Bursa'da 18 yaşındaki Gökçe Alkan'ı vahşice katleden saldırganın sosyal medya hesabı, olayın ardından bir günde tam 15 kat büyüdü. Hesabı takip edenlerin büyük çoğunluğunun kadın kullanıcılar olduğu görüldü. Bu tablo, toplumda infial yaratırken, sosyal medyanın şiddet faillerine yönelik algısını da tartışmaya açtı.
Olayın ayrıntıları ve hesap patlaması
Bursa'da 18 yaşındaki Gökçe Alkan, geçtiğimiz günlerde katledildi. Olayın faili, gözaltına alınmasının ardından sosyal medya hesapları üzerinden takipçi akınına uğradı. Edinilen bilgilere göre, saldırganın hesabı bir günde 15 kat büyüdü. Normalde birkaç yüz takipçisi olan hesap, kısa sürede binlerce kişi tarafından takip edilmeye başlandı. Takipçi artışının büyük bölümünü kadın kullanıcılar oluşturdu.
Olayın duyulmasıyla birlikte sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, saldırganın hesabına yöneldi. Bazı kullanıcılar merak, bazıları ise tepki amacıyla hesabı takip etti. Ancak takipçi sayısındaki artış, beraberinde ciddi eleştirileri getirdi. Kadın cinayetleriyle mücadele eden sivil toplum kuruluşları, bu durumun kadına yönelik şiddeti normalleştirebileceği uyarısında bulundu.
Kadın takipçilerin profili ve tepkiler
Hesabı takip eden kadın kullanıcıların profilleri incelendiğinde, çoğunun genç yaşta olduğu ve sosyal medyayı aktif kullandığı görüldü. Uzmanlar, bu ilginin altında yatan nedenleri araştırırken, sosyal medyanın faili meşhur etme potansiyeline dikkat çekiyor. Psikologlar, özellikle genç kadınların şiddet faillerine yönelik bu tür bir ilgi göstermesinin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve medyada şiddetin sunumuyla ilişkili olabileceğini belirtiyor.
Kadın hakları savunucuları, sosyal medya platformlarının bu tür hesapları denetlemesi gerektiğini vurguluyor. Bir açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu sözcüsü, "Bir katilin hesabının bu kadar takipçi kazanması, toplumdaki şiddet algısının ne kadar bozuk olduğunu gösteriyor. Bu hesabı takip edenler, farkında olmadan şiddeti ödüllendiriyor" dedi.
Öte yandan, bazı sosyal medya kullanıcıları ise hesabı takip etme nedenlerinin farklı olduğunu savundu. Kimi kullanıcılar, "Sadece ne paylaştığını görmek için takip ettim, desteklediğim için değil" açıklamasını yaparken, kimileri de hesabı ifşa etmek amacıyla takip ettiğini belirtti. Ancak uzmanlar, bu tür gerekçelerin takipçi sayısını artırarak failin görünürlüğünü artırdığını ve istenmeyen bir sonuç doğurduğunu ifade ediyor.
Sosyal medyanın şiddet faillerine yaklaşımı
Bu olay, sosyal medya platformlarının şiddet faillerine yönelik politikalarını bir kez daha gündeme getirdi. Platformların, suç işleyen kişilerin hesaplarını askıya alması veya kısıtlaması gerektiği yönünde çağrılar yükseliyor. Ancak mevcut durumda, birçok platform yalnızca yasal bir talep olduğunda hesapları kapatıyor. Bu da fail hesaplarının takipçi kazanmaya devam etmesine olanak tanıyor.
Bursa'daki olayda da benzer bir durum yaşandı. Saldırganın hesabı, takipçi akınına uğradıktan sonra hâlâ aktif. Sosyal medya şirketlerinin bu konuda daha etkin adımlar atması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, algoritmaların şiddet içerikli hesapları öne çıkardığını ve bunun da failin daha fazla görünür olmasına yol açtığını söylüyor.
Dijital medya uzmanı Dr. Aylin Yıldız, "Sosyal medya platformları, suç işleyen kişilerin hesaplarını tespit edip derhal kısıtlamalı. Aksi halde bu tür hesaplar, şiddeti teşvik eden birer vitrine dönüşüyor" dedi. Yıldız, ayrıca kullanıcıların da bilinçli davranması gerektiğini, merak veya tepki amaçlı takiplerin bile failin popülerliğini artırdığını vurguladı.
Toplumsal cinsiyet ve şiddet bağlamı
Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri son yıllarda artış gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre, 2023 yılında 315 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bu cinayetlerin failleri, sosyal medyada zaman zaman destek görebiliyor veya hayran kitlesi edinebiliyor. Bu durum, toplumda kadına yönelik şiddetin normalleştirilmesine katkı sağlıyor.
Gökçe Alkan cinayeti de bu bağlamda değerlendirildiğinde, failin sosyal medyada takipçi kazanması, kadın cinayetlerinin ne kadar kanıksandığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Kadın örgütleri, bu tür olayların medyada ve sosyal medyada nasıl sunulduğunun önemine dikkat çekiyor. Failin isminin ve fotoğrafının paylaşılması, onun meşhur olmasına yol açıyor. Bu nedenle, sorumlu habercilik ilkeleri çerçevesinde failin kimliğinin ön plana çıkarılmaması gerektiği belirtiliyor.
Ancak sosyal medyada bu kurala pek uyulmuyor. Kullanıcılar, failin hesabını paylaşarak veya takip ederek istemeden de olsa onun görünürlüğünü artırıyor. Bu da failin toplum içinde bir tür statü kazanmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu döngünün kırılması için hem platformlara hem de kullanıcılara büyük görev düştüğünü söylüyor.
Ne yapılmalı?
Sosyal medya platformlarının, şiddet faillerine yönelik daha katı politikalar izlemesi gerekiyor. Örneğin, bir kişi cinayetle suçlandığında hesabı derhal dondurulmalı veya kısıtlanmalı. Ayrıca, algoritmaların bu tür hesapları öne çıkarması engellenmeli. Kullanıcılar da fail hesaplarını takip etmemeli, paylaşmamalı ve etkileşimde bulunmamalı.
Medya kuruluşları ise kadın cinayetlerini haberleştirirken failin kimliğini ön plana çıkarmaktan kaçınmalı, olayı toplumsal bir sorun olarak ele almalı. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalı. Bu olay, sosyal medyanın şiddet faillerine nasıl bir platform sunduğunu gözler önüne seriyor. Toplum olarak bu konuda duyarlı olmak ve şiddeti normalleştiren her türlü davranıştan kaçınmak gerekiyor.
Gökçe Alkan'ın acı kaybı, bir kez daha kadın cinayetlerine karşı mücadelenin önemini hatırlatıyor. Failin sosyal medyada takipçi kazanması ise bu mücadelede kat edilmesi gereken çok yol olduğunu gösteriyor.