 2024 yılında dönemin Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel'e yönelik fiziksel saldırıda bulunduğu gerekçesiyle yargılanan Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Hüseyin Ülgü, mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırıldı. Karar, yerel siyasette kadına şiddet konusunda önemli bir mesaj olarak değerlendirilirken, adli sürecin detayları kamuoyuyla paylaşıldı.
Olayın Geçmişi ve Yargı Süreci
Yaşanan olay, 2024 yılının Mart ayında Selçuk'ta bir toplantı sırasında meydana geldi. O dönem belediye başkanlığı görevini yürüten Filiz Ceritoğlu Sengel, kooperatif üyeleriyle bir araya geldiği sırada Hüseyin Ülgü'nün sözlü ve fiziksel saldırısına uğradı. Saldırı anları, toplantıda bulunan diğer katılımcılar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerin sosyal medyada yayılmasının ardından kamuoyunda büyük tepki oluştu ve Ülgü hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ülgü, 'kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret' ve 'kamu görevlisine görevinden dolayı basit yaralama' suçlarından iddianame düzenlendi. İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmalarda, mağdur Sengel'in beyanları ve tanık ifadeleri alındı. Mahkeme, sanığın eylemlerini sübuta erdiren delilleri yeterli bularak Ülgü'yü suçlu buldu.
Mahkeme Kararı ve Cezanın Niteliği
Mahkeme heyeti, Hüseyin Ülgü'ye 'kamu görevlisine görevinden dolayı basit yaralama' suçundan 1 yıl hapis cezası verdi. Ayrıca 'kamu görevlisine hakaret' suçundan da 5 ay hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme, cezaların ertelenmesine yer olmadığına karar vererek, sanığın cezasının infazına başlanmasını kararlaştırdı. Karar, duruşmada hazır bulunan izleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı.
Kararın açıklanmasının ardından açıklama yapan Filiz Ceritoğlu Sengel, "Adalet yerini buldu. Bu karar, yalnızca benim için değil, ülkemizde kadına yönelik şiddetin önlenmesi açısından da önemli bir kazanımdır. Hiçbir kadın, görevini yaparken şiddete maruz kalmamalıdır. Yargıya güvenim tamdır." ifadelerini kullandı.
Yerel Siyasette Yankılar ve Tepkiler
Olay, Selçuk yerel siyasetinde uzun süre gündemde kaldı. Saldırı, sivil toplum kuruluşları ve kadın dernekleri tarafından kınandı. Türkiye genelinde de kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları yürüten platformlar, konuyu sosyal medyada etiket kampanyalarıyla gündeme taşıdı. Ülgü'nün görev yaptığı kooperatif, geçici olarak yönetim kurulu kararıyla yetkilerini askıya alarak yerine vekil başkan atadı.
Siyasi partilerin ilçe başkanlıkları da kararın ardından ortak bir basın açıklaması yaparak, "Bir kadının belediye başkanı olarak görev yaptığı sırada maruz kaldığı bu saldırı, demokrasiye de bir saldırıdır. Mahkemenin verdiği karar, bu tür davranışların asla kabul edilemeyeceğini göstermiştir." şeklinde konuştu.
Öte yandan, konuyla ilgili olarak Selçuk Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Belediye Başkanımıza yönelik saldırıyı bir kez daha kınıyoruz. Yargı sürecinin adil bir şekilde sonuçlanması, hukukun üstünlüğüne olan inancımızı pekiştirmiştir." denildi.
Kadına Şiddetle Mücadele Bağlamında Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de kadınların siyasette ve kamu görevlerinde karşılaştığı şiddet ve mobbing vakalarının sadece bireysel bir olay olmadığını, aynı zamanda yapısal bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kadına yönelik şiddet, yalnızca fiziksel değil, psikolojik, ekonomik ve dijital boyutlarıyla da ele alınması gereken ciddi bir toplumsal meseledir. Mahkemenin verdiği hapis cezası, caydırıcılık açısından önemli bir emsal teşkil ederken, mağdurların adalete erişimini güçlendiren bir adım olarak kaydedildi.
Uzmanlar, benzer vakalarda cezaların artırılması ve toplumsal farkındalığın yükseltilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kadınların kamusal alanda aktif rol almasını engellemeye yönelik her türlü şiddet eylemi, demokrasinin temel değerlerine de zarar vermektedir. Bu nedenle, hukuki süreçlerin takip edilmesi ve toplumsal tepkinin sürdürülmesi, daha güvenli bir gelecek için kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, Selçuk'ta yaşanan bu olay, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadelede hukukun işlediğini gösteren somut bir örnek olarak tarihe geçti. Hüseyin Ülgü'nün aldığı hapis cezası, hem mağdur tarafından hem de kamuoyu tarafından adaletin tecellisi olarak değerlendirildi. Toplumun her kesiminden gelen destek, kadına şiddete sıfır tolerans ilkesinin ne kadar benimsediğini ortaya koyuyor.